Batı’daki bazı başkentlerde İslam karşıtı söylemlerin yükselişiyle birlikte, alay ve küçümsemeyi savaş bölgelerinde Müslümanlara yönelik ağır ihlalleri örtbas etmek için sistematik bir araç olarak kullanan tehlikeli bir medya yaklaşımı ortaya çıkmaktadır. Keşmirli aktivist Şekil Ahmed Bhat ve ailesinin davası, bu çifte yaklaşımın çarpıcı bir örneği olarak öne çıkmaktadır.

Birincisi: Görüntünün alay kampanyalarında kullanılması
İslam karşıtı çevreler, Şekil Ahmed Bhat’ın fotoğrafını geniş çaplı alay ve küçümseme kampanyalarında kullandılar. Fotoğrafı, “İslami öfke ve aşırılığın bir örneği” olarak sunuldu; ayrıca fotoğrafı aşağılayıcı ifadeler içeren kıyafetlere, kupalara ve çeşitli ürünlere basıldı. Ancak bu kampanyalar, dolaşıma sokulan iki fotoğrafın gerçek bağlamını ve bu görüntülerin ardındaki insani hikâyeyi kasıtlı olarak göz ardı etti.

İkincisi: İki fotoğrafın gerçek bağlamı
İlk fotoğrafta, 19 Haziran 2007 tarihinde Şekil, bir cenaze törenine katılıyor ve Keşmir’in bağımsızlığını destekleyen sloganlar atıyordu.
İkinci fotoğrafta ise, 22 Haziran 2007 tarihinde, yazar Salman Rüşdi’ye İngiltere Kraliçesi tarafından şövalyelik unvanı verilmesini protesto eden bir gösteriye katılıyordu. Rüşdi’ye bu unvan, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) hakaret olarak değerlendirilen bir kitabın yazarlığı da dâhil olmak üzere edebî çalışmaları nedeniyle verilmişti.
Üçüncüsü: Yüzün ardındaki insani hikâye
Şekil Ahmed Bhat, 1947’den bu yana Keşmir’deki Müslümanların maruz kaldığı ağır baskılara dikkat çekerek onların haklarını savunan Keşmirli bir aktivisttir. Bu baskılar arasında camilerin kapatılması, öldürmeler ve tutuklamalar bulunmaktadır.
Şekil, çeşitli basın röportajlarında gözaltındayken işkenceye ve elektrik şokuna maruz kaldığını anlatmıştır. Ayrıca kolunda meydana gelen bir yaralanmanın, eşyaları taşıyamayacak hâle gelmesine yol açtığını ve geçimini sağlamak için kardeşlerine bağımlı duruma geldiğini ifade etmiştir.
İhlaller yalnızca Şekil ile sınırlı kalmamış, ailesinin tamamını da etkilemiştir:
- Kız kardeşi: Ailenin evine düzenlenen bir güvenlik baskını sırasında vahşice muamele gördüğü; yazar Patrick French’in aktardığına göre pencereden atıldığı ve omurgasının kırıldığı belirtilmektedir. Yıllar sonra, henüz genç bir kızken hayatını kaybetmiştir.
- Babası: Dövülerek bacağı kırılmış ve hayatının geri kalanını yatağa bağlı olarak geçirmiştir.
- Kardeşi Hilal: Şekil ailesinden uzakta hapisteyken, Haziran 2020’de hayatını kaybetmiştir.
Dördüncüsü: Uluslararası çifte standart
Şekil ve ailesinin yaşadığı olay, uluslararası sistemin Müslümanların maruz kaldığı zulüm karşısındaki suç ortaklığını ve bunun ardından Müslümanların terörist olarak gösterilip alaya alınmasını örneklemektedir. Buna karşılık, Salman Rüşdi gibi İslam’a yönelik hakaretlerde bulunan kişilere parlak ve itibarlı bir imaj kazandırılmaktadır.

Bu çarpıcı çelişki, insan hakları meselelerinde açık bir çifte standardın bulunduğunu göstermektedir. Müslümanlara karşı Keşmir ve başka bölgelerde gerçekleştirilen ihlaller görmezden gelinirken, onların kutsallarına hakaret eden kişilere ödüller ve unvanlar verilmektedir.
Sonuç
Şekil Ahmed Bhat ve ailesinin maruz kaldığı muamele münferit bir olay değildir; mağdurların imajını çarpıtmak ve kamuoyunu gerçek suçlardan uzaklaştırmak amacıyla alayın kullanıldığı sistematik bir politikanın parçasıdır.
Medya ve insan hakları platformlarının görevi, bu uygulamaları ortaya çıkarmak ve alay, abartı ve karalama kampanyalarının gölgesinde sesi bastırılmış mağdurların hikâyelerini yeniden görünür kılmaktır.























