Çin yönetimi işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da enerji üretimi, ulaşım altyapısı, turizm ve ticaret alanlarındaki yatırımlarını genişletiyor. Ancak Pekin’in bölgeyi ekonomik ve lojistik bir merkez haline getirme hedefi, Uygur Türklerine yönelik baskı, zorla çalıştırma ve keyfî alıkoyma politikalarının gölgesinde ilerliyor.
Independent Türkçe’nin Wall Street Journal ve Çin’in resmî haber kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Çin merkezi yönetiminin doğrudan kontrolündeki kamu iktisadi teşebbüsleri, 2021-2025 döneminde Doğu Türkistan’a toplam 1,1 trilyon yuan yatırım yaptı. Bu tutarın 265,7 milyar yuanlık bölümü yalnızca 2025 yılında gerçekleştirildi.
Yatırımlar kapsamında güneş enerjisi santralleri, veri merkezleri, havalimanı genişletmeleri ve yeni ulaşım projeleri öne çıkıyor. Çin yönetimi, bölgenin doğal kaynaklarını ve coğrafi konumunu kullanarak Orta Asya üzerinden Avrupa’ya uzanan ticaret ağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Enerji ve ticaret yatırımları genişliyor
Çin’in ekonomik planlamasında işgal altındaki Doğu Türkistan’ın petrol ve doğal gaz kaynakları önemli bir yer tutuyor. Haberde aktarılan verilere göre, bölgenin yıllık petrol üretimi 2021-2025 döneminde yaklaşık yüzde 13 arttı.
Bölgeyi uluslararası turizm merkezi olarak tanıtmayı hedefleyen Pekin yönetimi, otelcilik ve turizm yatırımlarını da teşvik ediyor. 2025 yılında Doğu Türkistan’da 323 milyon turistik ziyaret kaydedildiği ve turizm gelirinin 370 milyar yuan seviyesine ulaştığı bildirildi.
Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı için yürütülen genişletme projesi de bu stratejinin önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Ayrıca Doğu Türkistan’ı Kırgızistan ve Özbekistan üzerinden Avrupa’ya bağlaması beklenen demir yolu projesinin 2030 civarında faaliyete geçirilmesi planlanıyor.
Söz konusu projeler, Çin’in bölgedeki ekonomik ve stratejik varlığını güçlendirme hedefini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, yatırımların bölge halkının hayatına nasıl yansıdığı ve Uygur Türklerinin ekonomik gelişmeden ne ölçüde yararlandığı da önem taşıyan sorular arasında bulunuyor.
Ekonomik büyüme, insan hakları tartışmalarını gölgeleyemiyor
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’daki ekonomik faaliyetler genişlerken, Uygur Türklerinin temel hak ve özgürlüklerine ilişkin endişeler uluslararası kuruluşlar tarafından gündeme getirilmeye devam ediyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından 2022’de yayımlanan değerlendirmede, Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarına ilişkin ciddi insan hakları ihlalleri iddialarının insanlığa karşı suç teşkil edebileceği belirtilmişti. BM uzmanları, 22 Ocak 2026’da da Uygurlar ve diğer azınlıkların zorla çalıştırıldığına ilişkin iddialardan duydukları kaygıyı yineledi.
İnsan hakları kuruluşları ve uluslararası uzmanlar; keyfî alıkoyma, zorla çalıştırma, yoğun gözetim ve dinî-kültürel yaşama yönelik kısıtlamalar konusunda çeşitli raporlar yayımladı. Bu iddialar, Doğu Türkistan’da yürütülen ekonomik projelerin insan hakları boyutunun da bağımsız biçimde incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Özellikle zorla çalıştırma iddiaları, uluslararası şirketlerin bölgedeki yatırımları ve tedarik zincirleri açısından da önem taşıyor. Üretilen malların hangi çalışma koşullarında ortaya çıktığının belirlenmesi, şirketlerin insan hakları sorumluluklarının değerlendirilmesi bakımından kritik görülüyor.
Doğu Türkistan’da kalkınmanın ölçüsü yalnızca yatırım miktarı değil
Çin’in Doğu Türkistan’a yönelik yatırımları, bölgenin enerji kaynakları ve uluslararası ticaret yolları bakımından artan stratejik önemini ortaya koyuyor. Ancak ekonomik göstergelerdeki büyüme, bölge halkının temel haklarının güvence altında olup olmadığı sorusunu tek başına cevaplamıyor.
Uygur Türklerinin dinî ve kültürel kimliklerini özgürce yaşayıp yaşayamadığı, çalışma hayatında haklarının korunup korunmadığı ve insan hakları ihlali iddialarının bağımsız biçimde soruşturulup soruşturulmadığı, bölgenin geleceği açısından belirleyici başlıklar olmaya devam ediyor.
Doğu Türkistan’daki gelişmeler değerlendirilirken yalnızca yeni enerji tesisleri, havalimanları ve ticaret yollarına değil, bu topraklarda yaşayan Uygur Türklerinin haklarına, özgürlüklerine ve insani şartlarına da odaklanılması gerekiyor.
Kaynak: Independent Türkçe























