Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin (UNHRC) 62. oturumu sırasında bir konuşma yapan İsa, Uygurların karşı karşıya olduğu durumun hâlâ “vahim” olduğunu belirterek, milyonlarca kişinin kendisinin “baskı kampanyası” olarak nitelendirdiği sürecin altında acı çekmeye devam ettiğini söyledi. İsa, Çin’i ekonomik ve diplomatik nüfuzunu, devam eden bir soykırımı “gizlemek ve örtbas etmek” için kullandığını söyledi.
İsa, Mart ayında kabul edilen Çin’in Etnik Birlik ve İlerleme Yasası konusunda özel endişelerini dile getirerek, yasanın ismine rağmen bu mevzuatın Uygurlar ve Tibetlilerin kendine özgü kimliklerini ortadan kaldırmayı amaçladığını iddia etti. Uygurca eğitim üzerindeki kısıtlamalar ve Uygur ve Tibetli çocuklar için yatılı okulların yaygınlaştırılması gibi önlemlerin, yasanın resmen kabul edilmesinden yıllar önce zaten uygulanmaya başlandığını ifade etti
İsa’ya göre, söz konusu yasa etnik ve kültürel kimlikleri zayıflatan politikalara yasal bir gerekçe sağlıyor. İsa, BM üye devletlerini bu yasayı titizlikle incelemeleri ve konuyu İnsan Hakları Konseyi’nde gündeme getirmeleri için çağırdı.
Uygur aktivist ayrıca, Pekin’in kampanyasının sınır ötesi baskı yoluyla Çin sınırlarının ötesine uzandığını söyleyerek, Uygur aktivistlerin ve diaspora liderlerinin sindirme ve dezenformasyona maruz kaldığını belirrti. Çin’in Doğu Türkistan’da kalan akrabaları için endişe duyan birçok aktivistin kamusal savunuculuk faaliyetlerini azalttığını belirtti.
İsa, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2022 tarihli değerlendirmesine atıfta bulunarak, raporda yer alan olası insanlığa karşı suçlarla ilgili bulguların ardından anlamlı bir adım atılmadığını belirtti. Üye devletleri, devam eden insan hakları ihlallerini ele almak için yasal yükümlülüklerini yerine getirmeye ve İnsan Hakları Konseyi aracılığıyla takip tedbirleri almaya çağırdı.
