1 Temmuz 2026, Çin hükümeti tarafından dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir siyasi ve kültürel soykırımın yasal zeminini oluşturan “Millî Birlik Yasası”nın resmen yürürlüğe girdiği karanlık bir gündür. Çin hükümetinin bu yasası, Han çinlisi olmayan tüm milletlerin kültürünü, dinini, dilini ve kimliğini tamamen yok ederek topyekûn bir asimilasyonu hedeflemektedir. Bu bağlamda, söz konusu yasaya karşı küresel protesto eylemlerinin bir parçası olarak, Amsterdam’daki Dam Meydanı’nda Hollanda Tibet’i Destekleme Organizasyonu’nun öncülüğünde geniş katılımlı bir ortak miting gerçekleştirilmiştir.
Mitinge katılan farklı milletlerin temsilcileri, yakın zamanda Çin’e resmi bir ziyarette bulunacak olan Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sjoerd Sjoerdsma’ya (@ministerBHOS) iletilmek üzere ortak bir imza metni göndermiştir. Bu metinle, Sayın Bakan’ın Çinli yetkililerle yapacağı görüşmelerde, bu zorunlu asimilasyon yasasına yönelik derin endişelerimizi ve taleplerimizi diplomatik gündemin en üst sırasına taşıması kararlılıkla talep edilmiştir.
Bu protestoya özel davetli olarak katılarak Doğu Türkistan Uygur halkı adına bir hitapta bulundum. Konuşmamda, Çin’in bu asimilasyon yasası maskesi altında yürüttüğü soykırım politikalarını derhal durdurması gerektiğini vurguladım. Ayrıca, Hollanda hükümetine ve Avrupa devletlerine, Çin’in bu insanlık dışı uygulamalarına karşı sessiz kalmayıp, kurumsal güçlerini aktif hale getirmeleri ve somut adımlarla caydırıcı baskı uygulamaları çağrısında bulundum.
Miting Konuşmasının Tam Metni:
“Adaletin Değerli Savunucuları, İnsan Hakları Aktivistleri ve Saygıdeğer Hazırlun,
Bugün burada, Tibetli kardeşlerimizin daveti üzerine sizlerle aynı safta durmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün, 1 Temmuz 2026’da, Amsterdam’ın kalbinde, Pekin’in totaliter tiranlığının yeni ve tehlikeli bir aşamasına, yani Çin’in sözde ‘Millî Birlik Yasası’nın resmen yürürlüğe girmesine karşı durmak ve sesimizi yükseltmek amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Bu yasanın gerçek mahiyeti konusunda tamamen net olmalıyız: Bu yasa asla bir ‘birlik’ yasası değildir; aksine Han çinlisi olmayan halkların kimliğini tamamen kazımak üzere tasarlanmış hukuki bir silahtır. İşgal altındaki tüm bölgelerde zorunlu asimilasyonu kurumsallaştırma, kodlama ve yasallaştırma vasıtasıdır.
Bir Uygur olarak ilan ediyorum ki, bu yasayı Doğu Türkistan’da süregelen insanlık suçlarından bağımsız ele alamayız. Pekin rejimi, yıllardır işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da vahşice bir soykırım yürütmektedir. Zorunlu kısırlaştırmalar, toplama kamplarındaki kitlesel gözaltılar, dilimizin, kültürümüzün ve dini inancımızın sistematik olarak tahrip edilmesi yoluyla Çin rejimi, Doğu Türkistan’daki Uygur halkının kökünü kurutmayı hedeflemektedir. Bu yeni yasa, aynı yıkıcı ve soykırımcı zihniyetin bir sonraki planlı adımıdır!

Çin rejimi bu yasal çerçeveyle, bağımsız egemen kimliklerin yok edilişini meşrulaştırmak istemektedir. Bu yasa; Doğu Türkistan, Tibet, Güney Moğolistan, Guangksi, Kantonya ve Hong Kong’un özgün dillerini, zengin kültürlerini ve tarihi miraslarını doğrudan hedef almaktadır. Pekin’in nihai amacı; geçmişimizi silerek, dayatılan yapay bir ‘Zhonghua (Çin) ulusal kimliği’ altında bir ‘milletler hapishanesi’ inşa etmektir. Fiziksel olarak farklı görünseler de zihnen ve ruhen tamamen Çinlileştirilmiş, rejime itaatkar köle nesiller yetiştirmek istemektedirler.
Bugün burada tek bir cephe olarak sergilediğimiz bu irade, şu yalın gerçeği ispatlamaktadır: Pekin’in zulmü birbiriyle bağlantılıdır, dolayısıyla bizim direnişimiz de ortak olmak zorundadır. Bizler merhamet dilenen zayıf azınlıklar değiliz; Çinli işgalciler tarafından gasp edilen özgürlüğünü ve egemenliğini geri talep eden, hürriyete inanmış işgal altındaki milletleriz!
Dam Meydanı’ndan Pekin’e net bir mesaj gönderiyoruz: Sessizlik içinde yok olmayı reddediyoruz! Kimliğimizin totaliter bir rejim tarafından haritadan silinmesine asla izin vermeyeceğiz!
Buradan Hollanda hükümetine ve uluslararası topluma da sesleniyoruz: Çin ile olan ekonomik ortaklıklarınız, sizleri süregelen soykırım ve zorunlu asimilasyon karşısında kör kılmasın. Zulme karşı sessizlik, suça ortak olmaktır. Demokratik dünyayı, içi boş diplomatik beyanatların ötesine geçerek bu yasaya karşı caydırıcı kurumsal tedbirler ve yaptırımlar uygulamaya davet ediyoruz.
Tibet, Doğu Türkistan, Güney Moğolistan, Guangksi, Kantonya ve Hong Kong’dan gelen tüm kardeşlerim: Bizim birliğimiz Pekin’in en büyük varoluşsal korkusudur. Onların silahları var, onların paraları var; fakat bizim hakikatimiz ve asla yok edilemeyecek yaşama irademiz var. Birlikte bu tiranlığı alt edeceğiz.

Dikkatniz için teşekkür ederim. Doğu Türkistan’a Özgürlük! Tibet’e Özgürlük! Guangksi’ye Özgürlük! Kantonya’ya Özgürlük! İşgal altındaki tüm milletler için adalet ve hürriyet!



