Japonya’da, Dünya Uygur Kongresi, Başbakan Sanae Takaichi ve onun Liberal Demokrat Partisi’nin seçim zaferini memnuniyetle karşıladı. Parti, alt mecliste ezici bir çoğunluk elde etti.
Takaichi daha önce Uygur temsilcileriyle görüşmüş ve bu konuyla ilgili parlamento çalışmalarına destek vermişti.
Örgüt ayrıca, Uygur kökenli milletvekili Arfiya Eri’yi koltuğunu koruduğu için tebrik ederek, Tokyo’nun demokrasi ve azınlık hakları konusunda ilkeli bir tutum sergilemeye devam edeceğini umduğunu ifade etti.
Avustralya’da hukuki inceleme keskinleşti
Avustralya Uygur Tangritagh Kadınlar Derneği, Avustralya Federal Mahkemesinden perakendeci Kmart Australia’nın Uygur bölgesinde zorla çalıştırma ile bağlantılı olduğu iddia edilen tedarikçilerle ilgili kayıtları açıklaması talebinde bulundu.
Canberra, işletmeler için daha sıkı modern kölelik yükümlülüklerini tartışırken, bu eylem, şirketin uyum sistemlerinin ve kamuya verdiği güvencelerin tüketici hukuku standartlarını karşılayıp karşılamadığını sorguluyor.
Cenevre’de düzenlenen uluslararası bir forumda Zumretay Arkin, baskıların geçici bir kampanya olmaktan çıkıp derinlemesine yerleşik bir sisteme dönüştüğünü söyledi.
Arkin, ailelerin ayrılması, zorla işgücü transferleri ve Uygur kadınlarını hedef alan önlemleri örnek gösterirken, hükümetlere somut bir hesap verebilirlik olmadan Çin ile ilişkileri yeniden kurmamaları konusunda uyarıda bulundu.
Atlantik’in diğer tarafında, Ruşen Abbas Meksika’daki katılımcılara, istismarcı işgücü programlarının küresel üretim ağlarında yankılandığını söyledi.
Kız kardeşi Dr. Gülşen Abbas’ın hapsedilmesine atıfta bulunarak, tartışmanın soyut ticaret istatistiklerine değil, bireysel insan acılarına odaklanmaya devam etmesi gerektiğini söyledi.
Bu arada, Münih Güvenlik Konferansı öncesinde diplomatik gerginlik artarken, Avrupalı yetkililer Çin ile ilişkilerin formatını yeniden değerlendiriyor.
Aktivistler, ekonomik yeniden dengelemenin adalet taleplerini gölgede bırakmaması gerektiği konusunda uyarıyor.
Medya girişimcisi Jimmy Lai’nin ulusal güvenlik hükümleri uyarınca uzun süreli hapis cezasına çarptırılmasının ardından, Hong Kong’da sivil alanın daralmasına ilişkin endişeler de derinleşti.
İnsan hakları grupları, bu kararın, Anna Kwok gibi yurtdışındaki aktivistlerin yakınlarını etkileyen eylemlerle birlikte, cezai önlemlerin kapsamının genişlediğinin bir işareti olduğunu söylüyor.

