Uygur Hareketi ve Uygur Araştırmaları Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen konferans, Srebrenica Katliamı’nın 30. yıldönümünde düzenlendi. Etkinlik, milletvekilleri, diplomatlar, akademisyenler, mağdur olarak hayatta kalanlar ve insan hakları savunucularını bir araya getirerek hem geçmişi anmayı hem de gelecekte benzer trajedilerin önüne geçmenin yollarını tartışmayı hedefledi .
Konferansın açılış konuşmasını Uygur Araştırmaları Merkezi Genel Direktörü Abdulhakim Idris üstlendi. İdris, Srebrenica’nın acı hatırasından ders çıkarmanın ve bugünün zulümlerine sessiz kalmamanın önemine vurgu yaptı . Bosna parlamentosundan Šemsudin Mehmedović, sözlerine Srebrenica ile Doğu Türkistan’daki benzer temaları bağlayarak başladı. Mevcut dünyanın Uygur zulmü karşısında “derin endişe” dile getirmesine rağmen yapılanların yeterli olmadığını, öncesinde Srebrenica’da yaşananlarda sessiz kalmanın üzerimize düşeni yapmamamız için bir uyarı teşkil ettiğini belirtti .
Adi Kalem ise “Sessizlik suç ortaklığıdır” diyerek, aynı kaderin farklı coğrafyalarda insanlık suçu olarak yeniden yazılabileceğine dikkat çekti. Her iki soykırımda da asıl amaç aynı: bir halkı sistematik olarak yok etmek. Kalem, “Srebrenica’da sessiz kalan dünya, bugün Doğu Türkistan’da sessiz kalıyor” ifadesini kullandı .
Olayların tanığı olarak söz alan bir Uygur kamp tanığı Kalbinur Sıddık, toplama kamplarında yaşadığı trajik deneyimleri paylaştı. Sıddık’ın ifadeleri, geçmiş acılarla bugün hâlâ devam eden zulmün birleştirici bir köprü olduğunu gösterdi .
Uygur Hareketi Genel Direktörü ve kurucusu Ruşen Abbas, Srebrenica’yı anlamanın sadece geçmişi hatırlamak olmadığını; aynı zamanda bugünü değiştirmek için bir sorumluluk oluşturduğunu vurguladı. Uluslararası toplumun, Srebrenica sonrası dünyaya gösterdiği kararlılığı, bugün Doğu Türkistan için göstermesi gerektiğini söyledi .
Konferansın devamında, gazeteci ve Bitter Winter yazarı Marco Respinti, Uygur yayıncı ve din bilimci Gjergji Thanasi, Dünya Uygur Kongresi’nden Abdulcelil Turan ve Türkiye’deki Uluslararası İlişkiler Akademisi’nden Muhammed Emin Uygur gibi uzmanlar yer aldı. Moderatörlüğünü Ruşen Abbas’ın yaptığı panelde “soykırım”, “hafıza”, “direnç” ve “küresel sorumluluk” temaları derinlemesine tartışıldı .
Uygur Hareketi, Srebrenica’yı sadece bir geçmiş hatırlatması olarak değil, insanlığın ‘bir daha asla’ sözünü yaşatma taahhüdü olarak değerlendirdi. Katliamın acı mirasını taşıyan Bosna ve baskı altındaki Uygur halkı arasındaki dayanışmayı güçlendirmeyi ve uluslararası alanda somut adımlar atılması için kamuoyunu harekete geçirmeyi amaçladıklarını bildirdi .
Saraybosna’da hatırlanan bu kara sayfa, bugün hâlâ devam eden zulümlere karşı uyanık olunması ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerekliliğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Trajediden elde edilen dersin evrensel insanlıkla buluştuğu bu çağrı, dünyadan sessiz kalmadığımız sürece “bir daha asla” sözünün hâlâ geçerli olduğunu gösteriyor.

