Uydurma “Hizb-ut Tahrir” davası kapsamında 14 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Mustafayev, Rusya’nın Tambov kentindeki sıkı güvenlikli cezaevinde tutuluyor. Şubat ayında bel ağrısı şikâyetiyle nöropatoloğa başvuran Mustafayev’e röntgen çekilmesi gerektiği söylendi. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen ne röntgen çekildi ne de önerilen enjeksiyon uygulandı. Cezaevi yönetimi ise sessiz.
İşkence Niteliğinde İhmal
Mustafayev’in ailesi tarafından aktarılan bilgilere göre, sırt ağrıları nedeniyle gönderilen ağrı kesicilerle ayakta durmaya çalışan insan hakları savunucusu, aynı zamanda kalp ağrıları ve görme problemleri de yaşıyor. Bu tablo, yalnızca bir sağlık ihmali değil; doğrudan insan haklarına karşı işlenen bir suç olarak yorumlanıyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri ve hukuk savunucuları, Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik uygulamalarını yıllardır “etnik temelli baskı politikaları” olarak tanımlıyor. Mustafayev’in maruz kaldığı muamele de bu kapsamda değerlendiriliyor. Zira iki yılı aşkın süredir ağır rejimli bir koğuşta tutulması, fiziksel ve psikolojik işkence anlamına geliyor.
Sessiz Kalan Dünya Vicdanı
Özellikle Batılı ülkelerin “ifade özgürlüğü” ve “insan hakları” konusunda gösterdiği seçici hassasiyet, Mustafayev gibi onlarca Kırım Tatarı mahkûmun yaşadığı trajediyi görünmez kılıyor. Uluslararası kamuoyunun bu açık ihlaller karşısında sessizliğini koruması ise dikkat çekiyor.
Kırım Tatarlarına Yönelik Zulüm Devam Ediyor
Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edilmesinin ardından, yüzlerce Kırım Tatarı aktivist, gazeteci ve din adamı benzer “terör” suçlamalarıyla hedef alındı. Server Mustafayev’in başına gelenler, bu baskı mekanizmasının en güncel örneklerinden biri.
İnsan hakları savunucuları, Rusya’nın keyfi yargılamalarına ve cezaevi sistemindeki sistematik hak ihlallerine karşı uluslararası hukukun harekete geçmesini talep ediyor.

