Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sinan Oğan’ın “DOĞU TÜRKİSTAN’DA ABARTILDIĞI KADAR ZULÜM YOK” sözüne Uygurlardan tepki

Birleşmiş Milletler raporlarına dahi giren Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımı maalesef

Birleşmiş Milletler raporlarına dahi giren Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımı maalesef Türkiye’nin gündemine girmemekte ısrarlı. Şu anda Avrupa’da, Amerika’da, Asya’da bit çok ülkede Uygur Soykırımı ile ilgili konferanslar, toplantılar, gösteriler hatta parlamentolarda yasalar çıkarken, ülkemizde en(!) Milliyetçi(!) geçinen siyasiler dahi Doğu Türkistan’daki zulmü görmemeye devam ediyor.

Bunun en son örneği Sinan Oğan. ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan, Babala TV’de katıldığı Mevzular Açık Mikrofon programında Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımı’nın “abartıldığı kadar” olmadığını iddia etti. 

Tüm dünyanın gördüğü, konuştuğu hakkında yasalar çıkarttığı zulmü Sinan Oğan inkar etti.

Uluslararası arenada Uygur Soykırımını anlatmak ve bu konuda çalışmalar yapan Uygur Hareketi, Sinan Oğan’ın sözlerine tepki gösterdi.

Uygur Hareketi yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’ın 24 Nisan 2023 tarihli Babala TV yayınında Doğu Türkistan’da yaşanan insanlığa karşı işlenen suçlarla ile ilgili olarak “abartılı bulduğu” yönündeki talihsiz sözlerini Uygur Türkleri olarak en güçlü biçimde ve esefle kınıyoruz.

Okumadan Geçme  Şii İran rejimine bağlı medya Reisi'nin Çin ziyareti öncesi Uygur Türklerine iftira atıyor

Sayın Sinan Oğan’ın söz konusu demeci, sayısız bağımsız rapor ve Doğu Türkistanlının şahitliğiyle sabit olan, Birleşmiş Milletler raporlarında dahi “insanlığa karşı işlenen suçlar” kapsamında değerlendirilebileceği belirtilen, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden de sayısız kez dile getirilmiş ve Doğu Türkistanlıların insanlık onuruna kasteden suçları Türk kamuoyu önünde temize çekme çabası değilse de bilgisizliğin ve Türk coğrafyasına uzaklığın bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Sayın Sinan Oğan’ın Doğu Türkistan’a 2011 yılının sonlarında heyet beraberinde bir gezide bulunduğu gazete arşivlerinden anlaşılmaktadır. Kendisinin Çin Halk Cumhuriyeti rejimi sponsorluğunda gerçekleştirdiği turistik gezide Çin’in baskın kolluk ve istihbarat kuvvetlerini atlatarak Türkiye’nin yüz ölçümünün iki katından daha geniş olan Doğu Türkistan coğrafyasını izini kaybettirerek ve refakatsiz bir şekilde “karış karış” dolaştığı iddiasında bulunması en hafif tabiriyle abartılı bir naiflik göstergesidir.

Sayın Sinan Oğan söz konusu gezi sonrasında ayağının tozuyla 12 Ocak 2012 tarihinde TBMM kürsüsünde yapmış olduğu konuşmada Doğu Türkistan’a bakışını şu şekilde ifade etmiştir:

Okumadan Geçme  "Çin’de Hafız Olmamız Bile Suç!"

“Doğu Türkistan’ın sorunlarını, Çin ile her türlü görüşmelerimizde mutlaka gündemin bir maddesi olarak oraya koymak lazım. Bu, elbette ki Çin’in iç işlerine karışmak değildir. Biz Doğu Türkistan’la aynı etnik kökenden geliyoruz, aynı dili konuşuyoruz, aynı inanca sahibiz. Bizim orada elbette ki bir hassasiyetimiz olacaktır. Biz, elbette ki başka ülkelerin iç işlerine karışmayacağız ancak Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin de suçsuz bir şekilde hapse atılmasına, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin de orada baskı görmesine sessiz kalmayacağız.”

Sayın Oğan’ın Çin’in soykırım planını devreye sokmasından önce yaptığı gözlemler elbette değerlidir, ancak günümüz Doğu Türkistan’ının gerçekliğinden esamesi okunmayacak ölçüde uzaktır. Kendisine sormak isteriz: Doğu Türkistan’ın sorunlarını dile getirmek Sayın Oğan açısından ne zamandan beri abartılı bir konu Çin’in iç işlerine karışmak, Çin’i karıştırmaya çalışmak anlamına mı gelmektedir?

Yine ilgili yayında Sayın Sinan Oğan, Çin’in dünyaya ve Türkiye’ye bakışını resmederken “bizi kendi nüfuslarının küsuratı olarak görüyorlar” şeklinde özetlediği bakış açısının “gizli bir mesaj” içerdiğini ifade etmiştir. Ancak Çin’in rakamlar üzerinden gösterdiği yersiz kibrin kendisini bir Türk milliyetçisi olarak lanse eden Sayın Sinan Oğan açısından ne gibi bir mesaj içerdiği izaha muhtaçtır. Acaba bizler de Çin’in bakış açısını benimseyerek Türkiye’yi, Doğu Türkistan’ı bir küsurat, bir yuvarlama hatası olarak mı görmeliyiz?

Okumadan Geçme  Doğu Londra'da bir Camii, Uygur soykırımı soruşturması için 54.000 Euro topladı

Sayın Oğan’ın ilgili yayında seyircinin sorusundaki bağlam içinde “yüzümüzü neden Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza dönmüyoruz” şeklinde anlaşılması gereken sözlerindeki “bakmak” fiilini “beslemek, geçindirmek” olarak algılaması ve sunucu Sayın Oğuzhan Uğur’un düzeltme çabalarına rağmen bu yanlışta ısrar etmesi Sayın Oğan’ın bilinçaltında Doğu Türkistanlıları koyduğu yeri açık etmesi bakımından ibret vericidir.

Sayın Oğan, Doğu Türkistanlı kardeşleriniz size el açmış değil. Onlar ortadan kaybedilen, yok edilen, üzerinde ilaç denenen, organları çalınan annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, dostlarının ve sevdiklerinin, zorla kısırlaştırılan ve karnından bebekleri çalınan kadınlarının hesabını sormaya, evlerine “kaynaştırma programları” kisvesi altında zorla yerleştirilen, Uygur kızlarla zorla evlendirilen Çinli erkekleri evlerinden, mahremlerinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Sayın Sinan Oğan, sizlerin ilginç anekdot olarak anlattığınız ve yeni öğrendiğiniz “turfanda” kelimesinin kökü, o topraklara can suyunu veren biziz. O topraklarda tarih öncesinden beri yaşayan ve günümüzde soyu kurutulmaya çalışan bir halk olarak sizden beklentimiz talihsiz sözleriniz hakkında açıklamada bulunmanız, Uygur Türklerinin sivil toplum kuruluşlarıyla daha yakın iletişim içinde olmanız ve kardeşlik duygusu içinde laftan öte bir dayanışma göstermenizdir. Uygur Hareketi olarak Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz ve soykırım mağdurlarıyla buluşmasını sağlamak ve en güncel bilgileri kendisine aktarmak adına Sayın Oğan’a kapımız açıktır.”