Bu yalanlama, siyasi açıklamalar ile fiili istihbarat raporları arasındaki büyük çelişkiyi ortaya koymaktadır.
Netanyahu’nun siyasi söylemlerindeki çelişkiler
Kaynağın açıklaması, Netanyahu’nun İbrani 14. Kanal’da verdiği röportajın ardından geldi. Netanyahu, röportajda, İran’ın elinde bulunan atom bombalarının yol açacağı yıkımdan ülkesini kurtarmak için iki kez İran’ı işgal etme kararı aldığını iddia etmişti.
Gazete, Netanyahu’nun açıkça kendisiyle çeliştiğine dikkat çekti; zira geçen yıl boyunca askeri müdahalenin Tahran’ın bu aşamaya ulaşmasını engellediğini ve İran’ın bu bombalara sahip olduğunu hiç kabul etmediğini ısrarla vurgulamıştı.
Netanyahu, geçtiğimiz 15 Haziran’da yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Zamanında harekete geçmeseydik, İran çoktan atom bombasına sahip olacaktı.”
Aynı tutumu bir askeri tören ve hükümet konferansında da tekrarlayan Netanyahu, İran’ın nükleer emellerini dizginlemede “Yükselen Aslan” ve “Aslanın Kükremesi” operasyonlarının payını vurguladı; ancak İran’ın hazır bir atom bombasına sahip olduğuna dair herhangi bir atıfta bulunmadı.
Uluslararası Ajansın Raporları İddiaları Çürütüyor
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) kamuoyuna açıklanan raporları, bu iddiaları yalanlayan görüşü desteklemektedir; zira bu raporlarda Tahran’ın tam teşekküllü nükleer silahlara sahip olduğunu kanıtlayacak herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Ajans Başkanı Rafael Grossi’nin Yönetim Kurulu’nda yaptığı açıklamaya göre, 2025 Haziran’ındaki askeri operasyondan hemen önce elde edilen en son teyit edilmiş veriler, İran’ın 440 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğunu göstermektedir; ancak bu, kullanıma hazır bir nükleer savaş başlığı olduğu anlamına gelmemektedir.





















