Bu yılki oruç ayı, savaş, kıtlık, yerinden edilme ve yaşamın temellerinin çöküşü gibi olağanüstü koşullar altında geçiyor ve milyonlarca Müslümanın üzerine ağır bir gölge düşürüyor. Bu ay, onlara olağanüstü ritüeller dayatıyor ve onlar, yaşamın basit ihtiyaçlarının neredeyse tamamen yokluğunda, mübarek ayın bereketiyle ruhlarını yenilemeye çalışıyorlar.

Enkazların üzerinde teravih namazı
Gazze Şeridi’nde soykırım savaşının patlak vermesinden bu yana üçüncü kez, Filistinliler eşi görülmemiş bir yıkımın ortasında mübarek ayı karşılıyorlar. Hükümetin medya ofisine göre, işgalci israil 1.015 camiyi tamamen yıkarken, savaş Ramazan gecelerinde ilahi söyleyen düzinelerce imam, Kari ve hafızın sesini susturdu.
Mübarek ayın ilk gecesinde Gazze’deki Filistinliler, yıkılmış camilerin enkazı üzerinde ve naylon ve tahtadan inşa edilmiş geçici ibadet salonlarında teravih namazını kıldılar. Bu sırada işgalci israil keşif uçakları havada dolaşıyordu.
Hükümetin medya ofisinin verilerine göre, son iki yılda 835’ten fazla cami tamamen yıkılmış, 180 cami ise kısmen yıkılmıştır. Bu durum, Evkaf Bakanlığı’nı yıkılan camilerin yerine namaz kılmak için alternatif çadırlar kurmaya sevk etmiştir.
İbadet edenler, neredeyse tamamen yıkılmış olmasına rağmen Gazze’nin en eski camilerinden ve Filistin’in üçüncü büyük camisi olan Büyük Omari Camii’ne de geri döndüler.
Bu ritüeller, Ramazan’ın gelişiyle birlikte yaşanan hafif bir sevinç atmosferiyle aynı zamana denk geldi. Yaklaşık 1,9 milyon yerinden edilmiş kişi, evleri yıkıldıktan sonra en temel ihtiyaçlardan yoksun, harap çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Ateşkes anlaşmasına ve işgalci israil’in sınır kapılarını açma ve gerekli yardımların girişine izin verme taahhütlerini yerine getirmemesine rağmen, insani koşullarda kayda değer bir iyileşme görülmedi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve maksimum kuşatma
Gazze’nin yaralarıyla paralel olarak, Ramazan, işgalci israil tarafından benzeri görülmemiş büyük ölçekli yerleşim projelerine maruz kalan Batı Şeria’ya geliyor. Gözlemcilere göre, bu projeler “fiili ilhak” gerçeğini dayatmayı ve halkı topraklarından uzaklaştırmayı amaçlıyor.
Üçüncü yıl üst üste, yüz binlerce Filistinli, sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle El-Aksa Camii’ne girişleri engelleniyor. İşgalci israil, Batı Şeria sakinlerinin Kudüs’e girip El-Aksa’da namaz kılmalarını engelliyor, tıpkı yıllardır Gazze sakinlerinin bunu yapmasını engellediği gibi.
Filistinlilerin çektiği acıları anlatırken, işgalci israil’in hapishanelerinde çürüyen 10.000’den fazla Filistinli mahkumun trajedisinden bahsetmeden olmaz. Ramazan ayında da bu mahkumlar zorla parmaklıklar arkasında tutuluyor.
Doğu Türkistan’da Ramazan tamamen yasak
Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’da, Ramazan ayı boyunca uygulandığı belirtilen kısıtlamalar uluslararası kamuoyunda yeniden tartışma konusu oldu. Bölgedeki Uygur Türkleri başta olmak üzere Müslüman toplulukların oruç ibadetini yerine getirmesine yönelik baskı ve denetimlerin arttığına dair iddialar, insan hakları kuruluşlarının raporlarına yansıdı. Yerel kaynaklar, özellikle kamu çalışanları, öğrenciler ve parti üyeleri üzerinde oruç tutmamaları yönünde baskı kurulduğunu bildiriyor.
Ramazan süresince bazı camilerde giriş-çıkışların sınırlandırıldığı, dini içerikli etkinliklerin sıkı gözetim altında gerçekleştirildiği bildiriliyor. Özellikle kırsal bölgelerde güvenlik kontrollerinin artırıldığı, kimlik denetimlerinin sıklaştırıldığı ifade ediliyor. Bölge yönetimi ise uygulamaların “aşırılıkla mücadele” ve “kamu düzenini sağlama” amacı taşıdığını savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu önlemlerin dini özgürlükleri kısıtladığını dile getiriyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri ve bazı Batılı ülkeler, Ramazan ayında ibadetlerin engellenmesinin inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu belirterek Çin yönetimine çağrıda bulundu. bünyesindeki bazı uzmanlar da daha önce yayımladıkları değerlendirmelerde, bölgede dini ve kültürel haklara ilişkin kaygılarını dile getirmişti. Pekin yönetimi ise söz konusu eleştirileri reddederek, bölgede tüm etnik grupların haklarının anayasal güvence altında olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, Ramazan dönemindeki uygulamaların bölgedeki toplumsal gerilimi artırabileceğine dikkat çekiyor. Bölge halkı ise günlük yaşamda artan güvenlik önlemleri ve dini faaliyetlere yönelik sınırlamalar nedeniyle tedirgin olduklarını aktarıyor. Tartışmalar sürerken, Doğu Türkistan’daki gelişmelerin uluslararası arenada diplomatik gündemin önemli başlıklarından biri olmaya devam etmesi bekleniyor.

Sudan… Kıtlığın gölgesinde Ramazan
Filistin halkının çektiği acılardan çok da uzak olmayan Sudan, bu yıl Ramazan ayının gelmesiyle birlikte, ülkeyi parçalayan ve halkını yerinden eden savaşın yıkımına maruz kalmaya devam eden, aynı derecede acımasız bir trajediyle karşı karşıya.
Milyonlarca yerinden edilmiş insan kıtlığın gölgesinde yaşarken, ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasındaki çatışmalar Nisan 2023’ten bu yana devam ediyor ve on binlerce kişinin ölümüne, 11 milyondan fazla kişinin ülke içinde ve dışında yerinden edilmesine neden oluyor.
Çatışmalar kasabalara, köylere ve kamplara yayılırken, tedarik zincirleri kesintiye uğrarken ve temel yaşam ihtiyaçları neredeyse tamamen ortadan kalkarken, Sudan’daki milyonlarca sivil en azından asgari miktarda gıda temin etmekte giderek daha fazla zorluk çekiyor.
Gıda güvenliği uzmanları, milyonlarca çocuğun hayatlarını tehdit eden ve geleceklerini tehlikeye atan ciddi gıda kıtlığından muzdarip olduğu bir dönemde, akut yetersiz beslenme oranlarının birçok eyalette kıtlık düzeyine ulaştığı konusunda uyarıyor.
Rakamlar, Sudan genelinde 21 milyondan fazla insanın gıda güvensizliğinden muzdarip olduğunu ve bu durumun son yıllarda kaydedilen en yüksek oranlardan biri olduğunu ortaya koyarak kıtlığın boyutunu ve gıda krizinin derinliğini ortaya koyuyor.
Yaralı Yemen
Hâlâ yaralarını sarmaya çalışan Yemen’de, bu yıl Ramazan, nüfusun çoğunluğunun aşırı yoksulluktan muzdarip olduğu bir dönemde geliyor. Yerel para biriminin keskin değer kaybı ve istikrarlı gelir kaynaklarının yokluğu, halkın satın alma gücünü erozyona uğrattı.
Eskiden Ramazan’da basit yemekler hazırlayan aileler, artık oruç tutmak için gerekli olan temel ihtiyaçları, yani yemek, su ve yemek pişirmek için gaz gibi ihtiyaçları karşılayamıyor.

