Şahitlikte yer alan bilgilere göre, Tacikistan’da Müslümanların temel ibadetlerini yerine getirmeleri dahi cezalandırılıyor. Bir kez başörtüsü takan ya da sakal bırakan kişilere para cezası verildiği, tekrarında ise hapis cezası uygulandığı belirtiliyor. Camiiler açık olsa da, kalabalık topluluklarla ibadet yapılmasına izin verilmediği, fazla sayıda kişi camide yakalanırsa hem caminin kapatıldığı hem de bireysel para cezaları kesildiği belirtiliyor.
Ayrıca, kamuya açık alanlarda ibadet edenlerin sorguya çağrıldığı, cep telefonlarında dini içerikli vaazlar bulunmasının dahi para cezası veya hapisle sonuçlandığı söyleniyor. Şahitliğe göre, bir kişide her dini ses kaydı başına 300 dolarlık ceza kesiliyor. Ödeyemeyenler ise hapse atılıyor.
Tanıklıkta öne çıkan diğer bir olayda, bir Tacik vatandaşının komşu ülke Özbekistan’da bir din adamı ile fotoğraf çektirmesi sebebiyle 20 bin dolarlık bir ceza ile karşı karşıya kaldığı, ödemezse 15 yıla kadar hapisle tehdit edildiği bildirildi.
Tacikistan’da halk arasında yoğun bir korku atmosferi olduğu, rejimi eleştirenlerin “fitneci” olarak damgalandığı, yönetime bağlı olmayan imamların ise baskıya uğradığı da ifadeler arasında.
İfade özgürlüğü ve dini özgürlükler alanında uluslararası kuruluşlar Tacikistan’daki uygulamaları zaman zaman eleştirse de, bu tür bireysel tanıklıklar devletin resmi açıklamalarıyla çelişiyor. İnsan hakları örgütleri ise ülkede bağımsız şekilde araştırma yapmanın zorluğuna dikkat çekiyor.
Tacikistan hükümeti ise geçmişte benzer suçlamaları reddederek, alınan önlemlerin “aşırılıkla mücadele” kapsamında değerlendirildiğini savunmuştu.
Özellikle komşu ülkelerde yaşayan Tacik diasporası, yaşananlara karşı artan bir duyarlılık içerisinde. Tanıklık metni, sosyal medyada “Tacikistan Doğu Türkistan’ın izinden mi gidiyor?” sorusunu da gündeme taşıdı.
Uluslararası toplumun bu iddialarla ilgili nasıl bir tepki vereceği merakla bekleniyor.

