ABD merkezli araştırma platformu Közet’in yayımladığı inceleme, Starbucks’ın Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’deki yeni mağazasının bulunduğu alanın geçmişine ilişkin soru işaretlerini gündeme taşıdı.
Közet’in 21 Ekim’de yayımladığı araştırmaya göre Starbucks’ın 29 Eylül’de Urumçi’nin Döngkövrük bölgesinde açtığı mağaza, Uygur iş insanı Cibrulla Enver’in ailesine ait olduğu belirtilen Baylık şirketinin eski ticari binasının hemen yanında bulunuyor. Mağazanın, söz konusu binanın bitişiğindeki eski araç giriş yolunun bulunduğu alana inşa edildiği belirtiliyor.
Özgür Asya Radyosu’nun Urumçi’de gerçekleştirdiği telefon görüşmeleri sırasında ulaştığı tanıklar da mağazanın bulunduğu alanın geçmişte Baylık şirketi tarafından kullanıldığına ilişkin bilgiler verdi.
Uygur iş insanının mal varlığına el konuldu
Közet’in Çin mahkeme belgeleri, ticari kayıtlar, uydu görüntüleri ve tanık anlatımlarına dayandırdığı araştırmaya göre Cibrulla Enver, 2019 yılında Hoten’in Lop ilçesindeki mahkeme tarafından “terör faaliyetlerine yardım etmek” suçlamasıyla hapse mahkûm edildi.
Mahkemenin kararıyla Enver’in mal varlığına el konulmasına hükmedildi. Ailesine ait Baylık şirketinin hisselerinin de yargı süreci sonucunda Zhongjiang şirketine devredildiği aktarıldı.
Araştırmada, Baylık şirketinin ticari binası ile binanın önünde ve arkasında bulunan otopark alanları üzerindeki mülkiyet ilişkilerinin mahkeme kayıtlarıyla ortaya konulduğu belirtildi.
Tanıklar arazinin Baylık şirketine ait olduğunu söyledi
Özgür Asya Radyosu’na konuşan ve Urumçi’deki okullara gıda taşıyan bir şirkette şoför olarak çalışan kişi, geçmişte aracını Starbucks’ın bugün bulunduğu alana birkaç kez park ettiğini anlattı.
Şoförün ifadesine göre o dönemde Baylık şirketinin çalışanları, söz konusu alanın şirkete ait olduğunu söyleyerek aracını buraya rahatlıkla park edebileceğini belirtti.
Radyonun görüştüğü bir diğer kaynak ise arazinin mülkiyet sınırlarının net olmadığı ve tartışmalı bir alan olarak bilindiği yönünde bilgi verdi. Kaynak, Cibrulla Enver’in tutuklanmasının ardından bu alanın diğer mal varlıklarıyla birlikte müsadere edilmiş olduğunu söyledi.
Starbucks’ın mağazayı açmadan önce arazinin geçmişini ve olası müsadere sürecini araştırıp araştırmadığı bilinmiyor.
Uygur kuruluşlarından soruşturma çağrısı
Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Turguncan Alawdun, Çin yönetiminin 2017 sonrasında yürüttüğü geniş çaplı tutuklamalar sırasında çok sayıda Uygur iş insanının mal varlığına el konulduğunu belirtti. Alawdun, bu mülklerin daha sonra Çinli şirketlerin eline geçtiğini ve bazı mülklerin mülkiyet ilişkilerinin hâlâ belirsizliğini koruduğunu ifade etti.
Starbucks’ın el konulmuş bir Uygur mülküyle bağlantılı bir araziden yararlanmış olabileceğine ilişkin iddiaları değerlendiren Alawdun, söz konusu durumun doğrulanması hâlinde şirketin insan hakları ihlalleriyle bağlantısı konusunda ciddi soru işaretleri doğacağını savundu.
Dünya Uygur Kurultayı Başkanı, ABD hükümetini ve ilgili uluslararası kurumları Starbucks mağazası ile el konulduğu belirtilen Uygur mülkü arasındaki ilişkinin araştırılması ve sorumluların hesap vermesi için harekete geçmeye çağırdı.
Uygurları Koruma kuruluşunun yöneticisi Arslan Hidayet de konunun yalnızca ticari etik meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek mağazanın mağdur olduğu öne sürülen bir ailenin mal varlığıyla bağlantısının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Uygur İnsan Hakları Projesi İcra Direktörü Ömer Kanat ise Starbucks mağazası ile el konulan mülk arasındaki ilişkiye dair bilgileri ABD Kongresi üyelerine ileteceklerini ve konunun araştırılması için çağrıda bulunacaklarını bildirdi.
Starbucks’ın sorumluluğu tartışılıyor
Olay, uluslararası şirketlerin Doğu Türkistan’da ticari faaliyet yürütürken insan hakları ihlalleri ve mülkiyet hakları konularında hangi sorumlulukları üstlenmesi gerektiğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Özellikle Uygur iş insanlarının tutuklanması ve mal varlıklarına el konulmasıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen mülklerin daha sonra başka şirketler tarafından kullanılması, bu varlıkların geçmişinin ne ölçüde incelendiği sorusunu doğuruyor.
Özgür Asya Radyosu’nun haberinde, Starbucks’ın mağazayı açmadan önce söz konusu arazinin mülkiyet geçmişine ilişkin inceleme yapıp yapmadığının bilinmediği vurgulandı. Arazinin el konulan mülkler arasında bulunduğu iddiası da mevcut belgelerle kesinlik kazanmış değil.
Doğu Türkistan’daki Uygurların mülkiyet hakları ve tutuklamalarla bağlantılı müsadere iddiaları, uluslararası şirketlerin bölgedeki faaliyetlerinin yalnızca ticari açıdan değil, insan hakları ve kurumsal sorumluluk bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.






















