Tarih boyunca Asya’nın jeopolitik merkezinde yer alan Doğu Türkistan, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Çin’in merkeziyetçi ve asimilasyonist politikalarının odağında yer almıştır.
Özellikle 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin egemenliği altına giren bölgede, yerli halkın kültürel, dini ve siyasi hakları sistematik olarak kısıtlanmış; bu durum kaçınılmaz olarak yerel direniş hareketlerini ve silahlı ayaklanmaları tetiklemiştir.
Tarihsel Arka Plan: Bağımsızlık Mücadelesi ve Direniş Geleneği
Bölgenin yakın tarihine bakıldığında, halkın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde çok
farklı figürler ve kırılma noktaları görülmüştür. Marksist kökenden gelen ancak İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nde devlet başkanlığı görevini yürüterek Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını ve haklarını savunan Ahmet Can Kasımı, halkın bağımsızlık davasında simge isimlerden biri olmuş; 1949 yılında Çin ve Sovyet Rusya’nın ortaklaşa düzenlediği şüpheli bir uçak kazasında (kaza süsü verilerek) hayatını kaybetmiştir.
Buna karşın, sonraki süreçte Seyfeddin Azizi gibi komünist-marksist çizgide hareket ederek bölgenin idaresini Pekin yönetimine devreden işbirlikçi figürler de çıkmıştır. Ancak bu teslimiyetçi çizgiye karşı, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını ve özgürlüğünü savunan kararlı vatansever devrimciler her daim varlık göstermiştir. Çin-Sovyet ayrılığı döneminde bu direniş iradesinin en somut ve örgütlü adresi olarak Doğu Türkistan Halk Devrim Partisi (DTHDP) öne çıktı.
Kurumsallaşma sürecinde bağımsızlık mücadelesini bireysel direnişten çıkararak
parti tüzüğü, bayrak, amblem ve programıyla kurumsal bir yapıya dönüştüren parti, milliyetçi ve devrimci unsurları bir araya getiren kilit bir odak noktası haline geldi. Parti, ardı ardına 78
komite ve şube kurarak kuzeyin ve güneyin çeşitli yerlerinde teşkilatlar oluşturmuş; üye
sayısı bir ara 60 bin kişiyi aşmıştır.
1969 Silahlı Ayaklanması, Liderleri ve DTHDP
1960’lı yılların sonlarına doğru, Çin genelinde yaşanan çalkantılı “Kültür Devrimi” süreçleri Doğu Türkistan’da sosyal ve siyasi baskıları doruk noktasına ulaştırdı. Dini ibadetlerin yasaklanması, kutsal mekanların tahrip edilmesi, ekonomik kaynakların merkezi kontrole devredilmesi ve yoğun bir Çinlileştirme politikasının devreye sokulması halk arasındaki hoşnutsuzluğu patlama noktasına getirdi.
Bu koşullar altında başlatılan direnişin dinamikleri şu şekilde şekillendi:
Ayaklanmanın ve Harekete Öncülük Eden Liderler: Her ne kadar Tohti Kurban (Tohti Halife) Doğu Türkistan Halk Devrim Partisi’nin açık yüzlü lideri olsa da, partiyi asıl uzun süreli olarak arka planda yönetenler eski cumhuriyetin ordu subaylarıydı; İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti albaylarından Memtimin Eminov ile Mecit Ahunov gibi vatansever subaylar bu çekirdek kadronun içerisindeydi ve önderliğinde Çin’e karşı dönemin en büyük silahlı ayaklanması başlatıldı. Bu girişim, Çin işgaline karşı en örgütlü direniş olarak tarihe geçti.
Sovyet Bağlantısı ve Jeopolitik Boyut: Dönemin karmaşık uluslararası ilişkilerinde Sovyetler Birliği, Çin’e baskı kurmak amacıyla bu hareketi dolaylı olarak destekledi. Bu durum, Doğu Türkistan’ın Çin-Sovyet rekabetinde önemli bir jeopolitik koz haline gelmesine yol açtı.
Ayaklanmanın Seyri: Parti öncülüğünde 1969 yılı baharında ve yaz döneminde güney ve doğu kesimlerde (Kaşgar, Aksu ve Hoten çevrelerinde) Çin askeri karakollarına ve idari binalarına yönelik silahlı ayaklanmalar ve hareketlenmeler başladı.
Ancak o dönemdeki imkansızlıklar, istihbaratın sızması, liderlik kadrolarındaki koordinasyon eksiklikleri ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun bölgeye sevk ettiği üstün ateş gücüne sahip askeri birlikler karşısında bu direniş uzun soluklu olamadı.
Ayaklanma, Pekin yönetimi tarafından son derece kanlı ve sert bir şekilde bastırıldı. Parti lideri Tohti Kurban 1969 yılında
tutuklanarak idam edildi; binlerce üye tutuklandı, bazıları sürgüne gönderildi veya dağlık bölgelere göç etmek zorunda kaldı.
Çin’in Doğu Türkistan Politikalarının Evrimi
1969 ayaklanması, Çin’in bölgeye yönelik stratejisinde sert güvenlik tedbirlerinin ve demografik mühendisliğin kalıcılaşmasına yol açtı. Pekin yönetimi, Doğu Türkistan’ı sadece stratejik bir tampon bölge ve zengin yer altı kaynakları deposu olarak görmekle kalmamış, aynı zamanda milli güvenliğin vazgeçilmez bir parçası olarak tanımlamıştır.
On yıllar içinde Çin’in izlediği politikalar birkaç ana evrede derinleşmiştir:
Demografik Değişim (Han Göçü): Merkezi hükümet teşvikleriyle bölgeye milyonlarca Han Çinlisi yerleştirilmiş, yerli halk (Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar) kendi topraklarında azınlık konumuna düşürülme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır.
Kültürel-Dini Baskılar ve Asimilasyon: İslam dininin ibadet esasları, geleneksel kıyafetler, dil ve eğitim hakkı kademeli olarak budanmıştır. Özellikle 2010’lu yıllardan itibaren geleneksel yaşam tarzı “aşırılık” olarak etiketlenmiştir.
Yüksek Teknolojili Gözetim ve Toplama Kampları: Son yıllarda bölge, yüz tanıma sistemleri, DNA toplamaları, dijital takip ağları ve “Yeniden Eğitim Merkezleri” adı altında milyonlarca insanın yargısız infaz ve zorunlu asimilasyona tabi tutulduğu devasa bir açık hava hapishanesine dönüştürülmüştür.
Sonuç ve Miras
Ahmet Can Kasımı’ndan Tohti Kurban’a, Memtimin Eminov ve Mecit Ahunov’a kadar uzanan hat, Doğu Türkistan halkının bağımsızlık ve haysiyet mücadelesinin temel taşıdır. 1969 yılında DTHDP öncülüğünde gerçekleştirilen silahlı ayaklanma, Çin’in bölgedeki kontrolünü zorlayan en ciddi örgütlü hareket olmuştur. Uygur milliyetçiliğini ideolojik bir çerçeveye oturtarak diaspora için önemli bir referans noktası oluşturan DTHDP, Çin’in sert baskı politikalarını tetiklemiş olsa da tarihî hafızada en örgütlü bağımsızlık girişimi olarak yerini korumuştur. Bugün diaspora örgütlenmelerinde bu tarihi miras ve direniş hafızası canlı tutulmaktadır.
Kaynakça
1.Dillon, Michael. Xinjiang: China’s Muslim Far Northwest. London: Routledge, 2003 Millward, James. Violent Separatism in Xinjiang: A Critical Assessment.
2.Washington: East-West Center, 2004
3.Castets, Rémi. “Opposition politique, nationalisme et islam chez les Ouïghours du Xinjiang.” Les Études du CERI, no. 11, 2004

