Rapora göre Pekin, medya kanalları, diplomatik ağlar, ekonomik nüfuz araçları ve kültürel faaliyetlerle bölgedeki algıyı yönlendirmeye çalışıyor. Kamuoyunun Çin’in toplu tutuklama, yoğun gözetim, zorla çalıştırma ve dini baskı uygulamalarına ilişkin tutumunu değiştirmeyi hedefleyen bu strateji, sadece ticaret ya da diplomatik ilişki geliştirme amacına hizmet etmiyor. Rapor, bu hamlenin bilfiil “hak ihlallerini aklama” girişimi olduğunu vurguluyor.
Rapor, Çin’in Arapça yayınlar yapan devlet medyasından başlayarak, yerel medya kuruluşlarıyla içerik paylaşım anlaşmaları gerçekleştirdiğini, bölgesel influencer’ların işe alındığını, sosyal medya manipülasyonlarının koordine edildiğini ve gözetim teknolojilerinin ihraç edildiğini belirtiyor. Tüm bu yöntemler, bölgedeki halkın içerideki insan hakları ihlallerine dair eleştirel düşünmesinin önünü kesiyor.
Peki, Çin bu propaganda mekanizmalarını nasıl işletiyor?
- Devlet Medyası Yayınları: Arapça yayın yapan Çin medyası, Uygur bölgelerinde “barış ve refahın sağlandığı” imajını öne çıkarıyor.
- İçerik Paylaşımı Anlaşmaları: Çin’den çıkan haberler, yerel yayıncıların kanallarında yeniden dolaşıma sokuluyor.
- Sosyal Medya Fenomenlerinin Kullanımı: Bölgeden seçilen sosyal medya fenomenleri, Çin propagandasını samimi bir üslupla sunarak daha etkili bir görünüm sağlıyor.
- Sosyal Medya Stratejisi: Algı yönetimi amacıyla sosyal platformlarda koordineli mesaj ve içerik kampanyaları yürütülüyor.
- Teknoloji İhracatı: Çin yapımı gözetim sistemleri ve cihazlar, bölge ülkelerine satılarak nüfusu kontrol aracı haline getiriliyor.
Raporun vurguladığı gibi bu propaganda faaliyetlerinin temel amacı, Doğu Türkistan’daki zulme dair uluslararası hafızayı silmek yerine “yeni bir algı inşa etmek”. Çin, bölge ülkeleriyle ekonomik bağlarını güçlendirerek “algı işbirliği” zemini oluşturuyor; böylece insan hakları ihlalleri gölgede bırakılıyor.
Raporun İngilizce versiyonunu aşağıdan okuyabilirsiniz.

