DUK açıklamasında, “Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ve diğer küresel medya kuruluşları tarafından yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular, Pekin’in BM insan hakları sistemini manipüle etmek ve muhalif sesleri susturmak için GONGO olarak bilinen sahte STK’ları kullandığını ortaya koyuyor.” dedi.
DUK’un Haftalık Brifingine göre, Çin devletine bağlı GONGO’lar sivil toplum kuruluşu gibi görünseler de gerçekte Çin’i Doğu Türkistan, Tibet ve Hong Kong’daki insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerden korumak için birer araç olarak işlev görüyorlar. Aralarında Başkan Yardımcısı Zümretay Arkın ve İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Erkin Zunun’un da bulunduğu DUK liderleri, BM’nin resmi toplantıları sırasında, özellikle de DUK’un 8. Genel Kurulu sırasında gözdağı ve takibe maruz kaldıklarını bildirdiler.
DUK, kurumsal manipülasyonun ötesinde, DUK üyelerine yönelik tüyler ürpertici siber saldırıları da vurguladı.
DUK’a göre, ICIJ tarafından desteklenen Citizen Lab, Uygurca metin editörü UyghurEditPP’nin ele geçirildiği bir siber casusluk operasyonunu ortaya çıkardı. Kötü amaçlı yazılımla bozulan ve bir kimlik avı e-postası yoluyla yayılan bu yazılım, Çin devlet destekli bilgisayar korsanlarının sürgündeki önde gelen Uygur aktivistleri gözetlemesine olanak sağladı.
Haftalık Brifing, özellikle hedef alınan Erkin Zunun’un bu tür bir dijital zulmün psikolojik bedelini anlattığını belirtti.
Buna paralel olarak, Uluslararası İnsan Hakları Servisi (ISHR), DUK’un Haftalık Brifinginde atıfta bulunulan, Sağlıklı Bir Toplumun Birden Fazla Sesi Olmalıdır başlıklı bir rapor yayınladı.
Rapor, Çin’in BM’de bağımsız STK’ları engelleme, STK akreditasyonlarını geciktirme ve GONGO’larını BM insan hakları mekanizmalarına yayma çabalarını detaylandırıyor. Aralarında DUK üyelerinin de bulunduğu vaka çalışmaları, koordineli diplomatik baskı ve taciz kampanyalarını ortaya koymaktadır.
İşgal altındaki Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur ve diğer Müslüman Türk halkları yıllardır Çin tarafından sistematik insan hakları ihlalleri ve kültürel silme ile damgalanan ciddi bir baskıya maruz kalmaktadır.
Çin’in Uygurlara ve diğer Müslüman Türk halklarına yönelik baskısı, kitlesel gözetim, “yeniden eğitim” kamplarında keyfi gözaltı, zorla çalıştırma ve dini ve kültürel kimliği silme çabalarını içeriyor. Çin hükümeti, eylemleri terörle mücadele olarak adlandırarak istismarı reddetmektedir. Uluslararası kurumlar ve insan hakları grupları bu politikaları insanlığa karşı işlenmiş suçlar ve potansiyel soykırım olarak nitelendirmiştir.

