Uygur davasına ilişkin çalışmalar yürüten Uygur Hareketi (CFU), Gülşen Abbas’ın Eylül 2018’de zorla kaybedilmesinin sekizinci yıl dönümünde yeni bir açıklama yayımladı. Kuruluş, Abbas’ın ailesinden sekiz yıldır ayrı tutulduğunu ve Çin’de 20 yıllık hapis cezasını çektiğini bildirdi.
CFU’nun 10 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, emekli doktor Gülşen Abbas, kız kardeşi ve CFU’nun kurucusu ve yöneticisi Ruşen Abbas’ın Washington’da Uygurların maruz kaldığı kitlesel gözaltı ve baskıları kamuoyu önünde dile getirmesinden günler sonra, Eylül 2018’de ortadan kayboldu.
İki yıl boyunca ailesine bilgi verilmedi
Kuruluşa göre Gülşen Abbas’ın nerede tutulduğu konusunda ailesine iki yıldan fazla süre boyunca herhangi bir bilgi verilmedi. Çin makamları ise Aralık 2020’de Abbas’ın gizli bir yargılama sonucunda 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını kabul etti.
CFU, Abbas hakkındaki suçlamaların gerçek dışı olduğunu ve davanın göstermelik bir yargılama sonucunda sonuçlandığını savunuyor.
Kuruluş, Abbas’ın durumunun, Çin Komünist Partisi’nin yurt dışında yaşayan Uygurları susturmak amacıyla aile üyelerini hedef aldığı “akraba üzerinden cezalandırma” ve sınır ötesi baskı uygulamalarının en belirgin örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
“Sekiz yıl hayatından ve ailesinden çalındı”
Açıklamada Ruşen Abbas’ın Gülşen Abbas’ın tutukluluğuna ilişkin değerlendirmelerine de yer verildi.
Ruşen Abbas, kız kardeşinin sekiz yıldır ailesinden ayrı tutulduğunu belirterek, bu sürenin kendisi ve ailesi açısından her geçen yıl daha ağır bir acıya dönüştüğünü söyledi. Abbas, kız kardeşinin yalnızca kendisinin Çin yönetiminin Uygurlara yönelik politikalarını kamuoyu önünde eleştirmesi nedeniyle hedef alındığını savundu.
Ruşen Abbas ayrıca Gülşen Abbas’ın cezaevinde tutulduğu her günün kendisini Çin yönetiminin Uygurlara yönelik uygulamalarını dünyaya anlatma konusunda daha fazla mücadele etmeye ittiğini ifade etti.
“Her yıl geçtikçe bu hüzün daha da ağırlaşıyor. Şimdi, sırf Çin Komünist Partisi’nin halkımıza yönelik zulmüne karşı sesimi yükseltmeye cesaret ettiğim için, Gülşen’in hayatından ve ailesiyle geçireceği zamandan sekiz yıl çalındı. Onun hapiste kaldığı her gün, ÇKP’nin halkıma karşı işlediği suçları ortaya çıkarmak için daha da sıkı mücadele etmemi sağlayan bir başka adaletsizlik günüdür. Şi Cinping’in yakında Başkan Trump ile görüşmesi beklenirken, bu durum ABD için Gülşen’in davasını doğrudan gündeme getirmek ve onun derhal serbest bırakılması için baskı yapmak açısından kritik bir fırsat olacaktır. Uluslararası toplum, onun ve haksız yere hapsedilen tüm masum Uygurların özgürlüğünü talep etmek için elindeki her fırsatı ve mekanizmayı kullanmalıdır.”
Ruşen Abbas
ABD Kongresi’nden Gülşen Abbas için çağrı
Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması yönündeki uluslararası çağrıların son dönemde arttığına dikkat çeken CFU, ABD Kongresi ve Kanada Parlamentosu’ndaki girişimleri de hatırlattı.
Kuruluşa göre, Mayıs 2026’da ABD Senatosu, Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması çağrısını içeren iki partili bir kararı oybirliğiyle kabul etti. Kararda Abbas’ın durumunun Çin yönetimiyle üst düzey görüşmelerde öncelikli olarak gündeme getirilmesi çağrısı yapıldı.
ABD Temsilciler Meclisi de Abbas’ı özgürlüğüne kavuşturulması öncelikli siyasi tutuklular arasında gösteren bir kararı kabul etti.
Haziran ayında ise Kanada Parlamentosu’nda Senatör Housakos tarafından Gülşen Abbas’ın derhal serbest bırakılmasını talep eden bir önerge gündeme getirildi. CFU, bu girişimlerin milletvekilleri, hükümetler, Birleşmiş Milletler uzmanları, insan hakları kuruluşları ve dünyanın farklı bölgelerindeki Uygur destekçilerinin yıllardır sürdürdüğü çalışmaların devamı olduğunu belirtti.
“Gülşen Abbas’ın davası tek bir ailenin meselesi değil”
Uygur Hareketi açıklamasında, Gülşen Abbas’ın durumunun yalnızca bir ailenin yaşadığı mağduriyet olarak görülmemesi gerektiği vurgulandı.
Kuruluşa göre Uygur toplumunda çok sayıda aile; keyfi gözaltılar, hapis cezaları, zorla çalıştırma uygulamaları ve Uygur kimliği, dini ve kültürünü hedef alan politikalar nedeniyle birbirinden ayrılmış durumda.
CFU, Çin yönetimiyle diplomatik temas yürüten hükümetlere ve uluslararası kuruluşlara, siyasi tutukluların bireysel dosyalarını gündeme getirmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada özellikle tutukluların hayatta olduklarının doğrulanması, aileleriyle iletişim kurmalarına izin verilmesi, bağımsız sağlık hizmetlerine erişim sağlanması ve keyfi gözaltılar konusunda hesap verilmesi gerektiği ifade edildi.
“Gülşen Abbas ve tüm haksız yere hapsedilen Uygurlar serbest bırakılsın”
Uygur Hareketi, uluslararası toplumun Çin yönetimi üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini belirterek, Gülşen Abbas’ın yanı sıra “haksız yere hapsedilen tüm Uygurların” serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Kuruluş, Çin yönetiminin Uygur toplumuna yönelik uygulamalarının uluslararası gündemde tutulması ve siyasi tutukluların durumunun Pekin ile gerçekleştirilen diplomatik görüşmelerde doğrudan gündeme getirilmesi gerektiğini savundu.
Gülşen Abbas’ın tutukluluğunun sekizinci yılına girilirken, ailesi ise onun serbest bırakılması ve sağlık durumu hakkında bağımsız ve güvenilir bilgi verilmesi talebini sürdürüyor.























