Yapay zekânın devletler ve istihbarat faaliyetleri tarafından kötüye kullanımına ilişkin yeni bir rapor, Çin’in yurt dışındaki Uygur toplumu üzerindeki baskı faaliyetlerine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar ortaya koydu.
ABD merkezli yapay zekâ şirketi Anthropic, 10 Eylül 2026’da yayımladığı “Detecting and countering misuse of AI: September 2026” başlıklı tehdit istihbaratı raporunda, Claude yapay zekâ modellerinin Aralık 2025-Ağustos 2026 döneminde çeşitli aktörler tarafından siber operasyonlardan gözetlemeye, silah geliştirmeden dolandırıcılığa kadar farklı amaçlarla kötüye kullanılmaya çalışıldığını açıkladı.
Rapordaki en dikkat çekici başlıklardan biri ise doğrudan Uygurlara yönelik sınır ötesi takip ve istihbarat faaliyeti oldu.
Suriye’deki Uygurlar yapay zekâ destekli takibin hedefinde
Anthropic’e göre Çin hükümetiyle bağlantılı olduğu değerlendirilen bir operasyon, Suriye’de yaşayan Uygurları ve Uygur silahlı oluşumlarını takip etmek, profillemek ve bu kişilerden bilgi elde etmek amacıyla Claude’u kullandı.
Şirket, operasyonun Çin devlet güvenlik birimi adına çalışan bir yüklenici tarafından yürütülmüş olabileceğini, ancak bu değerlendirmeye ilişkin güven seviyesinin düşük olduğunu belirtti. Dolayısıyla rapor, doğrudan bir Çin devlet kurumunun operasyonu yürüttüğünü kesinleşmiş bir olgu olarak sunmuyor; Çin devlet güvenliğiyle bağlantılı bir taşeron ihtimaline işaret ediyor.
Hedef alınan kişiler arasında Suriye’de yeni kurulan orduya katılan Uygurların da bulunduğu belirtildi.
Anthropic’in aktardığına göre operasyonun amacı yalnızca kimlik tespiti değildi. Aktörler, Uygur silahlı oluşumlarına erişimi olabilecek kişileri belirlemeye ve bu kişilerden bilgi almaya çalıştı. Bazı kişilere para karşılığında bilgi verme teklifleri yapılması da operasyonun bir parçası olarak rapora girdi.
100’den fazla WhatsApp grubu ve onlarca Telegram kanalı analiz edildi
Rapora göre Claude, farklı kaynaklardan elde edilen bilgilerin tek bir istihbarat profiline dönüştürülmesinde kullanıldı.
Anthropic, operatörlerin 100’den fazla WhatsApp grubu ile onlarca Telegram kanalından topladıkları materyalleri işleyerek Çince hazırlanmış yapılandırılmış profiller oluşturduğunu bildirdi.
Bu profillerde yalnızca kişilerin kimlik bilgileri değil, aynı zamanda onların savunmasızlık noktaları olarak değerlendirilebilecek unsurlar da incelendi.
Bunlar arasında;
- ekonomik sıkıntılar,
- ailelerinden ayrı yaşama,
- ideolojik memnuniyetsizlik,
- Doğu Türkistan’da yaşayan aile üyelerinin bulunması
gibi bilgiler yer aldı.
Bu ayrıntı, operasyonun klasik bir açık kaynak istihbarat faaliyetinden daha ileri bir boyuta taşındığını gösteriyor. Amaç yalnızca Uygurlar hakkında bilgi toplamak değil, elde edilen kişisel bilgileri kullanarak hangi kişilerin baskıya, para tekliflerine veya işbirliği çağrılarına daha açık olabileceğini belirlemek olarak görünüyor.
Claude, Uygurlara yönelik mesajların hazırlanmasında da kullanıldı
Anthropic raporunda yapay zekânın yalnızca veri toplama ve sınıflandırma amacıyla kullanılmadığı da belirtiliyor.
Operatörler Claude’dan Suriye Arapçası ile mesajlar hazırlamasını ve bu mesajlarda kullanılan dilin yanı sıra askerî terminoloji ve psikolojik yaklaşımı kontrol etmesini istedi.
Başka bir ifadeyle yapay zekâ, hedef kişilerin belirlenmesinden sonra onlara ulaşılması aşamasında da operasyonun bir parçası haline getirildi.
Anthropic, Claude’un bazı talepleri reddettiğini de belirtiyor. Bunlar arasında gizli sorgulama ve geniş çapta sahte kimlikler oluşturulmasına yönelik bazı talepler bulunuyor.
Uygur diasporası medyası da hedefte
Raporda operasyonun Uygurlara yönelik faaliyetlerle sınırlı olmadığı ifade ediliyor.
Anthropic, aynı daha geniş kampanyanın Uygur diasporasına mensup gazetecileri takip etmeyi ve hükümet müşterileri için gözetleme platformlarına ilişkin teklifler hazırlamayı da kapsadığını belirtti.
Operatörlerin ayrıca Suriye’deki Uygur işletmelerini ve diğer önemli noktaları tespit etmek için Claude’dan yararlandığı aktarıldı.
Bu durum, yurt dışındaki Uygur toplumunun yalnızca bireysel olarak değil, medya kuruluşları, topluluk yapıları ve ekonomik bağlantılarıyla birlikte izlenmeye çalışıldığı iddiasını gündeme getiriyor.
Çin’in Uygur politikasının sınırları ülke dışına mı taşınıyor?
Uygurlar, ağırlıklı olarak Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan, çoğunluğu Müslüman olan Türkî bir halk.
Pekin yönetimi uzun yıllardır Uygur silahlı gruplarını terörizm ve ayrılıkçılıkla ilişkilendiriyor. Çin yönetimi, Sincan’daki güvenlik politikalarını da büyük ölçüde terörle mücadele ve toplumsal istikrar gerekçeleriyle savunuyor.
Bununla birlikte Batılı hükümetler ve insan hakları kuruluşları Çin’i Uygurlara yönelik kitlesel gözetim, baskı ve sınır ötesi yıldırma faaliyetleri yürütmekle suçluyor. Pekin ise yurt dışındaki muhaliflere yönelik “ulusötesi baskı” suçlamalarını reddediyor.
Anthropic’in yeni raporu, bu tartışmaya yapay zekâ boyutunu ekliyor.
Yapay zekâ, istihbarat analistinin yerini mi alıyor?
Raporda Uygurlara yönelik operasyonun yanı sıra Çin bağlantılı aktörlerin Katolik kardinal ve din adamları, Tayvan’daki Hristiyan liderler, Tibetli Budistler, muhalifler ve aktivistler hakkında dosyalar hazırlamak için Claude’u kullandıkları da belirtiliyor.
Bazı operasyonlarda Claude’un, normal şartlarda birden fazla istihbarat analistinin yapacağı işleri tek bir operatörün gerçekleştirmesine yardımcı olduğu ifade edildi.
Örneğin aktörlerin sosyal medya içeriklerini ve farklı dillerdeki açık kaynakları işleyerek bunları Çince istihbarat dosyalarına, günlük durum raporlarına ve araştırma taslaklarına dönüştürdüğü belirtildi.
Anthropic, bir başka Çin bağlantılı operasyonun Uygurlar, Tibetliler, Tayvanlı siyasetçiler, öğrenci ve işçi aktivistleri ile yabancı medya kuruluşlarını izleyen otomatik hükümet raporları oluşturmak için Claude’u kullandığını da açıkladı.
Bu tablo, yapay zekânın devlet gözetiminde kullanılması halinde çok büyük miktardaki açık kaynak verinin daha düşük insan gücüyle işlenebilmesi nedeniyle yeni bir ölçek sorunu yaratabileceğine işaret ediyor.
Yaklaşık 50 kuruluş siber operasyonların hedefi oldu
Anthropic’in raporunda Çin bağlantılı başka bir operasyonun da yaklaşık 50 kuruluşu hedef aldığı belirtildi.
Reuters’ın aktardığına göre Çin’in Hunan eyaletinin merkezi Çangşa’da bulunduğu değerlendirilen Çince konuşan operatörler; yabancı hükümet ağları da dahil olmak üzere yaklaşık 50 kuruluşa yönelik siber operasyonlarda Claude’u kullandı. Hedefler arasında eğitim, perakende, enerji, teknoloji, sağlık, finans ve imalat sektörlerindeki kuruluşların yanı sıra kamu kurumları da yer aldı.
Anthropic, operasyonda yapay zekânın daha önce bilinmeyen yazılım açıklarını araştırmak, istismar kodları geliştirmek ve saldırıların bazı aşamalarını sınırlı insan müdahalesiyle yürütmek için kullanıldığını söyledi.
Şirketin araştırmasına göre operatörler bir eğitim teknolojisi şirketinden yüzlerce megabayt öğrenci verisi çıkardı; bir perakende şirketinin üretim sistemlerine erişti ve Güneydoğu Asya’daki bir hükümet kurumundan vatandaş bilgileri elde etti.
Claude Çin ordusuna yönelik askerî projelerde de kullanıldı
Anthropic’in raporu Uygurlara yönelik gözetim faaliyetinin yanında Çin bağlantılı aktörlerin Claude’u askerî çalışmalar için de kullandığını öne sürüyor.
Bunlardan biri, Çin donanması için torpido karşıtı bir sistem üzerinde çalışılmasıydı. Aktörün Claude yardımıyla 200 sayfadan uzun teknik teklif hazırladığı, sistemi ABD Donanması’nın ilgili teknolojileriyle karşılaştırdığı ve öneriyi zayıf noktaları açısından değerlendirmek üzere yapay zekâdan “düşman uzman” rolünü üstlenmesini istediği bildirildi.
Bir başka operasyonda ise elektronik harp ve hava savunmasının bastırılmasına yönelik yaklaşık 16 modülden oluşan bir yazılım paketi geliştirildiği belirtildi.
Anthropic, bu çalışmanın radar tespiti, radar karıştırma, hedef analizi ve hava savunma sistemlerinin değerlendirilmesi gibi işlevleri kapsadığını açıkladı. Hesaplara ilişkin bazı verilerin Çin Halk Kurtuluş Ordusu Askerî Bilimler Akademisi de dahil olmak üzere Çin araştırma kurumlarıyla bağlantıya işaret ettiği belirtildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı: “Raporun farkında değiliz”
Reuters’ın haberine göre Çin Dışişleri Bakanlığı, Anthropic’in raporundan haberdar olmadığını belirtti ve Pekin’in yapay zekânın “iyilik için” geliştirilmesini desteklediğini savundu.
Çin tarafı ayrıca ülkeye yönelik gerçeklerin çarpıtılmasına ve suçlamalara karşı olduğunu ifade etti.
Dolayısıyla Anthropic’in ortaya koyduğu iddialar ile Çin yönetiminin açıklamaları arasında açık bir görüş ayrılığı bulunuyor.
Anthropic operasyonları engellediğini açıkladı
Anthropic, raporda yer alan operasyonların tamamını tespit edip engellediğini açıkladı.
Şirket, şüpheli hesapları yasakladığını ve elde ettiği bulgular doğrultusunda kötüye kullanımı tespit etmeye yönelik yeni güvenlik mekanizmaları geliştirdiğini belirtti.
Ancak ortaya çıkan tablo daha büyük bir soruya işaret ediyor: Yapay zekâ sistemlerinin güvenlik mekanizmaları, devlet destekli veya devlet bağlantılı aktörlerin uzun soluklu istihbarat faaliyetlerini ne ölçüde engelleyebilir?
Anthropic’in raporu, yapay zekânın yalnızca içerik üretimi veya sohbet amaçlı kullanılan bir teknoloji olmadığını; aynı zamanda büyük miktardaki açık kaynak veriyi işleyebilen, kişileri sınıflandırabilen, iletişim metinleri hazırlayabilen ve karmaşık operasyonların çeşitli aşamalarını otomatikleştirebilen bir araç haline geldiğini gösteriyor.
Uygurlar açısından ise raporun en çarpıcı boyutu, Çin’in Doğu Türkistan dışındaki Uygur topluluklarına yönelik takip ve istihbarat faaliyetlerinin yapay zekâ ile daha sistematik hale getirilebileceği iddiası.
Suriye’deki Uygurların kimliklerinin belirlenmesi, sosyal çevrelerinin haritalandırılması, ekonomik veya ailevi açıdan kırılgan kişilerin tespit edilmesi ve ardından bilgi vermeye ikna edilmeye çalışılması iddiası, Uygur diasporasının karşı karşıya olduğu güvenlik ve mahremiyet sorunlarına yeni bir boyut ekliyor.
Bu nedenle Anthropic’in raporu yalnızca Claude’un kötüye kullanılmasıyla ilgili bir teknoloji haberi değil. Aynı zamanda yapay zekânın, yurt dışındaki etnik ve siyasi toplulukların izlenmesi ve profillenmesinde kullanılmasının yaratabileceği riskler açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Kaynaklar: Anthropic’in Eylül 2026 tarihli tehdit istihbaratı raporu; Reuters’ın 11 Eylül 2026 tarihli haberi




















