
Dava, insan hakları avukatı William Bourdon tarafından bu şirketlerin Fransa ofislerine karşı açıldı.
DUK tarafından yayınlanan bir basın açıklamasına göre, bu firmalar Doğu Türkistan'daki Uygurlara karşı işlenen insanlık suçlarında Çin hükümetine teknolojileriyle yardım etmekle suçlanıyor.
Sözkonusu şirketler soykırım, insan kaçakçılığı, ağırlaştırılmış kölelik ve bu suçların gizlenmesi olmak üzere dört suçla suçlanıyor.
Açıklamaya göre, bu şirketler Uygur kökenli kişileri tespit etmek için kullanılan yapay zeka tabanlı canlı yüz tanıma sistemleri de dahil olmak üzere devasa gözetim sistemlerinin konuşlandırılmasında suç ortağıdır. Bazen, tespit edilenler Çinli kolluk kuvvetlerinin zulmüne maruz kalmaktadır.
DUK Başkanı Turguncan Aladdin, "Bu başvuru, hükümetin soykırımına ortak olan tüm şirketlere yasal sorumluluk taşıdıklarına dair önemli bir hatırlatmadır" dedi. "Fransız yargısının bu konuyu ciddiyetle ele alacağından eminiz" diye ekledi.
Don't Fund Russian Army adlı bir sivil toplum kuruluşunun, geçmişte Ukrayna gibi dünyanın bazı çatışma bölgelerinde hakları ihlal eden gözetleme sistemlerini kullanmakla suçladığı bu şirketlere karşı yasal mücadeleyi desteklediği söyleniyor. Ukrayna'da konuşlandırılan bu gözetleme sistemlerindeki güvenlik açıklarının Rusya'nın ülkeye saldırısını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı konusunda soru işaretleri vardı.
Paris'teki davadan önce DUK, Doğu Türkistan’dan İngiltere'ye ithal edilen pamuğun Uygurlar tarafından zorla çalıştırılarak üretildiği iddialarının soruşturulması için yasal işlem başlatmıştı.
Hikvision ve Dahua, Çin'deki Uygurlara yönelik zulümdeki rolleri nedeniyle dünyanın farklı yerlerinde kınama cezalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu iki şirket, bu tür suçlamaların baskısıyla bazı biyometri sözleşmelerini iptal etmek zorunda kaldı.
Sözleşme iptali sorunlarının ötesinde, iki firma ABD hükümetinin kara listesine alındı ve ISC etkinliklerinde kameralarını sergilemeleri yasaklandı.
