Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdurehim Gheni Uyghur
Abdurehim Gheni Uyghur

Özgürlük için Mücadele: Çin Devletinin 76. Yıl Dönümüne Karşı Amsterdam’daki Protesto

Protesto – Zulme Uğrayan Bir Milletin Sesini Dünyaya Duyurmanın En Basit Mücadele Yolu – Hatıratımdan

1 Ekim, Çin Komünist Devleti’nin kuruluş yıldönümü olup, Çin hükümeti her yıl bu günde büyük şölenler düzenler. Ancak bu gün, Çin sömürgesi altındaki Doğu Türkistan, Tibet, Mançurya, Güney Moğolistan, Hong Kong, Kanton ve Guangxi halkları için sadece bir utanç günü değil, aynı zamanda Çin Komünistlerinin zulmüne maruz kalan Falun Gong, Çin demokratları ve Çin Hristiyan toplulukları gibi Çin kökenli topluluklar için de bir yas günü olarak kabul edilir. Bu nedenle, Çin Komünist Devleti’nin kuruluşunun utanç verici gününü lanetlemek için her yıl 1 Ekim’de dünyanın dört bir yanında geniş çaplı protestolar düzenlenir.

Hollanda’da, Çin’in işgalci devletinin 76. kuruluş yıldönümüne karşı, aktif faaliyetler yürüten “Uygurları Destekleme Örgütü” öncülüğünde, Çin Komünist Devleti’nin işgali altındaki Uygurlar, Tibetliler, Güney Moğollar, Hong Konglular, Kantonlular, Guangxililer ve Çin Komünist yönetimine karşı çıkan Çinli demokratlar ile Çin Hristiyan toplumu gibi 9 örgüt bir araya gelerek, 28 Eylül’de Amsterdam Dam Meydanı’nda “Çin Ulusal Günü Bayram Değil, Yas Günüdür” ve “Milli Felaketi Asla Unutmayın ve Özgürlük için Direnin!” temalı bir etkinlik düzenledi.

Etkinlik programına göre, katılımcılar başlangıçta bir dakikalık saygı duruşunda bulunarak, 1949’dan bu yana Çin Komünist Devleti’nin zulmü sonucu hayatını kaybeden çeşitli milletlerden insanlara yaslarını ifade etti. Ardından, Tibetliler, Uygurlar, 1989 Tiananmen Katliamı’ndan sağ kurtulanların temsilcileri, Hong Kong demokrasi hareketine katılan aktivistler, Kantonlu ve Guangxili siyasi aktivistler ile Çin Komünist Devleti’ne karşı çıkan Çinli örgütlerin temsilcileri konuşmalar yaptı.

Okumadan Geçme  İtalya gizlilik endişeleri nedeniyle Çin uygulaması DeepSeek'i yasakladı

Sıra Uygurlara geldiğinde, bu protestoyu organize edenlerden biri olan Uygurları Destekleme Örgütü’nün kurucusu Abdurehim Gheni, önce Doğu Türkistan Milli Marşı’nı çaldırarak tüm Dam Meydanı’ndaki ziyaretçi ve turistleri güçlü bir şekilde etkiledi. Ardından akıcı Hollandaca ile bildirisini sundu:

“Bugün Amsterdam Dam Meydanı’nda neden toplanıp protesto ediyoruz? Elbette bu hepimizin malumu. Çin işgali altındaki Doğu Türkistan, Tibet, Güney Moğolistan, Kanton, Hong Kong ve mazlum Çin halkı, 75 yıldır Çin Komünist Devleti’nin zulmüne maruz kalmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ‘Bir daha tekrarlanmayacak’ diye yüksek sesle haykırılan ‘soykırım’ trajedisi, bugün bu dakikalarda bile Doğu Türkistan’da tekrarlanıyor. Çin Komünist Hükümeti, Doğu Türkistan’da toplama kampları kurarak Uygurları kökünden yok etmeyi amaçlayan soykırım suçunu işliyor. Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da kaybolan 19 aile üyem, bu soykırımın canlı kanıtı, çelik gibi delili ve milyonlarca kaybolan Uygur’un canlı bir örneğidir. Şu anda beş milyondan fazla Uygur, toplama kamplarında insanlık dışı aşağılamalara maruz kalıyor. Uygurların dili, kültürü, tarihi ve dini yok ediliyor. Çocuklar zorla ailelerinden koparılıyor, ana dilleri, milli kültürleri ve bin yılı aşkın inançları yok ediliyor; Çin milleti olarak yaşamaya zorlanıyorlar.

Uygur kadınları sadece Çinlilerle evlenmeye zorlanmakla kalmıyor, aynı zamanda her gün tecavüze uğruyor, kısırlaştırma ameliyatlarına tabi tutuluyor ve doğmak üzere olan bebekleri Çinli katiller tarafından tehdit edilerek düşürülüyor.

Uygurlar, Doğu Türkistan’daki Çin fabrikalarında köle olmaya zorlanmakla yetinmiyor, aynı zamanda binlerce kilometre uzaktaki Çin eyaletlerinde köle olarak fabrikalarda zorunlu çalıştırılıyor. Uygurların organları zorla alınıp satılıyor.

Okumadan Geçme  Hollanda polisinden tesettürlü iki Müslüman kadına şiddet

2024 Mayıs’ında, Lahey’deki Dünya Halk Mahkemesi tarafından 8-12 Temmuz tarihleri arasında Şi Cinping’in Doğu Türkistan’daki suçlarına ve Uygurlara yönelik soykırıma karşı tanıklık yapmak üzere davet edildim. Tanıklıktan iki gün önce, 10 yıldır sesini duymadığım ağabeyim Ablikim Gheni, Çin polisinin zorlamasıyla bana telefon ederek Dünya Halk Mahkemesi’ne katılmamam konusunda telkinde bulundu. Ardından Telegram üzerinden babamın ağır hasta bir halde yatakta yattığı bir videoyu göndererek beni psikolojik olarak yıpratıp Çin hükümetine karşı faaliyetlerimden vazgeçirmeye çalıştı.

Bu korkunç tehdit, Uygur ailelerine karşı işlenen sayısız iğrenç suçtan sadece biri. Ağabeyim ve babamın videoları, Çin tarafından beni duygusal olarak kontrol etmek için kullanıldı. Babam çoktan toplama kampına götürülmüş ve orada tedavisi imkânsız ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Babamın video görüntüsündeki acınası, mahkûm hali yüreğimi kanatsa da, bu ve Uygurların başına gelen diğer tüm felaketlerin suç kaynağı zalim Çin Komünist Devleti olduğu için irademden geri adım atmadım. Çin’in psikolojik saldırılarına teslim olmayı ve boyun eğmeyi kesinlikle reddettim. Hatta bu videoyu Dünya Halk Mahkemesi’nde bir delil olarak sunarak, Komünist Çin’in vahşiliğini bir kez daha tüm dünyaya açıkça gösterdim. İnanıyorum ki, Çin hükümetinin ağır tehditlerine boyun eğmeden Dünya Halk Mahkemesi’nde verdiğim tanıklık ve ardından Şi Cinping’e uluslararası yakalama emri çıkaran kararı duysaydı, babam ve ağabeyim benimle gurur duyardı. Delillerim ve cesaretim, yargıçları, araştırmacıları ve hatta Çin hükümetinin avukatını bile şaşırttı. Hatta bana teselli verdiler.

Okumadan Geçme  Japonya'da depremzedelere yardım eden Uygurlar büyük takdir topladı

Çin hükümeti beni psikolojik olarak yıpratarak direniş hareketimi durduramayınca, babamı ve ağabeyimi tekrar toplama kampına hapsederek benden intikam aldı. İki ay sonra, 2024 , 17 Eylül’de, bir arkadaşımdan babamın toplama kampında öldüğüne dair acı haberi aldım. Bu haber, beni ruhsal olarak acı çekmenin yerine, zalim Çin Komünist Hükümeti’ne duyduğum öfke ve nefreti daha da artırdı ve Uygurların bağımsızlık, özgürlük ve adalet için mücadele ruhumu daha da güçlendirdi. Tüm keder ve hüznümü güce dönüştürüp, öfkemi ve nefretimi bir hançer gibi kullanarak işgalci Çin hükümetinin kalbine saplayacağım ve hayatımın son nefesine kadar bunu sürdüreceğim. Çin Komünist-Faşist Hükümeti’nin Doğu Türkistan’daki sömürgeciliği sona erip, biz Doğu Türkistanlılar özgür ve onurlu yaşayana kadar bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğim. Çin Komünist-Faşist rejiminin Doğu Türkistan’daki sömürgeci hakimiyeti kesinlikle sona erecek. Biz Uygur halkı özgürlük ve onur içinde yaşayacağız. O gün gelene kadar mücadele irademden asla vazgeçmeyeceğim.

Kısacası, Çin Komünist rejimini devirmek için tüm dünya ortak bir çaba göstermelidir!

Konuşmalardan sonra, “Doğu Türkistan’a bağımsızlık, Tibet’e bağımsızlık, Güney Moğolistan’a bağımsızlık, Hong Kong’a bağımsızlık, Kanton’a bağımsızlık, faşist Şi Cinping, terörist Şi Cinping, bize özgürlük lazım, Çin hükümeti Uygur soykırımını durdur” gibi sloganlar Dam Meydanı’nın semalarını uzun süre çınlattı. Protesto, coşkulu bir atmosferde üç saat sürdü.

Yazıldığı tarih: 4 Ekim 2025

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER