Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan siyonist israil saldırılarının insani bilançosu, geride kalan ailelerin yaşadığı dramla bir kez daha gözler önüne seriliyor. Filistin Sosyal Kalkınma Bakanlığı verilerine göre bölgede en az 71 bin yetim çocuk ve 64 bin dul kadın bulunuyor.
Middle East Eye’ın haberine göre, bu rakamlar yalnızca son saldırılarda yakınlarını kaybedenleri değil, işgalci israil’in önceki askerî operasyonlarında anne, baba veya eşlerini yitiren Filistinlileri de kapsıyor.
Ailelerini kaybeden çocuklar, güvenli bir ev ve düzenli bir yaşamdan mahrum kalırken; eşlerini kaybeden kadınlar ise ağır ekonomik şartlar altında çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
Üç kardeş, teyzelerinin çadırları arasında yaşam mücadelesi veriyor
Gazze’de yaşanan trajedinin en çarpıcı örneklerinden biri, Abu Asser ailesinin üç çocuğu.
16 yaşındaki Mariam, 14 yaşındaki Aya ve 12 yaşındaki Cibril, babalarını 2014 yılında işgalci israil’in Gazze’ye yönelik saldırılarında kaybetti. 2023’te evlerinin yıkılması üzerine anneleri İslam ile birlikte Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’ta derme çatma bir çadıra sığındılar.
Ancak ateşkesin yürürlüğe girmesinden yalnızca 19 gün sonra, 29 Ekim 2025’te çadırlarına isabet eden işgalci israil bombası annelerinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Üç kardeş, annelerinin gözleri önünde öldürülmesine şahitlik etti.
Bugün çocuklar, düzenli bir barınma imkânından yoksun şekilde, babaanneleri ile teyzelerinin kaldığı çadırlar arasında gidip geliyor. İki gece bir teyzelerinde, sonraki günlerde diğerinde kalıyorlar.
Eşini işgalci israil saldırısında kaybeden teyzeleri Varda el-Muzeini, çocukların hem maddi hem de manevi açıdan ağır bir süreçten geçtiğini belirtiyor. Özellikle en küçük kardeş Cibril’in annesinin kucağında olduğu sırada saldırıya maruz kaldığını ve kendisinin de yaralandığını aktarıyor.
Dört çocuğunu tek başına büyütmeye çalışan Muzeini, düzenli bir işi ve geliri olmadığı için ailesine günde bir öğün yemek sağlayabilmekte dahi zorlanıyor. Buna rağmen dul kalan kız kardeşiyle birlikte yeğenlerine de sahip çıkmaya çalışıyor.
Ailedeki üç kız kardeş, imkânları ölçüsünde çocukların ihtiyaçlarını karşılıyor. Biri pijama, diğeri terlik alırken bir başkası çocukların birkaç gün idare edebilmesi için harçlık veriyor.
Bu tablo, Gazze’de yakınlarını kaybeden ailelerin yalnızca yas tutmadığını, aynı zamanda hayatta kalabilmek için sınırlı imkânlarını paylaşmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor.
Yaklaşık 3 bin çocuğun bakımını üstlenen kimse yok
Filistin Sosyal Kalkınma Bakanlığının verilerine göre Gazze’de yaklaşık 3 bin çocuğun kayıtlı bir vasisi, velisi veya bakımını üstlenen kişisi bulunmuyor.
Bakanlık sözcüsü Azize el-Kahlut, yetim çocukların yaşadığı sorunların yalnızca istatistiklerle açıklanamayacağını belirterek, her iki ebeveynini kaybeden çocukların bakım ve güvenlik duygusundan mahrum kaldığını, eğitimlerini sürdürmekte zorlandığını ve yaşlarının çok ötesinde sorumluluklar üstlenmek zorunda bırakıldığını ifade ediyor.
Savaşın yol açtığı yoksulluk ve barınma sorunları, çocukların geleceğine ilişkin endişeleri de artırıyor. Aile desteğini kaybeden çocuklar için okuldan ayrılma, çocuk işçiliği ve erken yaşta evlilik gibi risklerin büyüdüğü belirtiliyor.
Özellikle geçim kaynaklarını kaybeden ailelerde çocuklar, hayatta kalabilmek için eğitimlerinden vazgeçmek veya erken yaşta çalışmak zorunda kalabiliyor. Güvenli barınma imkânlarının yetersizliği de bu sorunları derinleştiriyor.

Beş dakika içinde ailesinin tamamını kaybetti
Gazze’de bazı çocuklar yalnızca anne ve babalarını değil, kardeşlerini ve diğer yakınlarını da kaybederek ailelerinden geriye kalan tek kişi hâline geliyor.
Bu çocuklardan biri olan Vefa el-Attar, henüz 10 yaşındayken ailesinin tamamını kaybetti.
22 Şubat 2024’te babasının telefonunu şarj etmek için amcasının yakındaki evine giden Vefa, o sırada ailesinin yaşadığı Deyr el-Belah’taki çok katlı binaya düzenlenen işgalci israil hava saldırısından kurtuldu. Saldırıda babası Ahmed, annesi Hulud ve dört kardeşi hayatını kaybetti.
Hayatını kaybeden kardeşleri arasında sekiz yaşındaki Rital, beş yaşındaki Muhammed, üç yaşındaki Ubade ve henüz dokuz aylık olan Yazan da bulunuyordu.
Saldırı sırasında hafif şarapnel yaraları alan Vefa hastaneye kaldırıldı. Başlangıçta ailesinin başına ne geldiğini bilmiyordu. Yakınlarına tekrar tekrar ailesini sordu ancak kimse ona gerçeği söyleyemedi. Sonunda amcası geldi ve ailesinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Vefa, yaşadığı anı anlatırken her şeyin bir anda değiştiğini belirterek, bir anda ailesiz kaldığını ifade ediyor.
Ailesini kaybettiğinde henüz çocuk olan Vefa, aylar boyunca yaşadıklarını kabullenmekte zorlandı. Başlangıçta büyükanne ve büyükbabasıyla kalan Vefa, ailesi olmadan nasıl yaşayacağını düşünerek geleceğinden endişe etti.
Yaşadığı acının en ağır yanlarından biri de kaybettiği kardeşleriyle konuşup birbirlerine destek olma imkânının artık bulunmamasıydı.
Daha sonra amcasının ve yengesinin yanına yerleşen Vefa, onların desteği sayesinde hayatını sürdürmeye çalıştı. Ancak yakınlarının ilgisi ve sevgisi, kaybettiği ailesinin yerini dolduramadı.
Vefa, kendisine destek olan akrabalarının yaşamasına yardımcı olduğunu belirtirken, kendi ailesinin hiçbir zaman başkaları tarafından doldurulamayacağını dile getiriyor.
Dul kadınlar çocuklarını yaşatmak için mücadele ediyor
Gazze’deki insani felaketin ağır yükünü taşıyan kesimlerden biri de eşlerini kaybeden kadınlar.
En az 64 bin dul kadının bulunduğu bölgede birçok kadın, çocuklarının bakımını tek başına üstlenmek zorunda kalıyor. Evlerin yıkılması, iş imkânlarının ortadan kalkması ve sürekli yerinden edilme, bu kadınların yaşamını daha da zorlaştırıyor.
Düzenli geliri olmayan kadınlar, bir yandan çocuklarının beslenme ve barınma ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken diğer yandan kendi yas süreçleriyle mücadele ediyor. Bazıları, kendi çocuklarının yanı sıra yakınlarını kaybeden akrabalarının çocuklarına da bakmak zorunda kalıyor.
Gazze’deki ailelerin yaşadığı bu durum, savaşın toplumsal yapıda meydana getirdiği derin tahribatı gözler önüne seriyor. Anne ve babasını kaybeden çocukların bakımını üstlenecek yakınların da ekonomik sıkıntılar içinde olması, dayanışma imkânlarını giderek daraltıyor.
Savaşın sona ermesi, çocukların acısını tek başına dindirmeyecek
Gazze’de yetim kalan çocukların ve dul kadınların yaşadığı sorunlar, saldırıların doğrudan yol açtığı can kayıplarının çok ötesine uzanıyor.
Ailelerin parçalanması, çocukların eğitimden uzaklaşması, yoksulluk ve güvenli barınma eksikliği, uzun yıllar devam edebilecek toplumsal ve psikolojik sonuçlar doğuruyor.
Ebeveynlerini kaybeden çocukların güvenli bir ortamda büyüyebilmesi, eğitimlerini sürdürebilmesi ve psikolojik destek alabilmesi büyük önem taşıyor. Dul kadınların ise çocuklarını tek başlarına büyütebilmeleri için düzenli gelir, barınma ve temel ihtiyaçlara erişim imkânlarına ihtiyacı bulunuyor.
Gazze’de on binlerce çocuğun ve kadının yaşadığı dram, savaşın gerçek bilançosunun yalnızca yıkılan binalar ve can kayıplarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Geride kalan çocuklar ve kadınlar için asıl mücadele, kaybettikleri yakınlarının acısıyla birlikte, parçalanmış hayatlarını yeniden kurabilmek.























