27 Temmuz’da yayımlanan rapor, Kaşgar vilayetine bağlı Konaşehir (Şufu) ilçesinden toplanan geniş kapsamlı belgelere dayanıyor. Araştırmacılar, Çin hükümetine ait sızdırılmış arşivler ve tutuklama verilerini kullanarak aile bağlarını yeniden oluşturdu. Çalışma, kitlesel cezalandırma politikasının Uygur aileleri ve çocukları üzerindeki etkilerine ilişkin bugüne kadarki en ayrıntılı tahminlerden birini sunuyor.
Tek bir ilçede bile binlerce çocuk anne ve babasından ayrıldı
Rapora göre araştırmacılar, Konaşehir ilçesinde 2017 yılından itibaren uzun süreli olarak tutuklanan 21.809 kişiyi tespit etti. Nüfus ve aile ilişkilerine ait veriler kullanılarak, anne veya babasından ya da her ikisinden birden mahrum kalan 3.772 çocuk belirlendi.
Araştırmacılar, bu rakamın ihtiyatlı bir hesaplamaya dayanan asgari tahmin olduğunu, ilerleyen dönemde daha fazla belgenin ortaya çıkmasıyla gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtti.
Analiz, etkilenen ailelerin çoğunda birden fazla çocuk bulunduğunu ortaya koydu. Anne ve babası tutuklanan her ailede ortalama 2,4 çocuk etkilenirken, 700’den fazla ailede üç veya daha fazla çocuk ebeveynlerinden ayrı kaldı.
Raporda çocukların daha sonraki yaşam koşulları hakkında kesin çıkarımlarda bulunulmuyor. Bazı çocukların yatılı okullara yerleştirildiği, bazılarının ise akrabalarının yanında kaldığına dair bilgiler bulunsa da, mevcut kanıtların her çocuğun akıbetini kesin olarak belirlemeye yetmediği ifade ediliyor.
Babalar genellikle önce tutuklandı
Araştırma ayrıca, etkilenen ailelerde tekrar eden bir tutuklama modelini de ortaya koyuyor.
Araştırmacıların bulgularına göre, vakaların büyük bölümünde önce babalar tutuklandı ve çoğu 2017 yılında uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. Anneler ise ağırlıklı olarak 2018 yılında toplama kamplarına gönderildi. Tutuklama tarihleri net olarak belirlenebilen belgelenmiş vakaların yaklaşık %56’sında bu sıralama görüldü.
Bu bulgular, kitlesel tutuklama uygulamalarının birçok ailede hem anneyi hem de babayı aynı anda çocuklarından ayırarak çocukları temel bakım verenlerinden mahrum bıraktığını gösteriyor.
Güney bölgesi için geniş kapsamlı tahmin
Konaşehir ilçesindeki verilerden hareket eden araştırmacılar, ilçedeki Han Çinlisi olmayan çocukların %4,22’sinin anne veya babasından ya da her ikisinden birden tutuklama nedeniyle ayrıldığını hesapladı.
Doğu Türkistan’ın güneyindeki Uygurların çoğunlukta olduğu diğer ilçelerde de benzer tutuklama oranları görüldüğünden, bu oran Kaşgar, Hotan, Aksu ve Kızılsu bölgelerindeki Han olmayan çocuk nüfusuna uygulandı.
2019 Şincan İstatistik Yıllığı‘ndaki nüfus verileri esas alınarak yapılan hesaplamaya göre, 2018 yılı sonuna kadar bu dört bölgede en az 143.228 çocuğun anne veya babasının ya da her ikisinin birden tutuklandığı tahmin edildi.
Etkilenen çocuk sayısının en yüksek olduğu tahmin edilen ilçe ve şehirler şunlardır:
- Yarkent (Yopurga) ilçesi: Yaklaşık 14.100 çocuk
- Karakax (Karakaş) ilçesi: Yaklaşık 10.870 çocuk
- Kağılık ilçesi: Yaklaşık 8.200 çocuk
- Kaşgar şehri: Yaklaşık 8.068 çocuk
- Payzavat ilçesi: Yaklaşık 7.519 çocuk
- Hotan ilçesi: Yaklaşık 6.478 çocuk
- Hotan şehri: Yaklaşık 6.385 çocuk
Rapor, tahminlerini yalnızca Doğu Türkistan’ın güneyiyle sınırlı tuttuğunu, bölgenin kuzey kesimlerinde uygulanan tutuklama politikalarının farklılık gösterebileceğini ve mevcut verilerin aynı yöntemin tüm özerk bölgeye uygulanmasına yeterli olmadığını özellikle vurguluyor.
Belgeleme çalışmaları sürüyor
Bağımsız bir belgeleme girişimi olan Şincan Kurbanları Arşivi (Shahit.biz), birkaç yıldır Çin hükümetine ait sızdırılmış belgeler, hayatta kalanların tanıklıkları ve resmî kayıtlar aracılığıyla Çin’in Uygurlar ve diğer Türk halklarına yönelik kitlesel tutuklama kampanyasının mağdurlarını kayıt altına alıyor.
Araştırmacılar, 143.228 çocuk tahmininin yalnızca asgari bir sayı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bunun nedeni, belgeleme çalışmalarının henüz tamamlanmamış olması ve ileride ortaya çıkabilecek yeni kayıtların daha fazla etkilenen aileyi ortaya çıkarabilecek olmasıdır.
Araştırmaya göre bu bulgular, Çin’in kitlesel tutuklama politikalarının yalnızca çok sayıda Uygur’un hapsedilmesine yol açmadığını, aynı zamanda geniş çaplı aile parçalanmalarına neden olarak Doğu Türkistan’ın güneyinde yüz binlerce çocuğu etkilediğine ilişkin mevcut kanıtları daha da güçlendirmektedir.




















