İşgalci israil makamları ve ordusu, daha önce Gazze’deki Filistinliler ve Güney Lübnan’daki Lübnanlılar için uyguladığı, Suriyelilere cep telefonları aracılığıyla kısa mesaj gönderme politikasını ilk kez benimsiyor.
Bazı bölge sakinleri, işgalci israil kaynaklı olduğunu söyledikleri mesajların telefonlarına geldiğini ve standart bir formatta “sabotajcıların toplandığı yerlerden uzak durmalarını” istediklerini doğruladı.

Bölge sakinleri “sabotajcıları” mevcut yetkililerin askeri güçleri olarak yorumladı, zira işgalci israil hükümeti yetkililerinin de yakın zamanda ifade ettiği gibi mevcut yetkilileri “Şam’da hükümeti ele geçiren terörist bir otorite” olarak görüyor.
Ancak pek çok kişi, Esed rejiminin düşmesinden önce ve sonra aynı sivillerin yaşadığı aynı yerleri durmaksızın bombalarken, Alevileri bombalardan korumak istediğini iddia eden işgalci israil’in niyetini sorguladı.
Kardaha ve Tartus’a Bombardıman
Pazartesi günü işgalci israil ordusu, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed’in doğum yeri olan Kardaha bölgesinde eski Suriye rejiminin silah deposu olan bir askeri alanı hedef aldığını duyurdu.
İşgalci israil jetleri ayrıca mevcut Savunma Bakanlığı unsurlarının konuşlandığı batıdaki liman kenti Tartus’taki hedefleri de vurdu.
İşgalci israil ordusundan yapılan açıklamada, “Bölgedeki son gelişmeler nedeniyle bu yerlerdeki altyapıyı vurmaya karar verdik” denildi. Yerel kaynaklara göre mevcut Suriye ordusunun unsurları eski rejime ait noktalarda ve İsrail’in hedef aldığı iki noktada konuşlanmış görünüyor ve işgal bunu istenmeyen bir gelişme olarak değerlendiriyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Tartus limanı yakınlarında büyük bir patlama sesi duyulduğunu ve ardından dumanların yükseldiğini bildirdi.
Beşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te düşmesinden bu yana işgalci israil, Suriye toprakları içindeki tampon bölgeyi kontrol etti ve ülke genelindeki askeri hedefleri bombaladı. İşgalci israil savaş uçakları 8 Aralık’tan 2024’ün sonuna kadar Suriye askeri bölgelerine 500’den fazla saldırı düzenledi.
İşgalci israil, Esed’i deviren silahlı grupların başında gelen Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Suriye’nin güneyinde askeri varlık göstermesine izin vermeyeceğini açıkladı.
Başta Benjamin Netanyahu ile dışişleri ve savunma bakanları olmak üzere israilli yetkililer de yeni yetkilileri Suriye’deki azınlıkları, özellikle de Dürzi ve Kürtleri hedef almamaları konusunda uyardı.
Önceki gün işgalci israil Savunma Bakanı Yisrael Katz Suriye hükümetini tehdit eden bir açıklama yaparak şunları söyledi “Rejim Dürzilere saldırırsa sonuçlarına bizim tarafımızdan katlanacaktır, orduya hazırlık emri verdik ve rejim Dürzilere zarar verirse biz de ona zarar vereceğiz.”
İşgalci israil Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ise “İslamcılar güzel konuşuyorlar ama Alevilerden intikam alıyorlar ve Kürtlere zarar veriyorlar” dedi.
Gözlemciler işgalci israil’in Suriye’deki azınlıkların savunucusu gibi görünmeye çalıştığını düşünürken, Suriyelilerin çoğu Suriye’nin askeri cephaneliğini yok eden ve güney Suriye’ye onlarca kilometre giren Tel Aviv ve sağcı hükümetinin azınlık ya da çoğunluğu umursamadığını, yayılmacı hedeflerine ulaşmak için Suriye’nin dokusuyla oynadığını ve ülkeyi mezhepsel ve etnik temelde böldüğünü kabul ediyor.
Ancak şuradan buradan çıkan ve mezhepsel katliamlar karşısında “israil de olsa” müdahale çağrısı yapan bazı sesler, İsrail müdahalesine karşı Suriyelilerin mutabakatını bozuyor ve Suriye’nin daha fazla bölünme tehdidiyle karşı karşıya olduğu kırılgan bir dönemde işgalci israil tarafından Suriye’nin içişlerine daha fazla müdahale etmek için kullanılıyor ki gözlemciler bunun her şeyden önce İsrail’in çıkarına olduğuna inanıyor.

