Prof. Dr. Varis Çakan
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne zaman uluslararası platformlarda Çin işgali altındaki Doğu Türkistanlıların insani hak hukuklarını savunmaya çalışsa Çin Halk Cumhuriyeti Türkiye’yi bölmek isteyen PKK gibi bölücü örgüt ile Çin zulmüne karşı bağımsızlık mücadelesi vermekte olan Uygurları da Çin’i bölmek isteyen “Terör örgütleri” olarak tanımlayıp “Eğer Türkiye Çin topraklarını bölmek isteyen (sözde) Uygur teröristlerine destek verirse Çin’de Türkiye’yi bölmek isteyen PKK’lılara destek verir” diyerek Çin’deki Uygur meselesi ile Türkiye’deki Kürt Meselesini aynı kefene koyarak Türkiye’ye şantaj yapmaktadır. Peki gerçek nedir? Türkiye’de suni olarak yaratılan sözde “Kürt sorunu” ile işgal edildiği 1949 yılından beri Çin’e karşı milli direniş gösteren Uygurların sorunu aynı karakterdeki sorunlar mı? gelin buna tarihin perspektifi ile bir göz atalım.
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Devletinin parçalanması sonucu bir kurtuluş savaşı verilerek kurulan bir devlettir. Tarih kaynakları bize açıkça gösteriyor ki Türkler 10 asırdan fazladır Ortadoğu’da varlığını sürdüren bir millettir. Anadolu’nun Türklerin vatanı olması 1071’deki Malazgirt savaşı ile tescillenmiştir. Kaldı ki Türkler Birinci Cihan Harbinden sonra Osmanlı topraklarının %70’ten fazlasını kaybetmiştir. Türkler Anadolu’ya hükmetmeye başladığında bugün Uygurların yaşadığı Doğu Türkistan ile Batı Türkistan’da kudretli Karahanlılar Devleti hüküm sürüyordu. Doğu Türkistan Tarihte Hun, Göktürk, Uygur ve Karahanlı devletlerinin hakimiyet sahasında idi. Bugün Türkiye Cumhurbaşkanlığı armasında söz konusu 4 büyük Türk devletinin bayrakları bulunmaktadır.
Bağımsız kaynaklara göre Uygurlar yukarıdaki 4 büyük Türk devletinin kurucu unsurları arasında yer almıştır. Bundan başka tarihte ilk defa Türklerin ansiklopedik sözlüğü olan Dîvânu Lugâti’t-Türk‘ün müellifi Kaşgarlı Mahmud ile Kutadgu Bilig‘in müellifi bugünkü Doğu Türkistan’ın kadim şehri olan Kaşgar’da yaşamış ve eserlerini burada dünyaya getirmiştir.
Karahanlı Devleti yıkıldıktan sonra Doğu Türkistan Kıtan, Nayman ve Moğol istilası altında kaldıysa da Uygurlar bu göçebe topluluklarını eriterek Türkleştirdiler.
Bunun sonucunda Doğu ve Batı Türkistan’da Çağatay Hanlığı, Timur Devleti gibi Türk-Moğol devletleri kuruldu. Doğu Çağatay Hanlığından (Moğolistan Hanlığı olarak da bilinir) sonra Doğu Türkistan’da 1514’te Yerken Seideye devleti kurulur (1514-1678) Yerken Seideye Devleti 1678’de Hidayetullah İşan (Halk arasında Apak Hoca olarak bilinir) adındaki İşkiye sülüğünün liderinin ihaneti ile Moğol Cungar kabilesi tarafından ortadan kaldırılır.
Ardından Doğu Türkistan’da Moğol Cungarlarının hamiliğinde kukla Hocalar Hakimiyeti kurulur (1678-1755) Hocalar devrinde Doğu Türkistan’da büyük bir felaket yaşanır. Bu devir Doğu Türkistan’ın cehalet ve karanlık devri olarak bilinir. Doğu Türkistan’da devlet ve millet şuuru ağır bir şekilde darbe alır. Bu tarihten itibaren Doğu Türkistan’ın tarihi kan ve gözyaşları ile yazılmaya başlar. 1755 yılına gelindiğinde İşkiye mezhebindeki Hocaların hamisi olan Cungar aristokrasileri arasında taht kavgaları baş göstermiştir. O zamanlar Çin’i yönetmekte olan Mançu İmparatorluğu ( 清朝/1644-1911)) bunu fırsat bilip ilk defa Doğu Türkistan’ı istila eder. (1755-1762 yıllar arasında) Böylece Doğu Türkistanlılar ile İşgalci Mançular arasında yaklaşık yüz yıla yakın savaş olur ve sonuçta 1860’lı yıllara gelince Doğu Türkistan’dan Mançu işgalcileri çıkarılarak Doğu Türkistan beş bölgede kurulan yerel hükümet tarafından yönetilmeye başlar.
Hokandlı Yakup Beg Doğu Türkistan’da kurulan beş yerel hükümeti birleştirerek 1865’te Kaşgariye Devleti’ni kurar ve “Atalık Gazi” Unvanını alır. Bu devleti ilk başta İngiliz, Çarlık Rusya ve Osmanlı Devleti tanır ve diplomatik ilişki kurar. Kaşgariye Devleti Osmanlı Devletine biat edince Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han Yakup Han’a “Emirlik” unvanını verir. Daha sonra İngiliz ve Çarlık Rus imparatorluğunun Yakup Han’ın zehirlenerek öldürülmesinden sonra Kaşgariye Devletine olan desteğini keserek Çin Mançu İmparatorluğu ile anlaşması sonucu Kaşgariye Devleti 1878’de tekrar Manço İmparatorluğu tarafından işgal edilir.
Çarlık Rusya ile Mançu İmparatorluğu arasında 1881’de yapılan İli Anlaşması’ndan sonra Doğu Türkistan anlaşma gereği Mançu İmparatorluğu’nun yönetimine bırakılır. Mançu İmparatorluğu Doğu Türkistan’ı ikinci defa işgal ettikten sonra bölgenin adını 1884’de sözde “Xinjiang” (Yeni Hudut anlamında) olarak değiştirir. 1911’de Manço imparatorluğu yıkılınca Doğu Türkistan Yang Zeng-xin 楊增新 1911-1928)Jin Shu-ren (金樹仁 1928-1933)ve Sheng Shi-cai (盛世才1933-1944)denilen üç korsan militarist tarafından Çin’de 1912’de kurulan Zhong-hua Minguo (中华民国) devletine bağlı olmadan yönetilir. Doğu Türkistanlılar 1930’lu yılların başında başlayan milli mücadele sonrasında Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini (12 Kasım 1933-Şubat 1934) kurarak bağımsız olur. Ancak Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği o zamanlarda hakimiyet sahası sadece Urumçi bölgesi ile sınırlı kalan korsan hükümdar Sheng Shi-cai’ye askeri destek vererek Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini ortadan kaldırır. Stalin’in desteğiyle 1933-1944 yıllar arasında Doğu Türkistan’a hükmeden Sheng Shi-cai Hitler Almanya’sı Sovyetler Birliği’ne saldırınca Stalin’den yüz çevirerek Doğu Türkistan’dan türlü vasıtalar ile topladığı tonlarca altın karşılığında Milletçi Çin Hükümeti lideri Çang Keyşik’e (蔣介石 ) sığınır.
Doğu Türkistan böylece 1944 yılından itibaren resmi olarak Zhong-hua Minguo’ya (Milletçi Çin Devletine)bağlanır. Sheng Shi-cai Sovyetler Birliği’nden yüz çevirdikten sonra “Kominizim ile Mücadele “ adı altında Doğu Türkistan’da Türk ve Çinli diye fark etmeden binlerce kişiyi katlettiği için büyük tepki çeker. Çang Keyşik onu 1944’te Doğu Türkistan’daki görevinden alarak yerine Wu Zhong-xin’i(吴忠信) 1944 yılında sözde Xinjiang’in reisi olarak gönderir.
Sheng Shi-cai’yin ihanetini hazmedemeyen Stalin Doğu Türkistan’ın kuzeyinde patlayan Milli mücadeleye siyasi ve askeri destek verir. Milli mücadelenin sonunda Gulca’da 12 Kasım 1944’te Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulur. Ancak Batı Türkistan’ı parçalamak suretiyle Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan ve Türkmenistan’dan ibaret beş sözde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerini kuran Sovyetler Birliği Batı Türkistan’ın yanı başında kurulan bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin kendisi için tehlikeli olduğunu düşünerek yine Milletçi Çin Devleti’ne destek verir. Böylece Doğu Türkistan Cumhuriyeti 1946 yılında Sovyetler Birliği’nin baskısıyla Milletçi Çin Hükümeti ile sulh anlaşması yapmaya zorlanır. Neticede Doğu Türkistan Cumhuriyeti yönetiminde görev yapan Sovyetler Birliği yanlısı kişilerin de katkısı ile Ekim 1946’da 11 Maddeden oluşan sözleşme imzalanarak Urumçi’de Geçici Hükümet Kurulur ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin yetkileri sadece Doğu Türkistan’nın kuzeyindeki deki İli, Altay ve Çöçek illeri ile sınırlandırılır. Büyük bir galibiyet ile başkent Urumçi’ye doğru ilerleyen Doğu Türkistan Milli Ordusu Manas Deryası kıyısında Stalin’in bizzat girişimi ile durdurulmuştur.
Japonya’nın teslim olması ile Asya Pasifik bölgesinde İkinci Cihan Harbi sona erer. Çin’de ise yaklaşık üç yıl süren iç savaş başlar. İç savaşı Çin Komünist Partisi (ÇKP) kazanınca 1 Ekim 1949’da bugünkü Çin Halk Cumhuriyeti kurulur. Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği Mao Ze-dong (毛泽东) yönetimindeki Çin Halk Cumhuriyeti Kızıl Ordusunun Doğu Türkistan’ı işgal etmesini sağlar. Bu tarihten itibaren kadim Türk yurdu Doğu Türkistan Çin işgali altındadır. Doğu Türkistan’ın asıl sahibi olan Uygur ve diğer Türk toplulukları Ekim 1949 yılından beri işgal edilmiş topraklarını kurtarmak için Çin ile mücadele etmektedir. Doğu Türkistan’daki Uygurlar ve diğer kardeş Türk toplulukları tarihten beri Çin’in olan bir bölgeyi Çin’den bölüp almaya çalışmamaktadır. Aksine işgal edilmiş vatanlarını kurtarmak için mücadele etmektedir. Uygurlar ve onlarla kader birliği yapan diğere Türk toplulukları ezelden beri o topraklarda yaşayıp gelmektedir ve Doğu Türkistan’ın asli unsurlarıdır. Çin’in sözde “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi” adını verdiği Doğu Türkistan Ekim 1949’da çok az sayıdaki işbirlikçi teslimiyetçilerin vatana ihaneti yüzenden işgal edilmiş tarihi bir Türk yurdudur.
Sonuç olarak İşgal edilmiş vatanlarını kurtarmak için mücadele eden Uygurlar ile bin yılı aşkın Türk yurdu olan Anadolu topraklarını bölmek isteyen PKK’lılar gibi bölücü örgütleri aynı kefene koymak tarihi gerçeklerle örtüşmemektedir. Tarih emperyalist ülkelerin yayılmacı politikalarına alet edilmemelidir.





















