ETGE açıklamasında, İsveç’in uzun yıllardır insan hakları savunuculuğu konusundaki itibarına atıfta bulunarak, bu mirasa uygun şekilde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. “Soykırım ve insanlığa karşı suç işleyen bir rejimle diyalog kurmak, adalet ve hesap verebilirliğin feda edilmesi anlamına gelmemelidir” ifadesi dikkat çekti. Ayrıca, 12 Ekim 2025 tarihi itibarıyla Çin’in Doğu Türkistan’a müdahalesinin 76’ncı yıl dönümü olması ve bölgenin “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi” adının 70 yıl önce resmîleştirilmiş olması da, ETGE tarafından sembolik birer dönüm noktası olarak nitelendirildi.
Açıklamada, İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard’a doğrudan çağrı yapıldı. ETGE, İsveç’ten görüşmelerde şu başlıkları gündeme getirmesini talep etti:
- Doğu Türkistanlı kadınlara yönelik zorla sterilizasyon uygulamalarının durdurulması,
- Uygur ve diğer Türk kökenli çocukların asimilasyon amaçlı kaçırılması,
- Milyonlarca kişinin toplama kamplarında tutulması, işkence, zorla eğitim ve çalışma programlarına maruz bırakılması,
- Organ toplama suçlamaları ve bu iddiaların ciddi biçimde soruşturulması,
- Kültür, dil, din alanlarında ağır kısıtlamalar ve sistematik hak ihlallerinin sonlandırılması,
- İsveç ve diğer ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlı muhaliflerin gözetlenmesi, baskı altında tutulması ve istihbarat çalışmaları aracılığıyla sindirilme girişimleri.
ETGE’nin açıklamasında, İsveç’in bu adımları yalnızca savunulan etik değerlerle uyumlu bir tutum sergilemesi açısından değil, aynı zamanda küresel düzeyde bir mesaj verme imkânı açısından da önemli görüldüğü belirtildi. “Çin ile yapılan ticaretin, zorla çalışan Uygur emeği bağlantılı ürünlerle kirlenmiş olması gerçeğini kabul edin” çağrısıyla birlikte, Çin’in diasporadaki baskıcı faaliyetlerine karşı İsveç’in duruş sergilemesi gerektiği vurgulandı.
Sayragul Sautybay, ETGE Başkan Yardımcısı ve ayrıca İsveç vatandaşı olarak, açıklamada özellikle dikkat çekti. Sautybay, “Doğu Türkistan’daki Uygurlar ve diğer Türk halkları sistematik etnik temizlik, kültürel asimilasyon ve acımasız baskı ile karşı karşıyadır. Bakan Malmer Stenergard’ın bu suçları kınaması, zorla sterilizasyonu, çocuk kaçırmayı, toplama kamplarını ve zorla çalıştırmayı sonlandırma talebinde bulunması, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yoluyla adaletin peşinden koşmamızda bize destek olması gerekir. Sessizlik, sömürücü ve soykırımcı rejimlere suç ortaklığıdır” ifadeleriyle İsveç’i sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
Ayrıca ETGE, İsveç hükümetine Doğu Türkistan’ın işgal altındaki bir ülke olarak resmî tanınmasını önermekte; Çin’in yürüttüğü soykırım ve sömürgeci politikaları açıkça kınamasını, mağdurları uluslararası platformlarda savunmasını, UCM çerçevesinde adalet arayışlarını desteklemesini talep etmektedir. Aralık ayında düzenlenecek UCM’nin Roma Statüsü’nün Devletler Kurulu toplantısında da gündemin Doğu Türkistan’a dair önerilerle zenginleştirilmesi gerekliliği öne çıkarılmıştır.
Son olarak ETGE, İsveç’in Çin ile sürdürdüğü ticari ilişkilerde, bu ürünlerin zorla çalıştırılan işçilerin üretimiyle bağlantılı olabileceğini kabul etmesini ve buna karşı tedbir almasını salık veriyor. Ayrıca diasporada yaşayan Doğu Türkistanlılara yönelik istihbarat ve sindirme faaliyetleri konusunda da İsveç’in aktif müdahale etmesi çağrısı tekrarlanıyor.
ETGE’ye göre, İsveç’in bu konudaki liderliği yalnızca kendi değerleri bağlamında anlamlı olmayacak; aynı zamanda tüm dünyaya “soykırım, zorla asimilasyon, kültürel imha ve sömürgeci baskı kabul edilemezdir” mesajını güçlü biçimde iletecektir.

