Çin’in küresel ölçekte genişleyen ekonomik nüfuzu, ülkelerin Pekin yönetimiyle kurduğu finansal ilişkiler üzerinden tartışılmaya devam ediyor. Ekonomim’in 10 Ekim 2026 tarihli haberinde aktarılan araştırmaya göre Türkiye’nin Çin’e olan borcu 28 milyar dolara ulaştı. Bu tutarla Türkiye, Çin’e en fazla borcu bulunan ülkeler sıralamasında 10’uncu sırada gösterildi.
Türkiye’nin böylesine büyük bir ekonomik güç karşısındaki borç pozisyonu, yalnızca finansal bir istatistik olarak değerlendirilemez. Dış finansman ilişkilerinin hangi şartlarda kurulduğu, borçların hangi alanlarda kullanıldığı ve uzun vadede nasıl bir ekonomik bağımlılık doğurabileceği de sorgulanması gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Çin’in alacaklı olduğu ülkeler listesinde Türkiye ilk 10’da
Dünya Bankası verilerine dayandırılan araştırmada Çin’e en fazla borcu bulunan ülkelerin başında 169 milyar dolarla Rusya geliyor. Venezuela 113 milyar dolarla ikinci, Pakistan ise 69 milyar dolarla üçüncü sırada bulunuyor.
Listenin devamında Angola 65 milyar dolar, Kazakistan 64 milyar dolar, Endonezya 55 milyar dolar, Brezilya 54 milyar dolar ve Arjantin 38 milyar dolarla yer alıyor. Vietnam’ın 29 milyar dolarlık borcunun ardından Türkiye, 28 milyar dolarla 10’uncu sırada gösteriliyor.
Araştırmada incelenen 30 ülkenin Çin’e toplam borcunun yaklaşık 1 trilyon 31 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Bu tablo, Pekin yönetiminin yalnızca üretim ve ticarette değil, uluslararası finansman ilişkilerinde de etkili bir konuma geldiğini ortaya koyuyor.
Borç ilişkileri ekonomik nüfuz tartışmasını büyütüyor
Çin, altyapı, enerji, ulaştırma ve sanayi projelerine sağladığı finansmanla Asya, Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere birçok bölgede etkisini artırıyor. Bu finansman, ülkelerin yatırım ihtiyaçlarını karşılamasına imkân sağlayabilirken, borçların geri ödeme koşulları ve sürdürülebilirliği konusunda da önemli soruları beraberinde getiriyor.
Özellikle alternatif finansman kaynaklarına erişmekte zorlanan ülkelerin Çin kaynaklı kredilere yönelmesi, Pekin’in ekonomik ilişkilerdeki ağırlığını artırabiliyor. Bu nedenle mesele yalnızca alınan borcun miktarı değil; finansmanın şartları, projelerin ekonomik getirisi ve ülkelerin uzun vadeli hareket alanı.
Çin’in ekonomik gücünü uluslararası ilişkilerde bir etki aracına dönüştürüp dönüştürmediği tartışması da bu çerçevede önem kazanıyor. Ancak Türkiye bakımından somut bir bağımlılık veya siyasi baskı ilişkisi bulunduğunu söyleyebilmek için kredi sözleşmeleri, geri ödeme koşulları ve finansman kaynaklarının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor.
Türkiye açısından asıl soru: Borcun şartları ne?
Türkiye’nin Çin’e olan borcunun 28 milyar dolar olarak gösterilmesi dikkat çekici olsa da mevcut haberde bu tutarın kamu ve özel sektör arasındaki dağılımı ayrıntılı olarak açıklanmıyor. Borcun vadesi, faiz koşulları, hangi para birimlerinden oluştuğu ve hangi finansman kalemlerini kapsadığı konusunda da söz konusu araştırmada yeterli ayrıntı verilmiyor.
Bu nedenle açıklanan rakamın tamamını doğrudan devletin Çin’e olan borcu şeklinde yorumlamak doğru olmayacaktır. Bununla birlikte, Türkiye’nin Çin ile ekonomik ve finansal ilişkilerinin şeffaf biçimde değerlendirilmesi ve dış finansman kaynaklarının oluşturabileceği uzun vadeli risklerin kamuoyunda tartışılması önem taşıyor.
Çin’in yükselen finansal gücü yakından izlenmeli
Araştırmada Rusya, Venezuela ve İran’ın Çin’e toplam borcunun 310,1 milyar dolara ulaştığı, bu tutarın incelenen 30 ülkenin toplam borcunun yaklaşık yüzde 30,1’ini oluşturduğu aktarılıyor. Batı yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan ülkeler açısından Çin’in alternatif finansman kaynağı olarak öne çıkması da Pekin’in küresel ekonomik konumunu güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Türkiye’nin 28 milyar dolarlık borçla ilk 10 ülke arasında bulunması, Çin ile ilişkilerde ekonomik çıkarların ve olası bağımlılık risklerinin dikkatle ele alınmasını gerektiriyor.
Türkiye’nin dış finansman politikasında esas alınması gereken yaklaşım; tek bir ülkeye aşırı bağımlılıktan kaçınmak, borçlanma koşullarını şeffaf tutmak ve alınan finansmanın ülke ekonomisine sağlayacağı somut faydayı gözetmek olmalı. Çin’in küresel ekonomik nüfuzu büyürken Türkiye’nin finansal bağımsızlığını koruyacak dengeli ve denetlenebilir bir politika izlemesi daha da önem kazanıyor.
Kaynak: Ekonomim, “Türkiye’nin Çin’e ne kadar borcu var?”, 10 Ekim 2026.




















