Uygur aktivist Rahima Mahmut’tan BAE uyarısı: ‘Çin’in sınır ötesi baskısına alan açılmamalı’

Uygur insan hakları aktivisti Rahima Mahmut, Middle East Monitor’da kaleme aldığı yazıda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), Çin’in Uygurlara yönelik sınır ötesi baskı faaliyetleri, Rusya’nın yaptırımlardan kaçınma ağları ve uluslararası finansal suçlarla mücadele bakımından daha yakından denetlenmesi gerektiğini söyledi. Mahmut, Batılı ülkelerin Abu Dabi ile geliştirdiği ekonomik ilişkilerin insan hakları, ulusal güvenlik ve hukuk devleti meselelerinden ayrı ele alınamayacağını belirtti.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
AI Özet, NİDAİ’ın yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu.
Uygur insan hakları savunucusu Rahima Mahmut, 10 Eylül 2026 tarihinde Middle East Monitor’da yayımlanan makalesinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin uluslararası rolünü eleştirdi. Mahmut, ülkenin ekonomik ilişkiler kisvesi altında otoriter devletlerin sınır ötesi baskılarına ve yaptırım delme faaliyetlerine zemin hazırladığını…

Uygur aktivist ve insan hakları savunucusu Rahima Mahmut, 10 Eylül 2026’da Middle East Monitor’da yayımlanan makalesinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin uluslararası konumuna ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

We must challenge the UAE’s role as a haven for hostile state activity” başlıklı yazısında Mahmut, BAE’nin yalnızca ekonomik ve ticari ilişkiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, ülkenin bazı durumlarda otoriter devletlerin sınır ötesi faaliyetleri açısından elverişli bir alan hâline geldiğini belirtti.

Mahmut’un yazısının merkezindeki konu ise Çin’in Uygurlara yönelik baskısının ülke sınırlarının dışına taşması oldu.

Mahmut: ‘Beni en çok endişelendiren Uygurlar’

Mahmut, uluslararası toplumun devletlerin kendi sınırlarının dışındaki faaliyetlerine yönelik tehditleri giderek daha fazla dikkate aldığını belirterek Rusya’nın yaptırımları aşmaya yönelik ağlarına, Çin’in sınır ötesine uzanan baskı politikalarına ve sınır aşan finansal suçlara dikkat çekti.

Aktiviste göre BAE, bu üç başlığın kesiştiği ülkelerden biri hâline gelmiş durumda.

Ancak Mahmut için yazının “en rahatsız edici” boyutunu Uygurların durumu oluşturuyor.

Mahmut, Çin Komünist Partisi’nin Uygur bölgesinde kitlesel keyfi gözaltılar, yoğun gözetim, dini ve kültürel baskı, zorla çalıştırma ve işkence uyguladığı yönündeki uluslararası bulgulara işaret ediyor. Yazısında ayrıca bağımsız Uygur Mahkemesi’nin Çin’i soykırım işlemekten sorumlu tuttuğunu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi’nin ise 2022’deki değerlendirmesinde Çin’deki uygulamaların insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini belirttiğini hatırlatıyor.

BM İnsan Hakları Ofisi’nin 2022 değerlendirmesi ile Mahmut’un aktardığı bulgular, Uygurlara yönelik baskının yalnızca Çin’in iç meselesi olarak görülmediğini ortaya koyan daha geniş uluslararası tartışmanın parçası.

‘Çin’in baskısı sınırların ötesine taşıyor’

Mahmut’un yazısındaki temel kavramlardan biri “transnational repression”, yani “sınır ötesi baskı”.

Bu kavram, bir devletin kendi ülkesindeki muhalifleri, aktivistleri veya belirli toplulukları başka ülkelerde de takip etmesi, tehdit etmesi, gözaltına aldırması ya da ülkelerine geri gönderilmeleri için girişimlerde bulunması gibi faaliyetleri ifade ediyor.

Mahmut, Pekin’in Uygurlara yönelik bu tür faaliyetleri giderek daha fazla kullandığını ve BAE’nin de bu bağlamda tekrar tekrar gündeme geldiğini belirtiyor.

Bu iddianın arka planında bağımsız araştırmalar da bulunuyor.

Oxus Society ve Uyghur Human Rights Project tarafından 2022’de yayımlanan “Beyond Silence” başlıklı araştırma, Çin’in Arap ülkelerinde Uygurlara yönelik sınır ötesi baskısını inceliyor. Araştırmaya göre 2001’den itibaren Arap ülkelerinde Çin’in talebiyle gözaltına alınan veya sınır dışı edilen Uygurların sayısı üst tahminle 292’ye ulaşırken, araştırmacılar Mısır, Fas, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve BAE’yi Çin’in bu faaliyetlerine ilişkin vakaların görüldüğü altı Arap ülkesi arasında sayıyor.

Araştırma, Çin’in bölgedeki faaliyetlerinin dijital gözetim, güvenlik işbirliği, seyahat belgelerinin engellenmesi ve Uygurların Çin’e geri gönderilmesi gibi farklı yöntemlerle yürütüldüğünü savunuyor.

BAE’den Çin’e geri gönderildiği bildirilen Uygurlar

Mahmut yazısında, Human Rights Watch tarafından daha önce belgelenen BAE’de gözaltına alınan Uygurların Çin’e sınır dışı edilmesi vakalarına da atıfta bulunuyor.

Middle East Monitor’daki yazıya göre Associated Press, 2017 sonu ve 2018 başında en az beş Uygur’un BAE makamları tarafından gözaltına alınarak Çin’e gönderildiğini bildirmişti. Mahmut ayrıca vakalardan birinde bir Uygur’un BAE’de Çin polisi olduğuna inanılan kişiler tarafından sorgulandığının bildirildiğini aktarıyor.

Amerika’nın Sesi’nin 2022 tarihli haberinde de BAE’de çalışan Uygur Ahmed Talib’in Şubat 2018’de Çin’e gönderildiğine ilişkin ailesinin anlatımları yer aldı. Haberde Talib’in eşi, BAE’deki Interpol yetkililerinin kendisine eşinin sınır dışı edildiğini bildirdiğini söyledi.

Bu vakalar, Mahmut’un “Çin’in baskısının sınırlarının binlerce kilometre ötesine ulaşabildiği” yönündeki değerlendirmesinin dayandığı örneklerden birini oluşturuyor.

‘Bu, Uygurlar için soyut bir jeopolitik tartışma değil’

Mahmut, meselenin yalnızca Çin-BAE ilişkileri ya da büyük güç rekabeti çerçevesinde ele alınmasına karşı çıkıyor.

Aktiviste göre Çin Komünist Partisi’nden kaçan Uygurlar açısından konu doğrudan güvenlik ve özgürlük meselesi.

Mahmut, BAE’nin İngiltere ve diğer Batılı ülkelerle ayrıcalıklı ekonomik ilişkiler geliştirmeyi amaçladığı bir dönemde, bu ilişkilerin insan hakları ve hukukun üstünlüğü kriterlerinden bağımsız yürütülmemesi gerektiğini söylüyor.

Yazının ikinci başlığı: Rusya ve yaptırımlar

Mahmut’un eleştirileri yalnızca Çin ile sınırlı değil.

Aktivist, BAE merkezli şirketlerin Rusya’nın savaş ekonomisine ve yaptırımlardan kaçınma mekanizmalarına ilişkin Batılı hükümetlerin gündemine girdiğini belirtiyor.

Bu noktada ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım kararları da önemli bir arka plan sunuyor.

ABD Hazine Bakanlığı, Kasım 2023’te Rusya’nın ihtiyaç duyduğu yüksek öncelikli teknoloji ve ekipmanların üçüncü ülkeler üzerinden temin edilmesini engellemek amacıyla yeni yaptırımlar açıklamış ve BAE’yi Rusya’nın yabancı teknoloji ve ekipmana erişmek için kullandığı merkezlerden biri olarak tanımlamıştı. Bakanlık, BAE merkezli çeşitli şirketlerin Rusya’ya elektronik parçalar, havacılık ekipmanı ve diğer yüksek öncelikli ürünleri gönderdiğini belirterek bazı şirketleri yaptırım listesine aldı.

Aynı açıklamada ABD Hazine Bakanlığı, BAE merkezli bazı finansal yapıların Rus yatırımcıların küresel finans sistemine erişmesine yardımcı olduğunu ve yaptırımlara maruz kalan varlıkların izinin gizlenmesine yönelik hizmetler sunduğunu ileri sürdü.

Bu nedenle Mahmut, Uygur meselesi ile yaptırımlardan kaçınma iddialarının birbirinden tamamen kopuk başlıklar olmadığını düşünüyor.

‘Ticaret; güvenlik, insan hakları ve hukuktan ayrılamaz’

Mahmut’un yazısındaki temel siyasi öneri, BAE ile Batı arasındaki ekonomik ilişkilerin insan hakları ve hukuk devleti kriterleriyle birlikte ele alınması.

Aktivist, özellikle Avrupa Birliği’nin BAE ile yeni bir ikili serbest ticaret anlaşması ihtimalini gündeme getirerek, böyle bir anlaşma öncesinde ölçülebilir ilerleme talep edilmesi gerektiğini savunuyor.

Mahmut’un önerdiği üç başlık bulunuyor:

  • Çin’in Uygurlara yönelik baskısına herhangi bir şekilde ortak olunmaması,
  • Yaptırımlardan kaçınmaya karşı somut adımlar atılması,
  • Yasal sınır ötesi mahkeme kararlarının tanınmasını ve uygulanmasını sağlayacak etkili mekanizmaların oluşturulması.

Mahmut böylece ekonomik ilişkiler ile insan hakları ve uluslararası güvenlik meselelerinin birbirinden ayrılmaması gerektiğini savunuyor.

BAE’nin finansal düzenlemelerinde reformlar da gündemde

Mahmut’un değerlendirmesinde dikkat çektiği bir diğer alan ise kara para ve yasa dışı finansmanla mücadele.

BAE, 2024 yılında Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) “artırılmış izleme” listesinden çıkarılmıştı. FATF, Şubat 2024’te BAE’nin bu listeden çıkarıldığını resmen duyurdu.

Dolayısıyla Mahmut’un eleştirisi, BAE’nin hiçbir reform gerçekleştirmediği yönünde değil. Aksine aktivist, BAE’nin bazı reformlar gerçekleştirdiğini kabul ederken, uluslararası işbirliğinin açıklamalardan ziyade ortaya çıkan sonuçlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

45 milyon dolarlık dava örneği

Mahmut, yazısında hukuk sisteminin sınır ötesi kararları uygulama kapasitesine ilişkin eleştirisini İngiltere’de görülen Muhammad Tahir Lakhani ve Muhammad Ali Lakhani davası üzerinden de gündeme getiriyor.

Middle East Monitor’da aktarıldığı üzere İngiltere Yüksek Mahkemesi, iki İngiliz vatandaşı hakkında yaklaşık 45 milyon dolarlık dolandırıcılık sorumluluğu bulunduğuna hükmetti. Mahmut, buna rağmen kişilerin BAE’de yaşamaya devam ettiğini ve mahkeme kararındaki yükümlülüklerin yerine getirilmediğini belirtiyor.

Mahmut’a göre bu örnek, uluslararası ticaret merkezlerinin yalnızca ekonomik faaliyetler açısından değil, varlıkların ve kişilerin hukuki yaptırımların erişiminden uzaklaşması bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Mahmut’un çağrısı: BAE ile ilişkiler kesilmesin, ancak şartlar netleşsin

Mahmut, BAE ile ekonomik ve stratejik ilişkilerin tamamen sona erdirilmesini önermiyor.

Aksine Batılı ülkelerin BAE ile işbirliği yapması için stratejik ve ticari gerekçeler bulunduğunu kabul ediyor. Ancak ona göre bu işbirliği, insan hakları ve güvenlik meselelerini görmezden gelmek anlamına gelmemeli.

Yazısının sonunda Mahmut, özellikle Avrupa Birliği’nin BAE ile olası yeni ticaret anlaşması öncesinde insan hakları, yaptırımların uygulanması ve hukuk devleti alanlarında ölçülebilir ilerleme talep edilmesi gerektiğini savunuyor.

Uygur meselesi yeniden uluslararası gündemde

Rahima Mahmut’un yazısı, Uygur meselesinin yalnızca Çin’in Uygur bölgesindeki insan hakları ihlalleriyle sınırlı olmadığını; Uygur diasporasının bulunduğu ülkelerdeki güvenlik, sınır dışı edilme ve Çin’in sınır ötesi baskı faaliyetleri boyutunun da giderek daha fazla tartışıldığını ortaya koyuyor.

Oxus Society ve Uyghur Human Rights Project’in araştırması, Çin’in Arap ülkelerindeki Uygurlara yönelik sınır ötesi baskısının sistematik bir boyut kazandığını savunurken, ABD Hazine Bakanlığı’nın belgeleri de BAE merkezli bazı şirketlerin Rusya’nın yaptırımlardan kaçınma girişimleriyle ilişkilendirildiğini gösteriyor.

Mahmut ise bu farklı başlıkları aynı çerçevede değerlendiriyor: Uluslararası ticaret ve stratejik ortaklıkların, insan hakları, ulusal güvenlik ve hukuk devleti standartlarından ayrı düşünülmemesi gerektiği.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir