Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 22 Ağustos’ta anılan bu özel gün, inançları nedeniyle şiddete maruz kalan bireylere dikkat çekmeyi ve insan hakları konusundaki küresel farkındalığı artırmayı amaçlıyor .
Uygur Hareketi kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas yaptığı açıklamada, “Bu gün, yalnızca inançları nedeniyle zulme uğrayanları hatırlamakla kalmayıp, aynı zamanda bu zulmün bir insanlık suçu olduğunu dünyaya haykırma fırsatıdır. Uygurlar için oruç tutmak, dua etmek ya da çocuklarına inançlarını öğretmek gibi en temel ibadet bile suç sayılmaktadır.” sözleriyle çağrısını kuvvetlendirdi .
CFU, işgalci Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da uyguladığı politikaları sert biçimde eleştiriyor. Camilerin tahrip edilmesi, dini liderlerin gözaltına alınması, Kur’anların yakılması, dini eğitimin yasaklanması ve çocukların inanç mirasından koparılması gibi uygulamalar aşağıdaki tablo ile öne çıkıyor:
- Camilerin yıkımı ve dini yapıların tahribi
- Zorunlu gözaltı ve kitlesel gözetim
- Zorla çalıştırma, kısırlaştırma ve ailelerin parçalanması
- Dini ritüellerin bastırılması, ibadetlerin suç olarak görülmesi
Bu baskıcı uygulamaların, “Uygur kimliğini ve İslam diniyle olan bağlarını silmeye yönelik sistematik bir kampanyanın parçası” olduğu vurgulanıyor .
Uygur Hareketi, “Bugün anmak, harekete geçmek demektir” mesajıyla uluslararası toplumu somut adımlar atmaya davet ediyor. İnsan hakları örgütlerine, hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına, inanç özgürlüğünü savunan daha güçlü politikalar geliştirme çağrısı yapılıyor. “Suçlular adalet önüne çıkarılmalı; yara alan insanlık ve onur yeniden kurulmalıdır,” deniliyor .

