Netanyahu, toplantıda üç olasılığın ele alındığını belirtti; bunlar arasında İranlı yetkililerle daha kapsamlı bir anlaşma için müzakere etmek, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı sürdürmek ya da ek askeri önlemler almak yer alıyordu. Netanyahu, “Bu üç olasılığı analiz ettik; karar Trump’a ait” diye ekledi.
Trump ile Ortaklık
Netanyahu, ABD Başkanı ile olan ilişkisini bir ortaklık olarak nitelendirerek, “Trump ve ben ortağız; o büyük ortak, ben ise küçük ortak” dedi. Ancak aynı zamanda, İsrail’in güvenliği için gerekli gördüğü şekilde hareket ettiğini vurgulayarak, “Ben İsrail Başbakanıyım ve ülkemin çıkarlarını ve güvenliğini savunmam gerektiğinde bunu yaparım” diye ekledi.
İran hakkında konuşurken Netanyahu, “İran’ın çalışma tarzına ve işleri yönetme biçimine şüpheyle yaklaşıyorum” dedi ve İranlıları “her zaman yalan söylüyorlar, her zaman hile yapıyorlar ve her zaman oyalıyorlar” diye suçladı; ardından “diplomatik ve ekonomik baskının İran’ın tutumunu değiştirip değiştiremeyeceğini deneyelim” diye ekledi.
Açık Seçenekler
Netanyahu, “kimseyi yanıltmadığını” ve “hiç kimsenin Başkan Trump’a ne yapması gerektiğini dikte edemeyeceğini” vurguladı; İran’ın “artık her zamankinden daha zayıf hale geldiğini” belirtti, ancak İran rejiminin çöktüğünü düşünmediğini de ekledi.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden geçen ticareti bir baskı aracı veya silaha dönüştürme kapasitesinin “kesin olarak öngörülemediğini” belirtti ve İranlıların bunu yapabileceğine inandığını, ancak sonuçlarını göz önünde bulundurmaları gerektiğini ekledi.
Netanyahu, İran’ın işgalci israil’i hedef almasının “büyük bir hata” olacağı konusunda uyarıda bulunarak, işgalci israil’in “son derece sert bir şekilde” karşılık vereceğini söyledi. Hedefinin, bu rejim altında İran’ın nükleer silahlara sahip olmamasını sağlamak olduğunu vurgulayan Netanyahu, bu konuda Trump ile aynı görüşte olduğunu belirtti.
Desteğin azalmasına ilişkin endişe
Netanyahu, ABD’nin işgalci israil’e verdiği desteğe değinerek, sosyal medyanın yaygınlaşması nedeniyle bu destekte bir “değişim” olduğunu ve bunun kendisini endişelendirdiğini söyledi.
Adlarını belirtmediği bazı ülkeleri, “bot çiftlikleri ve diğer araçlar” kullanarak manipülasyon yapmakla suçladı ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla işgalci israil’e verilen desteğin azalması arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu belirtti.
Netanyahu, işgalci israil’e hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat partilerden destek istediğini, çünkü bunu işgalci israil’in ulusal güvenliği için “temel bir dayanak” olarak gördüğünü söyledi ve “bugün dünyadaki herkes, İran’ın dünya barışına oluşturduğu ciddi tehlikenin boyutunun farkında” diye ekledi.
Trump, geçen Salı günü Beyaz Saray’da Netanyahu ile bir araya geldi. ABD Başkanlığı Sözcüsü Caroline Levitt, “X” platformunda yaptığı paylaşımda bu görüşmeyi “olumlu ve verimli” olarak nitelendirdi.
İşgalci israil Başbakanlık Ofisi tarafından yayınlanan fotoğraflara göre, basın mensuplarının katılımına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıya Trump ve Netanyahu’nun yanı sıra Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe ve ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkov da katıldı.
Toplantı, Netanyahu’nun ziyaretini protesto etmek amacıyla Beyaz Saray önünde toplanan göstericilerle aynı zamana denk geldi.





















