Kanal, bu kararın son haftalarda saldırıların artması ve Batı Şeria’nın patlamaya hazır bir cephe olarak değerlendirilmesi üzerine alındığını belirtti.
Ayrıca, Gazze’deki savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria’nın siyasi ve askeri liderliklerin öncelik listesinde alt sıralarda kaldığını ve operasyonları engellemeyi güçlendirmek ve yerleşim yerlerinin güvenliğini sağlamak için buraya daha fazla kaynak ayrılması yönünde talepler olduğunu ekledi.
Bununla eş zamanlı olarak, işgalci israil Savunma Bakanı Yisrael Katz, Batı Şeria’nın kendilerine karşı çıkmayı seçmesi halinde işgalin burayı Gazze ve Lübnan’a uyguladığı şekilde ele alacağını söyledi ve Gazze Şeridi’ndeki Şucayiye ve Cebaliye mahallelerini örnek göstererek, bu mahallelerin “tamamen yıkıldığını ve artık var olmadıklarını” belirtti.
Ayrıca, kendisi ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, işgal hazırlığı kapsamında, “terör” olarak nitelendirdiği faaliyetlerin çıktığı her kampı inceleme talimatını orduya verdiklerini de ekledi.
Gerginliğin Tırmanması
Bu açıklama, geçtiğimiz ay boyunca tırmanan gerginlik sürecinden ayrı değerlendirilemez; bu süreçte 24 Temmuz’da Nablus’un güneybatısındaki Tel köyünde yaşanan olaylar önemli bir dönüm noktası olarak öne çıktı.
Köy meclisi başkanı Velid Zeydan’a göre, o gün sabah saatlerinde yaklaşık 20 yerleşimci köye girdi; bunun üzerine köylüler evlerini ve mallarını korumak için sokağa çıktı. Zeidan, olay yerinde İsrailli askerlerin bulunduğunu ve köylüler ile yerleşimciler arasında çıkan çatışma sırasında ateş açıldığını söyledi.
Olaylar sonucunda aynı aileden dört Filistinli şehit oldu ve iki işgalci öldü. İşgalci israil ordusu, onlarca Filistinli ile işgalci arasında şiddetli bir çatışma yaşandığını belirtti. Bir askeri yetkili ise “her iki taraftan da ateş açıldığını ve çatışma sırasında bir Filistinlinin işgalci güvenlik ekibinden birinin silahını elinden aldığını” söyledi.
Ancak işgal hükümeti olayı işgalci israillilere yönelik bir terör saldırısı olarak sundu ve ardından doğrudan olayın kapsamını aşan daha geniş çaplı önlemler aldı.
Netanyahu ve Katz, askeri operasyon, işgalci israil’in saldırıyı gerçekleştiren kişi olarak gördüğü kişinin evinin yıkılması, barikatların kurulması, yerleşim yerlerine ilişkin yasaların hızlandırılması ve yeni yerleşim yerlerinin kurulmasını içeren bir önlem paketi açıkladı. Ayrıca Filistinli Mahkumlar Derneği, en az 80 Filistinlinin gözaltına alındığını, bunların yaklaşık 50’sinin Tel’den olduğunu duyurdu.
Olayın ardından, Nablus vilayetindeki Fraksiyonlar Koordinasyon Komitesi, yerleşimcilerin Batı Şeria’da saldırılar düzenleme çağrıları üzerine Filistinlileri hazırlık seviyesini yükseltmeye ve güvenlik ve acil durum komitelerini harekete geçirmeye çağırdı.
Mülteci Kamplarına Yönelik Tehdit ve Yerleşimcilerin Saldırıları
İşgalci israil’in aldığı önlemler, Tel olaylarının ardından duyurulan operasyonla sınırlı kalmadı; dört gün sonra tehdit, Kuzey Batı Şeria’daki mülteci kamplarındaki modelin yeni bir kampta tekrarlanmasına yöneldi.
28 Temmuz’da işgalci israil Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Orta Bölge Komutanı ve Genel Güvenlik Teşkilatı “Şabak” temsilcilerinin katıldığı bir güvenlik toplantısının ardından Katz’ın şu talimatları verdiğini duyurdu – saldırı operasyonlarının genişletilmesini ve Cenin, Tulkarm ve Nur Şems modellerine göre ismi belirtilmeyen bir başka mülteci kampının işgaline hazırlık yapılmasını emretti. Katz, dün Pazar günü yaptığı açıklamalarda bu tehdidi yeniden dile getirdi.
Bu kamplardaki operasyonlar 2025 yılının başında başlamıştı ve Birleşmiş Milletler’e göre, bu kamplarda hâlâ 33 binden fazla mülteci evlerine dönememektedir.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), bu açıklamayı “son derece ciddi bir mesaj” olarak nitelendirerek, söz konusu üç kampta yaşanan zorla yerinden edilme olaylarının tekrarlanmaması konusunda uyarıda bulundu. Örgüt, Kasım 2025’te bu olayların savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliğinde olduğu sonucuna varmıştı.
Birkaç gün önce, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Ravina Şmedsani, yerleşimcilerin saldırılarının ve yerleşim noktalarının kurulmasının “tarihinin en yüksek seviyesine” ulaştığını ve Filistinli topluluklara yönelik saldırılar sırasında yerleşimciler ile İsrail güvenlik güçlerinin çoğu zaman birlikte hareket ettiğini söyledi.
Bu eğilimle birlikte, Batı Şeria yeni bir tırmanışa doğru ilerliyor gibi görünüyor. Bu tırmanış, sadece saldırıların faillerinin takibiyle sınırlı kalmayacak, daha geniş çaplı baskınları ve yeni bir mülteci kampının işgalini de içerebilir. Bu gelişmeler, yerleşimcilerin saldırılarının devam ettiği ve yerleşim genişlemesinin hızlandığı bir dönemde, önümüzdeki dönemde Batı Şeria’da durumun patlak verme olasılığını artırmaktadır.




















