Arafat, havaalanından amcası Muhtar Mamatcan’a kısa ve çaresiz bir telefon görüşmesi yapabildi ve halkının süregelen bir soykırıma maruz kaldığı ülkeye zorla geri gönderildiğini doğruladı.
Davayı yakından takip eden bir kaynağa göre, Arafat’ın Air China’nın CA958 sefer sayılı uçağıyla saat 19:10’da Frankfurt’tan (FRA) Pekin’e hareket edecek.
Türk Vatandaşlığı
Annesi Guzelay Adil’in ifadesine göre, aile, Arafat Adil’in Türk vatandaşlığını Alman makamlarına bildirdi; ailenin tamamı, Temmuz 2017’de Türkiye’ye taşındıktan sonra bu vatandaşlığı kazanmıştı. Ailesi, bu vatandaşlık nedeniyle, keyfi gözaltı, zorla kaybedilme ve işkence gibi aşırı risklerle karşı karşıya kalacağı Çin’e zorla geri gönderilmesinin hukuki bir gerekçesi olmadığını savunuyor.
Guzelay ve ailenin diğer üyeleri, merhamet çağrısında bulunarak, Arafat’ın Almanya’da kalamayacağı takdirde en azından Türkiye’ye sınır dışı edilmesini talep ettiler. Bu, Arafat’ın şu anda Türkiye’de ikamet eden yakın aile üyeleriyle yeniden bir araya gelmesini sağlayacak ve Doğu Türkistan’daki Uygur halkını hedef alan devam eden soykırımdan korunmasını temin edecektir.
Arafat, sığınma talebinde bulunmak üzere Temmuz 2025’te Almanya’ya gelmiş olsa da, başvurusu Çin vatandaşı olarak işleme alınmıştır. Alman makamlarında kayıtlı olan Türk vatandaşlığı, keyfi gözaltı ve işkence riskinin yüksek olduğu Çin’e sınır dışı edilmesinin hukuki dayanağı olmadığını göstermektedir.
Davaya Genel Bakış ve Sığınma Başvurusunun Sonlandırılması
Kashgar Times tarafından incelenen, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nden (BAMF) alınan ve 28 Ekim 2025 tarihli resmi belgeler, Adil’in (Dosya No. 10825854-479) sığınma sürecinin resmi olarak sonlandırıldığını doğrulamaktadır. Dosyalarda 17 Ocak 2005 tarihinde doğmuş, Uygur kökenli ve Müslüman bir Çin vatandaşı olarak tanımlanan Adil, Almanya’ya ilk olarak 22 Nisan 2025 tarihinde giriş yapmış ve 29 Nisan 2025 tarihinde sığınma başvurusunda bulunmuştu.
Davanın sonlandırılması için gösterilen başlıca neden, Adil’in 2 Eylül 2025 tarihinde planlanan kişisel duruşmaya katılmamasıydı. Yetkililer, celbin 20 Ağustos 2025 tarihinde posta yoluyla başarıyla tebliğ edildiğini ve mazeret gösterilmediği için yasanın, sığınma talebini sürdürme konusunda ilgisizlik olduğu varsayımında bulunduğunu belirtti. Sonuç olarak yetkililer, Alman ikamet kanunu kapsamında herhangi bir sınır dışı edilme yasağının uygulanamayacağına karar verdi.
Adil’e Kandern’deki ikametgahında (Schwimmbadweg 6) tebliğ edilen yasal bildirimde şunlar belirtildi:
- Gönüllü Ayrılma: Adil’e, kararın verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde Almanya’yı terk etmesi emredildi.
- Zorla Sınır Dışı Etme: Gönüllü olarak ayrılmaması halinde, Çin Halk Cumhuriyeti’ne veya giriş izni aldığı başka herhangi bir ülkeye sınır dışı edilecekti.
- Yeniden Giriş Yasağı: Sınır dışı edildiği günden itibaren 30 ay (iki buçuk yıl) süreyle giriş ve ikamet yasağı getirildi.
“Almanya’da kalmak istiyorum. Burada bir hayatım var.”
Dosyadaki önemli belgelerden biri, Adil tarafından 11 Şubat 2026 tarihinde yazılmış el yazısı beyanıdır. Ülkeyi terk etme isteği konusunda kendisine yöneltilen bir soruya yanıt olarak, “Gönüllü olarak ayrılmaya hazır değilim” ifadesinin bulunduğu kutucuğu işaretlemiştir. Almanca olarak şu gerekçeyi belirtmiştir: “Almanya’da kalmak istiyorum. Burada bir hayatım var.”
Dosyada ayrıca Baden-Württemberg Adalet ve Göç Bakanlığı’na bağlı Zor Durum Komisyonu (Härtefallkommission) ile ilgili kapsamlı bilgiler de yer almaktadır. Bu bağımsız kurum, teknik olarak ülkeyi terk etmesi gereken ancak kalmak için acil insani veya kişisel nedenleri olan yabancılar için oturma izni talep etme yetkisine sahiptir.
Adil’e, bildirimi aldıktan sonraki iki hafta içinde Karlsruhe’deki İdare Mahkemesi’ne (Verwaltungsgericht) bu karara karşı dava (Klage) açma hakkı olduğu bildirildi. Belgelerde, temyize başvurulabilmesine rağmen, mahkeme tarafından “erteleme etkisi” için özel bir talebin kabul edilmediği sürece sınır dışı etme sürecinin otomatik olarak durdurulmayacağı vurgulanmaktadır.
She is asking German authorities, media, international organisations to help her stop extradition.
Arafat Adil is a Uyghur who seeked asylum in Germany in 2015. 2hrs ago he was taken by police, and was taken to the Frankfurt airport. Police said he is going to deported to China. pic.twitter.com/lisxxTLoLL— Abduweli Ayup (@AbduwelA) July 21, 2026
Gözaltı haberinin ardından Arafat Adil’in Türkiye’de ikamet eden annesi, sosyal medya üzerinden yayımladığı yürek burkan videoyla dünya kamuoyuna ve yetkililere seslendi. Gözyaşları içinde oğlunun kurtarılması için yardım isteyen acılı anne, videoda şu ifadeleri kullandı:
“Esselâmüaleyküm gruptaki tüm kardeşlerim, sağ olun… Almanya’da yaşamakta olan benim oğlum… Dün geceden beri haber bekliyorduk, iki saat önce gelip onu polisle alıp götürdüklerini söylediler. ‘Şimdi Konsolosluğa mı götürüyorlar?’ diye sorduğumda ‘Bilmiyoruz’ diyorlar.
Hepiniz dua edin, yalvarıyorum size… Benim o oğlumdan başka hiçbir oğlum yok… Yalvarıyorum size, hepiniz yardım edin…”
Taahhütlerin İhlal Edilmesinden Oluşan Endişe Verici Bir Eğilim
Bu olay münferit bir olay değil; Almanya’nın, Doğu Türkistan’da devam eden soykırımdan Uygurları korumak için bildirdiği taahhütlerini ihlal ettiği endişe verici bir eğilimin parçasıdır.
Sadece birkaç ay önce, 3 Kasım 2025 tarihinde, Alman hükümeti, sığınma başvurusu hâlâ değerlendirme aşamasında olmasına rağmen 56 yaşındaki Uygur kadın Rizwangul Bekri’yi (Reziwanguli Baikeli) sınır dışı etti. Arafat’ın durumuna benzer şekilde, Rizwangul’un hukuki süreci de ani aksaklıklarla şekillendi; Stade’de yapılması planlanan duruşması, gerçekleşmesinden sadece birkaç gün önce aniden iptal edildi. Avukatına yeni bir tarih belirleneceği sözü verilmiş olmasına rağmen, Rizwangul bunun yerine yerel bir devlet dairesine çekildi ve birkaç gün içinde sınır dışı edildi.
Ayrıca, Almanya’nın Uygur sınır dışı etme geçmişinde, 2018 yılında 22 yaşındaki bir Uygur erkeğin yanlışlıkla Pekin’e gönderilmesiyle sonuçlanan, büyük yankı uyandıran bir “idari hata” da yer almaktadır. Avukatı o günden beri kendisinden haber alamamıştır ve kaderi hâlâ bilinmemektedir. 2018’deki bu trajedinin ardından Almanya’nın, bölgede işlenen insanlığa karşı suçlar ve soykırımı gerekçe göstererek Uygurların Çin’e sınır dışı edilmesini durdurma taahhüdünde bulunduğu bildirilmişti.
Arafat Adil’in ailesi, uçağın kalkışından önce müdahale edilmesi için Alman yetkililere, uluslararası basına ve insan hakları örgütlerine acil bir çağrıda bulunuyor. Aile, 21 yaşındaki bir genci devletin desteklediği kitlesel hapis sistemine geri göndermek, ölüm cezası vermekle eşdeğer olduğunu savunuyor.




















