
Uygurlar, geleneksel olarak Türkiye’de etnik ve kültürel bağlar nedeniyle uzun dönem ikamet izni ve vatandaşlık edinme önceliğine sahipti. Ancak artık Türk yetkililerin, Uygurlar da dahil olmak üzere bazı göçmenlere “güvenlik tehdidi” kodları (restriction codes) atadığı ve bu kişileri düzensiz göçmen statüsüne soktuğu bildiriliyor. Bu uygulama, özellikle delil göstermeden ve açık gerekçe sunmadan yapılıyor.
Bu kodların atanması, kişilerin uluslararası koruma statüsü veya ikamet izinleri gibi haklarını kaybetmelerine yol açabiliyor. “Tehlikeli” olarak görülen kişiler polis veya göçmen yetkililerince durdurulduğunda, kolaylıkla sınır dışı edilme merkezlerine gönderilebiliyor.
Türkiye devleti resmi olarak Uygurları doğrudan Çin’e iade etmediğini söylese de, bazı Uygurların üçüncü ülkelere gönderildiği ve bu ülkelerden tekrar Çin’e geri gönderilme riskleriyle karşılaştıkları kaydediliyor. 2019’da Birleşik Arap Emirlikleri’ne gönderilen bir Uygur, daha sonra güvenli bir ülkeye ulaşana kadar Çin hükümet yetkilerinin baskılarıyla karşılaşmıştı.
Uygurlar ve göç hukuku uzmanları, bu uygulamaların hukuksuz ve adil yargılama ilkesine aykırı olduğunu savunuyor. Yargı süreçlerinde “güvenlik tehdidi” kodları görüldüğünde hakimlerin genellikle aleyhte karar verdiği belirtiliyor.
Türkiye’de bazı Uygurlar, artık dışarı çıkmaktan korktuklarını ve sıradan bir yaşam sürdüremediklerini söylüyor. Birçoğu için Türkiye, artık “güvenli liman” olmaktan çok uzak.
Kaynak: Human Rights Watch – Many Uyghurs Found Asylum in Turkey, but Are Now Seeing That Safety Threatened (15 Aralık 2025).
