Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nuri Musabay
Nuri Musabay

“Kara listedeki” kişiyi saraylarda ağırlayanlar Uygurları görmüyor!

“Terörist” dedikleri Ahmed el-Şaraa Beyaz Saray’da  ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlanıyor, ancak hayatta kalma mücadelesi veren Uygurların sesine kimse kulak vermiyor.

En çok aranan “terörist” Ahmed el-Şaraa, Beyaz Saray’da kırmızı halıyla, ve  Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nde yeşil halıyla  karşılanarak misafir edilirken, insan hakları savunucusu ve Uygur ulusunun özgürlüğü için barışçıl aktivist olan, bir zamanlar Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen, Türklerin kardeşi  olan Uygurların  manevi annesi  Rabiya Kadir’e  ise Türkiye’ye girmesine izin bile verilmiyor.

Her bir Türk soruyor:  Rabiya Kadir ne zaman Türkiye’ye girebilecek?

Amerika Birleşik Devletleri ve Batı dünyasının 20 yılı aşkın süredir terörist olmakla suçladığı ve ABD ile müttefiklerinin 20 yılı aşkın süredir öldürmek veya yakalamakla tehdit ettiği “terörist” Ahmed el-Şaraa, 10 Kasım 2025 tarihinde Beyaz Saray’ı ziyaret etti.

ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın eski direktörü ve Irak’taki ABD kuvvetlerinin komutanı General David Patriot, Ahmed el-Şaraa’yı Irak ve Suriye’de avlıyor, onu yakalayıp öldürmeyi umuyordu. Ahmed el-Şaraa da General Patriot’u tehdit etmişti.

Bular 22 Eylül 2025’te New York’ta bir araya geldiler. Uzun zamandır birbirini görmemiş eski arkadaşlar gibi oturup sohbet ettiler.

Türk üst düzey yetkililer de Ahmed el Şaraa ile birkaç kez görüştü.

Dünyada inanılmaz şeyler oluyor!

Tüm dünya şokta. Ölümü için 10 milyon dolarlık ödül konulan ve dünyanın en tehlikeli “teröristi” olarak adlandırılan Ahmed el-Şaraa, ABD Başkanı Donald Trump’ın onur konuğu oldu, kırmızı halıyla karşılandı ve Beyaz Saray’da devlet süitinde ağırlandı.

Okumadan Geçme  Çin Uygur Halkını Yok Etmek İçin Finansal Baskıyı Nasıl Kullanıyor?

Türkiye, Fransa, Rusya  ve köfrez devletlerinin de onur konuğu oldu.

Ahmed el-Şaraa’nın Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyaret, Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasından bu yana 80 yılı aşkın süredir bir Suriye liderinin Beyaz Saray’a yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Bilinen bir teröristin devlet başkanı olarak Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi ve ABD Başkanı’nın onu onur konuğu olarak karşılaması, dünya tarihinde rekor kıran bir olaydır.

2003 yılında ABD ordusu Irak’ı işgal ettiğinde, Ahmed el-Şaraa, General Patriot’un komutası altındaki ABD ordusuna karşı El Kaide’nin saflarında savaştı.

2006 yılında ABD ordusu Ahmed el-Şaraa’yı yakalayıp hapse attı.

2011 yılında Ahmed el-Şaraa serbest bırakıldı ve Irak’tan ayrılarak Suriye’ye geçti.

2011 yılında Suriye iç savaşı başladığında, Ahmed el-Şaraa Suriye hükümetine karşı isyancıların safında yer aldı. 2012 yılında, Beşar Esed’in güçlerine ve Ruslara karşı savaşan El Nusra Cephesi’ni kurdu. Daha sonra El Kaide’den ayrıldığını açıkladı.

Daha sonra El-Nusra’yı diğer gruplarla birleştirerek Hurriyet Tahrir el-Şam’ı (HTS) kurdu ve Beşar Esed ile Rus ordusuna karşı savaşını sürdürdü.

Ahmed el-Şaraa, ABD, Ruslar ve Beşar Esed tarafından düzenlenen çok sayıda suikast ve hava saldırısından sağ kurtuldu.

General David Petraeus, Ahmed el-Şaraa’yı yakalamak veya öldürmek için yoğun çaba sarf etti. ABD hükümeti, Ahmed el-Şaraa için ölü veya diri ele geçirilmesi karşılığında 10 milyon dolarlık bir ödül teklif etmişti.

26 Kasım 2024’te, muhalif güçlerin Esed hükümetine karşı başlattığı ortak bir saldırının ardından Suriye’deki 60 yıllık Esed rejimi 8 Aralık 2024’te çöktü. 13 yıl süren Suriye iç savaşı 10 günde sona erdi.

Okumadan Geçme  Yeni Kitap 'Diasporadaki Uygur Kadın Aktivistleri': Dayanıklılık ve Savunuculuk Günlükleri

Onlarca yıldır “terörist” olarak aranan, dağlarda saklanan, birçok kez ölümden kurtulan ve ABD hükümetinin canlı veya ölü ele geçirilmesi için 10 milyon dolarlık ödül koyduğu Ahmed el-Şaraa, Suriye geçici hükümetinin başkanı oldu.

Orta Doğu siyaseti bir gecede değişti; birçok Batı ülkesi Ahmed Al-Şaraa’yı tebrik etti, ona mektuplar gönderdi ve ardından Ahmed Al-Şaraa’yı terör listesinden çıkardı.

En ilginç olanı ise, onlarca yıldır kaçak durumda olan ve 10 milyon dolarlık ödül konmasına rağmen öldürülemeyen Ahmed el-Şaraa’nın kendi başına ABD’nin başkenti Washington’a uçması oldu. Beyaz Saray’da kırmızı halılarla karşılandı ve Başkan Trump’ın onur konuğu oldu.

O, dünyayı şok etti.

Terörist olarak adlandırılan ve dağlarda saklanan bir adam, tüm dünyanın nefret ettiği ve birçok insanın ölümüne neden olan diktatörlük rejimini yıktı. Tüm dünya buna sevindi.

Terörist olarak adlandırılan Ahmed el-Şaraa’nın savaşları, bir özgürlük savaşı olarak kabul edildi. Dünyadaki bir diktatörlük rejimi ortadan kalktı. Diktatörlükle yönetilen bir devlet demokratikleşti. Halkı özgürlüğe kavuştu.

Bu olaylar bir peri masalı gibi geçti. Belki de insanların zihninden silindi, ama biz Uygurlar unutmadık. Çünkü Uygurların hayatında hâlâ üzücü olaylar yaşanıyor. Uygurlar hâlâ hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Dünyanın en büyük diktatörlük devletlerinden biri olan Çin, Uygur halkına karşı soykırımına devam ediyor.

Okumadan Geçme  İsrail üst üste ikinci gece yine Şam’ı vurdu

Üzücü olan şu ki, dünya, 21. yüzyılın en korkunç soykırımına maruz kalan Uygur halkının içinde bulunduğu duruma kulak vermiyor.

Dünyanın diğer ucundan gelen ve “terörist” olarak bilinen adam Beyaz Saray’a geldi ve onurlu bir misafir oldu. Ancak Beyaz Saray’dan birkaç kilometre uzakta yaşayan, Uygur halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için her gün protesto yapan, 11 çocuk annesi, 1990’larda Çin’in en zengin insanlarından biri olan, eski bir Çinli mahkum ve ABD Başkanı George W. Bush tarafından Çin’in atom bombasından daha güçlü olarak tanımlanan Rabiya Kadir, Beyaz Saray’a bile yaklaşamıyor.

Her gün yüzlerce insan Beyaz Saray’ın önünde “Çin! Uygur soykırımını durdurun” ve “Uygur halkını kurtarın” sloganlarıyla protesto yapıyor, ancak Beyaz Saray’dan kimse çıkıp “Ne hakkında konuşuyorsunuz?” demiyor.

Ankara’da da  aynısı oluyor, Türkiye’de yaşayan Uygurların  Ankara ve İstanbul’da,  Çin’in Uygurlar üstünde yürüttüğü soykırımını durdur diyerek protestolar yapıyor ama hiçbir Türk üst düzey yetkili de gelip “ne derdiniz var?” demiyor.

Rabiya Kadir senelerdir Türkiye’ye girmek için baş vuruyur, ama Ankara hep red cevabı veriyor.

Uygurlar Müslüman değil mi? Uygurlar mazlum değil mi? Uygurlar Türk değil mi? Çin zalim değil mi?

11 çocuk annesi  ne için Türkiye’ye giremiyor ?

Bu ne için?!

Özgürlük için savaşan insanların desteğini ve tanınmasını kazanmak için “terörist” mi olmaları gerekiyor?

 Hükümet liderleri tarafından  karşılanmaları  için “terörist”  olmaları mı gerekiyor?

20 Ocak 2026 ABD

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER