
Ercan Çifci - Araştırmacı-Yazar
Selçuk Parsadan’ı hatırlayanınız var mı? Bilemiyorum. O kişi dönemin başbakanı Tansu Çilleri bile dolandırmıştı. Zaten şöhret orada kapılarını araladı. Parsadan ne yaptı: milletin kemalizm noktasında ki mevzusunu kaşıdı ve on binlerce kişiye/kuruma bir kitabı fahiş fiyatla sattı. Üstüne birde konferanslar verip kolay yoldan köşeyi döndü…
Şimdi Selçuk Parsadan’ın yerini “Enneagram”, Çakra Uzmanı”, “Kuantum Master", "Enerji Şifacısı”, Sufi Terapist”, “Rüya Terapisti” gibi isimlerle ortaya çıkan uzmanlar(!) sürdürüyor. Maddi manevi fikir dolandırıcıları olan bu zatlar iddia ettikleri hiçbir alanda ne akademik ne de “tasavvufi” eğitim sahibi değildirler. Bunlar Budizm, Hinduizm, Oshoculuk ve sahte sufi kurguları harmanlayıp, ağlarına düşürdükleri insanların modern dünyada yaşanan sosyal ve psikolojik hallerini istismar etmektedirler.
İlim ehli kişiler bu insanların yaptıklarını, kavramların ticarete alet edildiği bir “kişisel gelişim saçmalığı" olarak değerlendirir. Nitekim bu uzmanlar(!) hiçbir akademik ya da bilimsel geçerliliği olmayan matbu belgeler arkasına saklanırlar. Bilimsel kuantum fiziği, nöroloji veya köklü tasavvuf öğretilerini kendi çıkarlarına göre eğip bükerek "bilimsel/kadim" bir hava oluştururlar. Öyle ki bu uzmanlar kadim bilgiden çaldıkları kavramlarla insanları"safravi", "balgami", "demevi" veya "sevdevi" gibi yaftalarlar. Hayatınızdaki tüm başarısızlıkları ve hastalıkları bu mizaç çakra yahut enerji eksikliği aşamalarına yahut tipine bağlarlar. Hiçbir tıbbi veya klinik eğitimleri olmadığı halde, mizaç dengesi adı altında kişilere özel diyetler yazar, bitkisel karışımlar satar, hatta yeme-içme düzenini radikal şekilde değiştirerek sağlığı tehlikeye atarlar.
Enneagram ve 7 çakra eğitimlerini pazarlayan dolandırıcılar, bu programlara "Ruhsal Uyanış Programı", "Tekamül Akademisi", "Kuantum Frekans Eğitimi" veya "Bütüncül Şifa Sertifikasyon Programı" gibi yaldızlı isimler verirler. Bu dolandırıcılar birkaç haftalık online videolar karşılığında insanlara binlerce liralık geçersiz sertifikalar dağıtır ve bu sömürü zincirini büyütürler.
Neden "Saçmalık" Olarak Görülüyor?
Çünkü bu dolandırıcıların yaptığı, hızlı çözüm vaat eden, sertifikalı eğitimlerle satılan, ticari metaya dönüşmüş duyguların manipüle edilmesidir. Oysa Modern klinik psikoloji ve gerçek sufi hareketler kanıta dayalı yöntemlere dayanır. “Kuantum Master", "Sufi Terapist", “Enerji Şifacısı", “Rüya Terapisti”, “Mizaç uzmanlığı" adı altında sunulan spiritüel reçeteler, bilimsel gerçeklikten uzak plasebo etkiler meydana getiren ucuz söylemlerdir.
Plasebo, tıbbi bir etkisi olmayan, biyolojik olarak etkisiz bir maddenin yahut sözün hastanın iyileşeceğine yahut kişinin kendisini başarılı kılacağına inanması sayesinde fiziksel veya psikolojik bir rahatlama sağlaması durumudur. Zihin ve vücut arasındaki güçlü bağın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Burada kişinin kendisine telkin edilenin işe yarayacağına dair güçlü inancı, beyinde endorfin ve dopamin gibi rahatlatıcı kimyasalların salgılanmasını tetikler.
Kışkırtılmış ben duygusuna dayalı konuşmalar, ucuz ama slogan etkisi gösteren basit anlatımlar dinleyicinin dikkatini çeker. Bir çeşit illüzyon yaşayan seyirci aslında dolandırılır. Bunu yaşadığı derin boşluklar ve zaman içerisindeki anksiyete dönüşen davranış ve zihin bozuklukları ile belli eder.
Bilinen anlamıyla tasavvuf psikolojiyi reddetmez. Bilimsel psikoloji ve psikiyatri, zihinsel rahatsızlıkların tedavisinde esastır. Tasavvuf ise hayatın anlamı ve derin manevi krizlerde kişisel bir tamamlayıcı olabilir. Her ikiside “Kişisel Gelişim Kılavuzu” değildir.
Tasavvuf ve psikoloji ilminin günlük koşturmacada "pozitif düşünme" egzersizlerine indirgenmesi, özünü kaybetmesine neden olur.
Ne İslami ne ilmi hiçbir karşılığı olmayan, tamamen budist ve hinduist safsatalarla örgülü bu spiritüel yöntemler ve uzmanlar çöpe atılmalıdır. Eserlerine, video ve konferanslarına, bilhassa büyük otellerde şova dönem gösterilerine itibar edilmemelidir. Yoksa dolandırılmakla kalınmaz dolandırıcıların sayısının artmasına da sebep olunur.
DOLANDIRILMAYIN!


