Tasfiye edilen isimler arasında gelişmiş silah ve askeri ekipman tedarikinden sorumlu General Xu Xueqiang, Stratejik Batı Bölge Komutanlığı’nın siyasi komiseri General Li Fengbiao ile Hava Kuvvetleri Siyasi Komiseri General Guo Puxiao bulunuyor. Çin makamları her üç isim hakkında da ayrıntılı açıklama yapmazken, resmi gerekçe yine “yolsuzluk ve disiplin ihlalleri” olarak gösterildi.
Tasfiyeler Sıradan Bir Yolsuzluk Operasyonu mu?
Şi Cinping, 2012 yılında iktidara gelmesinden bu yana devlet bürokrasisi ve ordu içinde tarihin en kapsamlı yolsuzluk karşıtı kampanyasını yürütüyor. Ancak uluslararası güvenlik uzmanlarına göre bu süreç yalnızca mali usulsüzlüklerin soruşturulmasından ibaret değil.
Özellikle son iki yılda Halk Kurtuluş Ordusu’nun en kritik birimleri olan Füze Kuvvetleri, Stratejik Destek Kuvvetleri, Savunma Sanayi Komisyonu ve Merkezi Askeri Komisyon bünyesinde peş peşe yaşanan görevden almalar, Pekin’in askeri hiyerarşisini yeniden şekillendirdi.
Birçok analiste göre “yolsuzluk”, siyasi sadakati sorgulanan komutanların tasfiyesi için kullanılan en etkili hukuki araç haline gelmiş durumda.
Ordu Güçleniyor mu, Zayıflıyor mu?
Çin yönetimi, ordudaki operasyonların savaş kabiliyetini artırmayı hedeflediğini savunuyor. Ancak dış gözlemciler farklı bir tablo çiziyor.
Askeri uzmanlar, sürekli soruşturma korkusu altında bulunan komutanların inisiyatif almaktan kaçındığını, bunun da karar alma süreçlerini yavaşlatabileceğini belirtiyor.
Bazı Batılı güvenlik analistleri, Halk Kurtuluş Ordusu’nun giderek profesyonel bir savaş gücünden ziyade disiplin soruşturmalarının gölgesinde çalışan bir kurum görünümüne büründüğünü ifade ediyor.
Bu nedenle “ordu artık savaş hazırlığından çok siyasi güvenilirlik denetimine odaklanıyor” yorumları uluslararası raporlarda daha sık yer almaya başladı.
Tayvan Faktörü
Tasfiyelerin zamanlaması da dikkat çekiyor.
Pekin yönetimi son yıllarda Tayvan üzerindeki askeri baskıyı artırırken, Güney Çin Denizi ve Pasifik’te ABD ile rekabet de sertleşiyor.
Böylesine kritik bir dönemde özellikle füze sistemleri, hava kuvvetleri ve stratejik komutanlıklarda görev yapan generallerin görevden alınması, Çin liderliğinin savaş hazırlığından önce iç güvenliği ve rejim sadakatini öncelik haline getirdiği şeklinde yorumlanıyor.
Uzmanlara göre Şi Cinping, olası bir kriz anında emir-komuta zincirinde en küçük bir tereddüt yaşanmasını dahi istemiyor.
Şi Cinping Neden Ordudan Çekiniyor?
Çin siyasal sistemi incelendiğinde ordunun doğrudan devlete değil, Çin Komünist Partisi’ne bağlı olduğu görülüyor.
Bu nedenle Halk Kurtuluş Ordusu yalnızca askeri bir kurum değil, aynı zamanda rejimin en önemli güç dayanaklarından biri olarak kabul ediliyor.
Çin siyasi tarihinde ordunun desteğini kaybeden liderlerin uzun süre iktidarda kalamadığı biliniyor.
Şi Cinping de göreve geldiği günden bu yana “Parti silaha hükmeder” ilkesini yeniden güçlendirmeyi temel önceliklerinden biri haline getirdi.
Bu nedenle yalnızca askeri başarı değil, siyasi sadakat de terfi ve görevde kalmanın en önemli kriterlerinden biri olarak görülüyor.
Tasfiyelerin Sonu Gelecek mi?
Uzmanların büyük bölümü tasfiye sürecinin kısa vadede sona ermeyeceği görüşünde.
Çünkü Şi Cinping, üçüncü döneminde iktidarını daha da merkezileştirirken, ordu içerisindeki olası alternatif güç odaklarını tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Ancak bunun uzun vadede bazı riskleri de bulunuyor.
Sürekli değişen komuta kademesi, tecrübeli personelin sistem dışına itilmesi ve karar alma mekanizmalarının aşırı merkezi hale gelmesi, Çin ordusunun operasyonel etkinliğini olumsuz etkileyebilir.
Bazı uzmanlara göre bu durum, kriz zamanlarında komutanların siyasi hata yapma korkusuyla inisiyatif kullanmaktan kaçınmasına yol açabilir.
Çin’de son dönemde yaşanan tasfiyeler, yalnızca bir yolsuzluk soruşturması olarak değerlendirilmiyor. Aksine bu süreç, Şi Cinping’in Halk Kurtuluş Ordusu üzerinde mutlak siyasi kontrol kurma stratejisinin önemli bir parçası olarak görülüyor.
Her yeni görevden alma kararı, Pekin’de askeri disiplinin güçlendirilmesi kadar, liderliğe mutlak bağlılığın da yeniden test edildiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde özellikle Tayvan, Güney Çin Denizi ve ABD ile yaşanabilecek olası krizler dikkate alındığında, Şi Cinping’in ordu içerisindeki tasfiye politikasını sürdürmesi bekleniyor. Ancak bu stratejinin Çin ordusunun savaş kabiliyeti üzerindeki gerçek etkisi, önümüzdeki yıllarda daha net şekilde ortaya çıkacak.





















