BIST 100
14.484,91 -0,71%
DOLAR
44,8936 0,05%
EURO
52,9003 -0,03%
GRAM ALTIN
6.902,49 -0,74%
FAİZ
39,62 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
113,85 -1,05%
BITCOIN
76.037,00 -0,37%
GBP/TRY
60,7370 -0,05%
EUR/USD
1,1774 -0,12%
BRENT
94,67 -0,85%
ÇEYREK ALTIN
11.285,57 -0,74%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
14 °

Uygurların Çığlığını Türk Dünyası Neden Duymuyor?

20240103_004932-min

Yücel Tanay - Araştırmacı Yazar (*)

Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip gibi ünlü Türk düşünürlerin doğup büyüdükleri yer olan ve aynı zamanda Türklerin tarihi anavatanı   Doğu  Türkistan  Türk-İslam  medeniyetinin beşiğidir. 1949 yılından beri Çin’in işgali altındadır. Uygur Türklerinin yaşadığı bu coğrafya Tonyukuk’un, Kül Tigin’in, Bilge Kağan’ın taşlara tarih kazıdığı, yeryüzündeki bütün Türklerin köklerinin uzandığı bir bölge olduğunu  Türk  Dünyası  unutmuş  gibi gözüküyor..

Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmü son yıllarda uluslararası boyut kazanmıştır. Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı baskı, izolasyon ve ayrımcılık bütün dünyanın gözü önünde pervasızca sergilenmektedir. Yaşananlara Türk dünyası sessiz kalmaktadır. Yoksa Türklük toptan imha mı edildi?  Türk  dünyası  diye bir  dünya  yok mu?

 Çin işgalindeki Doğu  Türkistan’da, Uygur  Türkçesi   yasaklanırken    Türklüğün kültürel  mirası olan  tarihi  yapılar  yıkılırken, Uygurların ve Türk  kökenli halkların dini,  namusu  ayaklar  altına alınırken  susan bir Türk  Dünyasının gerçekte  var olup olmadığını sorgulamamıza  yol açıyor.

Dünyanın  demokratik, insan  haklarına   duyarlı ülkelerinden Fransa ve Almanya, Cenevre’deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi toplantısında Doğu Türkistan’daki baskıları dile getirmeleri, Fransa ve Almanya’nın yanı sıra Birleşik Krallık, Kanada, Finlandiya ve Avrupa Birliği temsilcileri Çin’in toplama kamplarını derhal kapatması gerektiğini dile getirip,   kamplarının derhal kapatması gerektiğini dile getirmeleri umut vericidir.

Rus işgali altındaki Türk halklarının birliğini savunan Türkistan Millî Hareketi lideri Mustafa Çokay ’Her Türk’ün iki vatanı vardır: Birincisi kendi doğduğu topraklar, ikincisi Türkiye’dir" sözleri  Dünya  Türklüğünün Türkiye’ye  verdiği  önemi anlatması bakımından çok  önemli  olmasına rağmen Türkiye’de hükümette bulunanların  Uygurlara  karşı yapılan zulme sessiz  kalması,    milyonlarca  suçsuz insanın tutulduğu  insanlık dışı  Nazi  Toplama  kamplarının    kapatılması için Çin'i kınamaması  Türk  Dünyasında    hayal kırıklığına yol açmış, prestijini  yerle bir etmiştir.

Çin  tarafından Türk cumhuriyetlerinin dahil edildiği emperyal bir proje olan Bir Kuşak Bir Yol Projesinin amacı Çinin ticaret ağını genişletmeyi ve güçlendirmeyi, İpek Yolu üzerindeki Türk cumhuriyetlerine yatırımlar yaparak onları daha fazla sömürmeyi ve kendi ekonomisini ayakta tutmayı amacı taşıyan bir  projedir. Bu projeyi  Çinin Marshall  Planı  olarak adlandırabiliriz. Çin bu projeyle   bazı Türk  cumhuriyetlerini  yanına çekmiştir. Kırgızistan, Kazakıstan gibi  ülkelerinin yönetimlerini Doğu Türkistan meselesinde kısmen yanına çekmiştir.

Kırgızistan ülkesine sığınan birçok  Uygur sığınmacıyı  Çin'e iade ederek  ölmesine  neden olan sicili insan hakları  yönünden   suçlar barındıran  bir ülke konumundadır. Çin’in  kara parasının aklandığı bir yer diye adlandırılıyor. Çin’in  kara  para  trafiğinde yer  alan Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı Uygur Türkü Samet Erkin (Saimaiti Aierken) İstanbul Fatih’te öldürülmüştü. Samet Erkin, Kırgızistan’ın eski Devlet Gümrük Komitesi başkan yardımcısı Rayimbek Matraymov’un ortaklarından biriydi. “Abdıraz” adlı bir şirketin sahibi olduğu Batken şehrindeki marketlerden 700 milyon doları kara para aklama işlerinde kullandığı ortaya çıkmıştı

Çin, Batı Türkistan’daki Türk yurtlarının Doğu Türkistan davasına desteklerini kesmek için onlarla stratejik ortaklık adı altında anlaşmalar imzalayıp, kasıtlı olarak borçlandırarak “borç tuzağı” politikası uygulayarak, borçlarını ödeyemeyecek durumda kalan devletlerin çeşitli varlıklarına, ekonomik ve siyasi bağımsızlıklarına en basit ifadeyle ipotek koyuyor. Bu politikanın gayesi Doğu Türkistanlı özgürlük savaşçılarına lojistik desteği keserek, Türk Cumhuriyetlerini Çin’in bir kolonisi  yapma amacı taşıyor.

Batı Türkistan’daki Türk cumhuriyetlerinin liderlerinin çoğu Rus Avrasyacısı, Rusya ile Çin’in ortaklaşa kurduğu ŞİÖ(Şangay işbirliği örgütü) üyesi Çin'le bu ülkelerle imzaladığı anlaşmalarla Batı  Türkistan’daki Türk  cumhuriyetlerine sığınan Uygur Türkü özgürlük savaşcısını Çine iade ettiler. Çin Sovyet döneminden sonra Batı Türkistan’daki beş ülke ile de “stratejik ortaklık” anlaşması imzaladı. Çin’in en etkili olduğu Türk cumhuriyetlerinden güçlü bir Çin lobisinin  bulunduğu Kazakistan’da Doğu Türkistanlı Uygur ve Kazakların haklarını  savunan Atayurt (Atajurt) isimli insan hakları örgütünün lideri Serikcan Bilaş  gözaltına  alınıp, işkence görüp, tutuklamıştı. Tutuklanma  nedeni Çin Nazi kamplarına karşı yürüttüğü eylemlerin yanı sıra Kazak  ve Uygur Türklerine (toplama) kamplarındaki diğer Müslümanlara yönelik desteğiyle doğrudan bağlantılıydı.

Ayrıca  Kazakistan'ın Çin ile ilişkilerini bozmak  için  eylemlerde  bulunmakla suçlanmıştı. Kazakistan, Çin emperyalizmine hizmet eden  Mankurt STK'larla  dolu. Bunlar, Kazakistan Devlet Başkanlığına bağlı dünyadaki Kazakların birlikteliğini sağlayacak 2 uluslararası dernek var, Türkiye’deki Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının muadili. Biri Otandastar “Vatandaşlar", diğeri Kaumdastık “Dünya Kazak Birliği”. Bu STK'ların ortak özellikleri, Çin diasporalarının vakfıyız diyen Jebeü üyeleri olmaları. Çin komünist partisi Kazakistan bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından beri iktidara paralel yapılanıyor. Buradaki kadroları Çin komünist partisinin Kazak bölgesinden gönderdiği kişilerden oluşması, bunlar Türkiye ve Avrupa’daki Doğu Türkistan Kazak Türkleri’nin STK’ları programlar tertipliyorlar, bunların tamamının ortak özelliğiyse, Çin’in tezlerini savunmaları ve Çin’in 4 yıldır Doğu Türkistan’daki soydaş ve dindaşlarımıza uygulamakta olduğu insanlık dışı Nazi toplama ve çalışma kamplarını görmezden gelip sessiz kalmaları

Bu STK'ların tümünü Çin’in Kazakistan’daki Asay şirketi finanse ediyor, Türkiye ve Avrupa bağlantısını  koordine ediyor. Asay şirketi kendisinde 11 yıl finans bölümünde çalışan ve kara para trafiğini çok iyi bilen Doğu Türkistanlı Kazak kızı Saltanat Kusman’ı susturmak için komplo kurup yargılatan şirket. Kırgızistan’da  hükümetler Çinle  ilişkileri  geliştirme yanlısı olsa da  halkta  Çinlilere karşı  büyük bir nefret vardır. Aralık 2018’de 40 Çoro (40 Batır) adlı sivil toplum hareketinin organizasyonu ile gençler başkent Bişkek’te Çin büyükelçiliği, Çin şirketlerinin ofisleri ve Hükümet Konağı önünde günlerce protestolar yaptı. Ülkedeki Çinlilerin (işçiler, talebeler ve ticaret yapanlar) gayriahlaki davranışlarındaki artış ve fesadın yayılması suçlamaları ile sokağa dökülen insanlar, ülkedeki işsizlik ve yoksulluğa rağmen çok sayıda Çinli işçinin inşaat ve sanayi tesislerinde çalışmasına izin verilmesine tepki göstermişti. Çin Komünist Partisi’nin ve hükümetinin Doğu Türkistan’daki Nazi kamplardaki asimilasyon politikası, Kırgızista’nda  büyük yankı uyandırıp, Kırgızların Çin'e  olan nefretini artırmıştır.

Türkiye’ye, dünyanın bütün Türkleri, Türklüğün kabesi gibi bakıyor. Uygurlar da öyle ama Uygurlara uygulanan baskılar büyük ölçüde Batı tarafından eleştiriliyor. Bir kaç yıl öncesine kadar Türkiye Uygurlardan yana tavır alıyordu. Hatta Erdoğan 2009 yılında bir soykırımdan söz etmişti. Erdoğan Uygurların bağımsızlık hareketini uzun süre desteklemiş, siyasi liderlerini Türkiye’ye kabul etmiş, iltica hakkı tanımış ve siyasi faaliyet göstermelerine izin vermişti. Bu Erdoğan için pantürkizmin ya da ümmetçiliğin ve Uygurların koruyucusu olmanın bir gereğiydi. Bu tamamıyla değişti. Türk dışişleri bakanı 2017’de sürgündeki Uygurlara karşı sertleşme mesajı verdi. Artık günümüzde Uygurların gösteri ve siyasi faaliyetlerine  kısıtlama getirilmiş, Türkiye’de Çin'le bağlantılı dernekler ve  kişilerle ilgili  yazılar  yazan aktivistler hakkında olur  olmaz davayla  ilgisi olmayan hakaret davaları açılıyor.

Açıktan olmasa  da  hükümet  içinde  bir Çin lobisinin ağırlığı olduğu gözleniyor. Bir çok Uygur derneği  yönetici  ve aydını soruşturma geçirdi, haklarında  dava  açıldı. Çinci Aydınlık gazetesi tarafından  hedef  gösterildi, Türkiye’de Çinci Maocu olarak bilinen  Vatan Partisi, Çin yalanlarını papağan gibi tekrarlamaktan başka  bir gücü  yoktur.  Kaç yıldır siyasi  faaliyette  bulunmasına rağmen, Türk  Milleti  bu  partiye  asla güvenmemiştir. 

 Bu aldığı oylardan bellidir. Türkiye'nin hiç bir yerinde ne  vekil  çıkarabilmiş, ne belediye  alabilmiş, ne il genel meclis üyesi  ne de belediye meclis üyesi.. Bu parti adeta bir Çin tarikatı  görünümündedir.  Üyeleri  tarikat müritleri gibi  hareket edip, genel başkanlarının her söylediklerine  biat etmektedirler. Türkiye'de  Çin’in yalanlarını pazarlayan Çin’in Türkiye’deki maşası olan Doğu Perinçek ve ona bağlı ekibin çıkardığı adı “Aydınlık” kendisi karanlık paçavranın yalanlarına inananlar var. Onlar, “Amerika sahip çıkıyorsa Çin haklıdır” gibi ahlâki, vicdani hiçbir haklı tarafı olmayan mazeretler üreterek Doğu Türkistan davasının yılmaz savunucularını Fetöcülükle, CIA  ajanı  olmakla suçluyorlar. 15 Temmuz başarısız FETÖ darbesinden sonra Türkiye’ye ilk destek mesajı Çin devletinden gelmesi düşündürücüdür.. Halbuki Çinin resmi haber ajansı Xinhua Haber Ajansı’nın, AA ve DHA gibi Türkiye’nin önde gelen haber ajanslarıyla değil de FETÖ’nün Cihan haber ajansıyla çalışmayı tercih etmişti. Fetöcü Cihan Haber Ajansı (Cihan) ile dünyaca ünlü Çin devlet ajansı Xinhua arasında işbirliği anlaşması imzalamıştı. FETÖ’nün Çin İstihbaratı ile de iç içe çalıştığı bir gerçektir. 

Gerek Çin İstihbaratı ile gerekse iş dünyası ile çok koyu ilişkiler içerisine geren FETÖ’nün Çin’deki faaliyetleri 15 Temmuz sonrasındaki tarihi hezimetleri ile son bulmuş. Bu ortaklığın terör örgütünün borazanı olarak bilinen Cihan’a kayyum atanmasıyla sonlandırmıştır. Çin’in asıl amacı FETÖ ile seneler süren kirli işbirliği ortaya çıkmadan, bu tür ucuz manevralarla günah çıkartmak ve en önemlisi Türkiye’nin Batı ile arasında yaşanan gerginliği ve iç sorunlarının artmasını fırsat bilerek, işgal altında tutuğu Doğu Türkistan’daki zulümlerin üzerini örtmek için Türkiye’deki Çin paralel yapılanmasının elemanları Doğu Türkistan bağımsızlık hareketini CIA, ABD- Fetö destekli bir hareket algısı oluşturmaya çalışarak, Çin-Fetö ilişkilerini gizlemek telaşına düşüp, bu kirli ilişkilerin açığa çıkmaması için Çin Devlet Radyosu CRI, Doğu Türkistan’a en güçlü desteği veren Türkiye’de CRI TÜRK adıyla ‘Türkçe’ olarak yayın yapmaya başladı.

Türkiye’de Çin büyükelçiliğinin güdümünde kurulan ve adeta Çin’in Türkiye’deki lobisi netliliği taşıyan, Ankara merkezli Fetöcü ”Türkiye – Çin Dostluk Vakfı” ile ”Türk — Çin Sanayici ve İşadamları Dostluk ve Dayanışma Derneği” ön plana çıkmaktadır. Bugün internetten yayını sonlandırılan FETÖ bağlantılı Çin vakfı ve Çin Derneğinin kurumsal internet sayfası incelendiğinde, faaliyetlerinin tamamen Çin’in Türkiye’deki propagandalarına yönelik olduğu, ayrıca, Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı, zulüm, etnik ayırımcılık, dini ve ırkı soykırım uygulamalarını sinsice gizlemeye yönelik olduğu kolayca anlaşılmaktadır.

 Bu sözde Vakıf ve Dernek FETÖ Örgütü’nün yıllardan beri Çin yanlısı ve onun Müslüman Uygur Türklerine yönelik uygulamalarını kamufle amaçlı ve Müslüman Uygur Türklerine ihanet içerikli uygulamaları için bir aracı kurum olarak hizmet ettiği bilinmektedir. Hem ABD, hem Çin istihbaratı içinde çalışan cemaatin yayın organlarına verdiği mülakatta şu sözleri sarf etmiştir. ”Çin, Sincan’da, Doğu Türkistan’da Türk diye bir şey yok. Belli bir dönemde Müslümanlaştırılmış Çinliler var” diyerek Çinin resmi tezlerinin savunucusu bir Çin istihbarat ajanı gibi konuşmuştur.

Bugün Çin Fetöcü yapıyla ilişkisini FETÖ’nun Cihan haber ajansı üzerinden değil geçmişte Fetöyle bağlantısı ayyuka çıkmış tipler üzerinden Çin Devlet Radyosu CRI ‘’CRI TÜRK’’ üzerinden yürütmektedir. Vatan  Partisi ve Aydınlık grubu, Çin’in Doğu  Türkistan bağımsızlık   hareketini etkisizleştirmek için  kullandığı  argümanı olan  radikal örgütlerle  ilişkilendirme tezini Fetöcülükle  ilişkilendirerek zemin bulmaya çalışmaktadır. Türkiye’de Çin  yanlısı birçok  dernek faaliyette  bulunmasına rağmen  daima Doğu Türkistanlı  kardeşlerinin haklı  davasını destekleyen  dernek ve partilerin bulunması  sevindirici. Türk  Dünyası  açısından bu dernekler  daima   Uygur  kardeşlerinin yanında  olan Türk  Ocakları,  Ülkü  Ocakları, Alperen  Ocakları, İHH.. Siyasi partilerden  MHP, İyi Parti, BBP, Saadet  Partisi ve AKP içinde  Doğu Türkistan davasına  duyarlı büyük bir kesim vardır. CHP’ninde bu konuya  duyarlı vekillerinin  olması  sevindiricidir.

Türk  medyasında  Haber  Nida (http://habernida.com/)un Başyazarı Sencer Buğrahan yazılarıyla daima  Doğu Türkistanlıların yanında olmuş,  Haber Nida websitesi de Doğu Türkistan’daki  Çin zulmünü  korkunç  boyutlarını Türkiye  halkına   aktaran bir haber  web sitesidir. Yeniçağ  Gazetesi  mazlum Uygur Türklerinin sesidir. Adeta Türk  basınında Türkiye’de Çin  bazı gazetecilere parasal  destek vererek   Doğu Türkistan’a  götürdü, bir tiyatro sergileyerek, önceden seçilmiş bazı yerleri gösterip, Çin  istihbaratı  tarafından kontrol edilen bazı kimselerle görüştürülerek, Doğu Türkistan’da bir zulüm olmadığın göstererek kendini  aklamaya  çalıştı..  Çin Yuanıyla beslenen   bu sözde  gazeteci bozuntuları Çinin yalanlarını  anlattılar. Bu sözde gazeteciler, Çin’in eğitim kampı dediği Nazi toplama  kamplarında profesörlerin, akademisyenlerin, sanatçıların, sporcuların   ne işi olduğunu  bunlara neyin eğitiminin verildiğini  sorgulamadılar.  Halbuki bunlar eğitimli  kimselerdi.

Ey  Türk Dünyası! Bugün Çin’in Nazi Kamplarına konan 3 Milyon Doğu Türkistanlı senin kardeşin değil mi?

Ey  Mankurtlar  ordusu!  Türk  Dünyasının iktidarı ellinde bulunduran  siyasileri! Zorla Çinlilerle evlenmeye zorlanan, ırzlarına geçilen Uygur kızları bizim kız kardeşlerimiz  değil mi?

Ey Mankurtlar!  Dünya kardeşlerini satanlar olarak hatırlayacak sizi.  Anneleri Babaları Çin’in  Nazi kamplarına  konan Çocukları  Melek Yuvaları adlı aslında  Çinlileştirilerek  kültüründen   ve dininden   uzaklaştırılarak,  Çinlileştirmeye çalışılan bu yetim çocuklar, Türk Dünyasının yetimleri çocuklarımız değil mi? Ne zaman  sahip çıkacaksınız! Tarih sizi nefretle anacak  unutmayın!

Ey Türk Dünyasının iktidarda  bulunanları, Batı Bölge Teorisi (Çin’in Büyük Türkistan Politikası)dan  haberin var mı?  Bu politikaya  göre Batı kavramı Merkezi Çin’in batısında olan Doğu Türkistan ve Büyük Türkistan’ı kastetmektedir.  Bu politikanın  mimarı Çin Halk Cumhuriyeti ordusunda Tuğgeneral olan, Çin Savunma Üniversitesi Rektörü, Çin Halk Cumhuriyeti eski Devlet Başkanı Li Xian Nian’nın damadı Liu Yazhou'dur. Liu Yazhou, Doğu Türkistan başta olmak üzere Büyük Türkistan coğrafyasının Çin için stratejik önemini tarihi ve güncel şartlara göre yorumlayarak, günümüzde Çin Devleti’nin Büyük Türkistan politikasının oluşumuna yön vermektedir.

Yazısında Çin'in  emperyal  amaçlarına   yön veren şu ifadeleri kullanıyor: “Çin’in batısı harika bir yerdir. Batı (Doğu Türkistan’ı içine alan Orta Asya coğrafyası)’ya yönelmek bizim için sadece stratejik seçenek değil, aynı zamanda ümidimiz, hatta bizim bu neslin kaderidir. Mükemmel konumu (dünya merkezine yakın) bize güçlü bir motivasyon sağlıyor."

"Batı’yı, sınır bölgesi olmaktan ziyade ilerlemek için hedefteki bölge olarak görmeliyiz.” Yazıda yer alan şu bölüm dikkate şayandır: “Atalarımıza şükürler olsun ki, böyle özel bir toprak kazanıp bizlere bıraktılar. Çin haritasına dikkatle baktığımda, gözlerim uzun sure hep Çin’in batısına (Türkistan’a) dikilip kalıyor. Bazı insanlar Çin haritasını bir horoza benzetiyorlar ama bana göre daha çok bir kartala benziyor. Kanatlarını yayarken, doğuda Pasifik Okyanusu, batıda Ortadoğu’ya kadar kucağına alıyor. Uçarken de bütün dünyayı gagasıyla kaldırıyor. Eğer Doğu onun başı ise, Batı (Doğu Türkistan) uçuş dengesini sağlayan gövdesidir. Denge noktası olmadan o uçamaz. Bu gövde merkezinin konumu son derce mükemmeldir: Geniş arazı ve geniş yaylalar, gökyüzüne yükselen Tanrı Dağları, Altay Dağları ve Altun Dağları. Yerde uzanan Tarım ve Cungar havzaları. İşte bu bizim bildiğimiz “Üç dağ arasında iki havza”. Burası denizlere uzak, Asya’nın kalbine doğru sokulan demir mızrak gibi. Mükemmel ortama sahip bu özel coğrafi birim zaten Orta Asya’nın bir parçasıdır. Amerika Birleşik Devletleri ve Büyük Petro’nun geçmişte kontrol etmek istediği “Orta Asya Koridoru”nun bir bölümü işte burasıdır” Yazıdaki şu cümleler hem Çin’in gerçek niyetini anlatırken biraz da irkilmemize vesile olur mu acaba: “Genellikle, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Sincan (Doğu Türkistan) Orta Asya olarak adlandırılır. O (Orta Asya) Tanrının bugünkü Çinlilere lütfettiği en zengin bir parça pastadır.”

Ey Türk Cumhuriyetlerindeki ilgili makamlar!Çinin   Türk yurtları  hakkındaki niyetlerinden haberiniz var mı?  Eğer uymaya devam ederseniz sizi Çin’in kölesi  olacak bir gelecek bekliyor.  Özellikle  Çin kalabalık nüfusunu sizin topraklarınıza yerleştirerek, demografik yapıyı da  değiştirerek  tamamen Büyük Türkistanı Çinlileştirmek niyetindedir. Bu proje için öncelik  az nüfuslu Türk Cumhuriyetleri  pilot  bölge olarak seçilecektır. Kırgızistan gibi...

Ey  Türk Dünyası! Doğu Türkistan’da bugün mevcut olan toplama kampları 1949’dan önce veya sonra kurulan kamplardan en önemli farkı belli etnik ve dini gruplara yönelik olması. Komünist dönemde düşman sınıfsal iken şu an etnik ve dini kimliklerinden dolayı insanlar hastalıklı olarak görülüp cezalandırılmasınana dayanıyor. Bu kamplar Laogai kamplarının mirasına dayanıyor. Kolonyalist Çin devletinin  politikalarını  yansıtıyor. İşgal  altındaki Türk  Yurtlarından Rus  işgalindeki Tataristan’da  Çinin Doğu Türkistandakı zulüm politikasını  kınayan eylemler olmuştur. Tataristan’ın başkenti Kazan’da 5 Temmuz 2019’da Ürümçi katliamı ve Doğu Türkistan’da yaşananlar protesto edildiği  eylemi, Tatar İçtimai Merkezi başkanı Ferit Zekiyev  düzenlemişti. Yaptığı konuşmada “Son dönemlerde Doğu Türkistan’da Türk halklarına yapılan olağan üstü baskılar tüm dünyaya türlü deliller ile ispat olunmuştur.” ifadelerini  kullanmıştı. Fars  işgalindeki  Güney Azerbaycan’da kendilerinin   zaten zor ve sıkıntılı bir  durumda olmalarına  aldırmadan  Uygur Türkü Kardeşlerini unutmayan, Tebriz’li Kardeşlerimiz İran’ın en yakın müttefiki ve stratejik ortağı “İslam Cumuhuriyeti” İran yönetimine rağmen, işgalci, baskıcı ve yasakçı Çin’in Uygur Türklerine karşı uyguladığı insanlık dışı asimilasyon ve soykırım politikalarını günlerce süren eylemlerle proteston etmişler ve tepkilerini göstermişlerdi.  Çin’in protesto edildiği gösterileri bahane eden İran yönetimi gösterilere katılan yüzlerce kişiyi gözaltına alarak onlara şiddet uygulamış ve onlarca kişiyi tutuklayarak hapsetmişti.

Uygur Türklerini destekledikleri için Türk Tebriz’de tutuklanan bu vefakar ve fedakar Gönüldaşlarımızdan biri de Resul Rezavi idi. Resul Rezavi Kardeşimiz geçen Temmuz ayından beri İran Zindanlarında haksız ve hukuksuz olarak hapsedilmiş durumdadır. Güney Azerbaycan Tebriz kenti futbol takımı Traktörsazi taraftarları Doğu Türkistanlılar için sokağa çıkıp, Tebriz caddelerinde ellerinde Doğu Türkistan bayraklarıyla gösteri yapıp  İran yönetimini Uygur Türklerinin durumuna sessiz kalması için protesto ettmişlerdi. 

Bu protestoda Doğu Türkistan bayrakları ellerinde taşıyan insanlar İran polisi tarafından gözaltına alınmış. Protestocular ellerinde “Uygur Türkleri de Müslüman’dılar! Bu ayrımcılık neden?” ve “Ölüm olsun Komünist Çin’e” pankartları taşımışlardı.Türk Dünyasının Çin’in  zulüm politikasına sesizliği  asla  unutulmayacaktır. Gelecek nesiller  bu duyarsızlığı nefretle anacaktır. Türk Dünyasının  mankurtlarının mezarlarına tükürecekler, nesilleri devam edenlerin; nesilleri cezadan  kurtulamayacak, ajanlar, çakallar sürüsünün.

Kaynakça:

1)Tanrıdağlı Ferhat  Kurbanhttp://www.sinoturknews.org/bati-bolge-teorisi-cinin-buyuk-turkistan-politikasi/

2)  Tanay  Yücel-http://habernida.com/kazakistanda-cine-calisan-mankurtlar-ve-mankurt-stklar/

3)Kaşıkçı  Mehmet  Volkan-)https://t24.com.tr/haber/toplama-kamplarinin-global-tarihi-ve-dogu-turkistan,785501

(*) Yazı 2020 yılında yayınlanmıştır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?