Milano Bale Topluluğu, Urumçi’deki Xinjiang People’s Hall (Sözde Halk Sarayı)’nda sahne alırken, Çin devleti bu etkinliği “kültürel kaynaşma” başlığı altında lanse etti. Oysa ki bu tür etkinlikler, Çin’in bölgedeki asimilasyon politikalarını perdelemek için başvurduğu propaganda araçlarından biri olmaya devam ediyor.
Bale ekibi, festivalin açılışından sonra Urumçi’nin simgelerinden olan Büyük Pazar (Grand Bazaar) bölgesinde sahneye çıkarılarak, yerel kıyafetlerle yapılan halk danslarıyla sözde “kardeşlik” mesajı verdi. Ancak bu sahneler, Çin’in Doğu Türkistan’daki gerçekleri örtbas etme çabasının bir parçası olarak değerlendirilmekte.
Dünya kamuoyuna “Xinjiang’da hayat normal akıyor” mesajı vermek isteyen Pekin yönetimi, Uygur Türklerine yönelik baskı, gözetim, zorla çalışma ve asimilasyon politikalarını bu tür kültürel organizasyonlarla perdelemeye çalışıyor. Özellikle yabancı sanatçıların davet edilerek bu etkinliklerde sahneye çıkarılması, Çin’in uluslararası meşruiyet algısını güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak okunuyor.
Çin devlet medyası, bu organizasyonu “sanatın sınırları aştığı bir köprü” olarak yansıtırken, milyonlarca Uygur Türkü’nün maruz kaldığı hak ihlalleri yine görmezden gelindi. Oysa ki bağımsız insan hakları örgütleri, bölgedeki etnik temizlik uygulamalarının kültürel boyutlarının da olduğunu defalarca raporladı.
Milano’dan gelen ekip ile Çinli dansçıların birlikte sergilediği koreografi, sosyal medyada Çinli yetkililer tarafından yoğun şekilde paylaşılarak “birlik” teması işlendi. Ancak gözaltı kamplarında tutulan yüz binlerce Uygur’un, ibadet özgürlükleri kısıtlanan camilerin ve silinen kültürel mirasın gölgesinde bu tür festivallerin inandırıcılığı sorgulanmaya devam ediyor.
Çin’in bu organizasyonla vermeye çalıştığı mesaj net: “Burada her şey yolunda.” Ancak gerçek, dünya kamuoyunun önüne çıkarılmak istenenden çok farklı. Doğu Türkistan’da bir halk kimliğiyle, kültürüyle ve diniyle yok edilmekte. Bu süreçte gerçekleştirilen sözde kültürel etkinlikler ise, işgalci Çin’in yürüttüğü soykırım politikalarının üzerini örtmekten başka bir işlev taşımıyor.

