Uygur Hareketi (CFU), Çinli İnsan Hakları Savunucuları ve 24 diğer sivil toplum örgütüyle birlikte, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk’e, 27 Şubat’ta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi (HRC) önünde yapacağı konuşmada, Çin hükümeti tarafından işlendiği iddia edilen insanlık suçlarını incelemek için ofisinin alacağı önlemleri özetlemesini talep etti.
Çin’in İnsan Hakları İhlallerine Karşı BM’nin Harekete Geçmesi Çağrısı
CFU basın açıklamasına göre, örgütler ayrıca Turk’ten Çin makamlarına, önceki İHK oturumunun sona ermesinden bu yana bildirilen ihlaller de dahil olmak üzere, devam eden ve sistematik insan hakları ihlallerini durdurmaları ve telafi etmeleri için doğrudan çağrıda bulunmasını istedi. CFU açıklamasında, Konseyin 61. oturumunun 23 Şubat-31 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlandığı belirtildi.
Gruplar, Türk’ün Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) de dahil olmak üzere birçok BM organının, Çin hükümetine atfedilen ihlallerin büyüklüğünün insanlığa karşı suç veya soykırım düzeyine ulaşabileceğini belirttiğini vurguladı. HRC’nin bu tür ihlallerin hesap verilebilirliğini sağlamak için kurulduğunu vurgulayan gruplar, hem Konsey’in hem de OHCHR’nin kararlı adımlar atmakta geciktiğini söyledi.
İlerleme Eksikliği ve Devam Eden İhlaller
OHCHR’nin 2022 tarihli dönüm noktası niteliğindeki raporundan bu yana, Yüksek Komiser Türk, grupların devam ettiğini söylediği belgelenmiş ihlallerin ele alınmasında kaydedilen ilerlemeyle ilgili sınırlı sayıda kamuoyu bilgilendirmesi yaptı. CFU’nun açıklamasında, Türk’ün, ofisinin görüşmelerin ardından sunduğu tavsiyelerin uygulanması için Çin hükümeti tarafından alınan önlemleri de belirtmediği belirtildi.
Son HRC Oturumundan Bu Yana Yaşanan Spesifik İhlaller
Açıklamaya göre, 8 Ekim 2025’te sona eren bir önceki HRC oturumundan bu yana, Çinli yetkililer dini liderleri ve gazetecileri keyfi olarak gözaltına almaya devam etti. Yetkililer ayrıca, haklarını barışçıl bir şekilde kullanarak ifade özgürlüğünü savunan aktivistleri yargılamış ve insan hakları savunucularını zorla kaybederek tıbbi tedaviye erişimlerini engellemiştir. Yetkililer, Turk’ün bu hükmün kaldırılması yönündeki çağrısına rağmen, muhalefeti bastırmak için geniş tanımlı “kavga çıkarmak ve sorun oluşturmak” suçlamasına başvurmaya devam etmiştir.
Hong Kong’un Hukuk Sistemine İlişkin Endişeler
Sivil toplum grupları, OHCHR’nin 9 Şubat 2026’da yayıncı Jimmy Lai’ye verilen 20 yıllık hapis cezası nedeniyle Hong Kong yetkililerini kınamasını ve onun serbest bırakılması çağrısını takdirle karşıladı. 19 Ocak 2026’da küresel infazları değerlendiren bir açıklamada Turk, Çin hükümetinin idam cezasını uygulamasının “gizlilik içinde kalmaya devam etmesinden” duyduğu endişeyi dile getirdi.
Daha önce, 9 Aralık 2025’te, Tai Po yangınının ardından Hong Kong yetkililerini, kamuoyundaki aktivizmi bastırmak için “bölgenin acımasız güvenlik yasaları” olarak nitelendirdiği yasaları kullanmamaları konusunda uyarmıştı. Ayrıca, bu yasaların yürürlükten kaldırılmasını veya Hong Kong’da halen geçerli olan Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR) ile uyumlu hale getirilmesini talep etmişti.
Bu müdahalelere rağmen, 11 Şubat 2026’da Hong Kong mahkemesi, sürgünde yaşayan demokrasi aktivisti Anna Kwok’un babasını Temel Yasanın 23. maddesi uyarınca mahkum etti. CFU, bu davayı kolektif ceza ve ulusötesi baskıya açık bir örnek olarak nitelendirdi.
Hesap Verebilirlik için ‘Nesilde Bir Kez Karşılaşılan Fırsat’
Açıklamada, Pekin’in insanlığa karşı işlediği iddia edilen suçları soruşturma çabalarına ilişkin güncel bilgilerin eklenmesinin, Turk’ün 30 Ocak 2026’da bu tür suçları ele alan yeni bir antlaşma için müzakereleri destekleyen açıklamalarıyla uyumlu olacağı da belirtildi. Devletleri insanlığa karşı suçlarla ilgili bir antlaşma geliştirme ve kabul etme konusunda “iddialı” olmaya teşvik eden Turk, tartışmaları “önleme ve hesap verebilirliği ilerletmek için nesilde bir kez karşılaşılan bir fırsat” olarak nitelendirmişti.
Çin İnsan Hakları Savunucuları Örgütü’nün Eş Direktörü Sophie Richardson, Yüksek Komiser Turk’ün artık kararlı bir şekilde harekete geçme ve Pekin’e iddia edilen zulüm suçlarının soruşturulacağını bildirme fırsatı olduğunu belirtti. CFU’nun açıklamasında aktarıldığı üzere, Richardson, böyle bir eylemin mağdurlara ve hayatta kalanlara göz ardı edilmediklerini göstereceğini de ekledi.

