Washington merkezli kuruluş, söz konusu günün dünya genelinde haksız yere tutuklanan ve rehin tutulan kişilerin durumuna dikkat çekmek amacıyla anıldığını belirterek, Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikalarının da bu kapsamda uluslararası toplumun gündeminde tutulması gerektiğini vurguladı.
ABD’de 2023 yılında kabul edilen bir yasa ile 9 Mart tarihi her yıl “ABD Rehine ve Haksız Gözaltı Günü” olarak anılıyor ve bu gün, haksız yere tutuklu bulunan kişilerin durumuna dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinliklerle hatırlanıyor.
2018’den bu yana tutuklu
Emekli bir tıp doktoru olan Gülşen Abbas, Eylül 2018’de Çinli yetkililer tarafından gözaltına alındı. Uzun süre kendisinden haber alınamayan Abbas’ın daha sonra “terörizm” ve “kamu düzenini bozma” gibi suçlamalarla gizli bir yargılama sonucunda hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı.
İnsan hakları savunucuları, Abbas’ın tutuklanmasının ABD’de yaşayan kız kardeşi Ruşen Abbas’ın Çin’in Uygurlara yönelik insan hakları ihlallerini açık şekilde eleştirmesinin ardından gerçekleştiğini ifade ediyor. Uzmanlar bu durumun, Çin’in yurt dışındaki aktivistleri susturmak için aile üyelerini hedef aldığı “sınır ötesi baskı” politikalarının bir örneği olduğunu belirtiyor.
Birleşmiş Milletler Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu da daha önce yaptığı değerlendirmede Gulshan Abbas’ın tutuklanmasına ilişkin yeterli hukuki gerekçe sunulmadığını belirterek serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu.
Ruşen Abbas ABD Dışişleri Bakanlığı’nı ziyaret etti

Uygur Hareketi kurucusu ve Uygur insan hakları savunucusu Ruşen Abbas, “ABD Rehine ve Haksız Gözaltı Günü” kapsamında Washington’da düzenlenen etkinliklere katıldı.
Abbas, bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanlığı’nda yetkililerle görüşerek Çin’de tutuklu bulunan kız kardeşi Gülşen Abbas’ın durumu hakkında bilgi verdi ve ABD hükümetinden konunun diplomatik görüşmelerde gündemde tutulmasını talep etti.
Ruşen Abbas, yaptığı açıklamada kız kardeşinin hiçbir siyasi faaliyeti olmadığını belirterek, “Kız kardeşim sadece benim insan hakları savunuculuğum nedeniyle cezalandırılıyor. Onun tek suçu Uygur olması ve benim Çin’deki ihlalleri dile getirmemdir.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası çağrılar sürüyor
Uygur Hareketi ve birçok uluslararası insan hakları kuruluşu, Çin’e Gülşen Abbas’ın yanı sıra keyfi şekilde tutuklu bulunan diğer Uygurların da serbest bırakılması çağrısını yineledi.
Uygur insan hakları savunucuları ise bireysel vakaların uluslararası kamuoyunun gündeminde tutulmasının, Çin üzerindeki diplomatik baskıyı artırarak tutukluların serbest bırakılması açısından önemli olduğunu vurguluyor.

