
Dolkun İsa, X'te yayınladığı duygusal bir yazıda kardeşinin akıbeti hakkındaki yıkıcı gerçeği açıkladı. İsa şunları yazdı: "Bugün küçük kardeşim Hushtar İsa'nın 52. doğum günü. Ancak 2016'dan beri kayıp. 2021 yılında, bir Çin hapishanesinde ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı. Hala nerede tutulduğunu ya da sözde "suçunun" ne olduğunu bilmiyorum. Tek suçu ne mi? Uygur olmak ve benim kardeşim olmak."
Today is my younger brother Hushtar Isa’s 52nd birthday. But he has been missing since 2016. In 2021, reports revealed that he had been sentenced to life in a Chinese prison. I still don’t know where he is being held or what his so-called “crime” is. His only crime? Being Uyghur… pic.twitter.com/mGO6ghfwFh
— Dolkun Isa (@Dolkun_Isa) March 24, 2025
Dolkun İsa'nın mesajı, aktivizminin ailesi üzerindeki büyük kişisel etkisine ışık tuttu. İsa şöyle devam etti: "Aktivizmim yüzünden ailem cezalandırılıyor. Annem bir kampta öldü. En büyük erkek kardeşim 20 yıl hapse mahkum edildi. Hushtar son 9 yılını doğum gününü parmaklıklar ardında kutlayarak geçirdi. Küresel farkındalık ve eylem için umutsuz bir çağrıda bulunan İsa sözlerini şöyle sonlandırdı: "Dünyaya sesleniyorum: Nerede olduğunu ve hâlâ hayatta olup olmadığını öğrenmeme yardım edin. Sessiz kalmayın!"
İsa'nın paylaşımına cevaben Dünya Uygur Kongresi (DUK), Çin hükümetine kayıp aile üyelerinin nerede olduğu hakkında bilgi vermesi ve keyfi olarak gözaltına alınan tüm Uygurları serbest bırakması çağrısında bulundu.
Çin'deki Uygur nüfusu, özellikle yaygın insan hakları ihlalleri raporlarının ortaya çıktığı Doğu Türkistan’da ciddi baskılarla karşı karşıya kalmıştır. Çin hükümeti, kitlesel gözetim, "yeniden eğitim kamplarında" keyfi gözaltılar ve dini ve kültürel uygulamaların bastırılması da dahil olmak üzere zorla asimilasyon politikası uygulamakla suçlanmaktadır. Çeşitli raporlara göre Uygurlar zorla çalıştırılmaya, ailelerinden ayrılmaya ve zorla kısırlaştırılmaya maruz bırakılmıştır. Uluslararası örgütler ve hükümetler bu eylemleri Uygur kimliğini silme çabaları olarak nitelendirerek kınamışlardır.
