
Resmî Tarihin Teşrifatı
Eylül 2026’da Pekin’de tanıtılan Çin Sincan Bölgesi Tarihi《中国新疆地区历史》 ve Çin Sincan Bölgesi Din Tarihi《中国新疆地区宗教史》 adlı iki cilt, “Xinjiang” Sosyal Bilimler Akademisi’nin iki yılı aşkın süredir yürüttüğü ve “kültürel nemlendirme yada besleme” (文化润疆) olarak adlandırılan ideolojik hamlenin amiral gemisi olarak sunulmaktadır. Tanıtım metni, eserlerin “doğru yönelimli, sağlam tarihsel olgulu ve halka hitap eden anlatımlı resmî tarih başyapıtları” olduğunu, “Çin ulusu/Zhonghua minzu ortak topluluk bilinci”ni “dövme” (铸牢中华民族共同体意识) ilkesiyle yazıldığını ve “tarihin ve halkın sınamasına dayanacak çağlar boyu bir eser” niteliği taşıdığını ileri sürmektedir.(¹) Bir köşe yazısının görevi, bu iddiaları teslim almak değil; onları üretildikleri kurumsal bağlam, kavramsal çerçeve, yöntemsel savlar ve sessizlikler üzerinden sınamaktır. Aşağıdaki okuma, bu eserler hakkında sorulabilecek kırk beş eleştirel soruyu sekiz başlık altında yanıtlamayı dener.
A. Tarihyazımı ve Devlet İktidarı: Kim Yazıyor, Kimin İçin?
Metnin kendi verdiği en çarpıcı bilgi, yazım ekibinin bileşimidir: “ülke çapındaki yetkili uzmanların” yanı sıra “partinin teori ve propaganda alanındaki kadroları da tüm sürece katılmıştır”. Tarihsel bir eserin üretiminde propaganda görevlilerinin yazar kadrosuna dâhil edilmesi, eserin bilimsel bir tarih çalışması mı yoksa devlet propagandasının aracı mı olduğu sorusunu daha baştan belirler. Eserin, önceden belirlenmiş bir siyasal hedefle — “ortak topluluk bilinci” ile — “yönetilerek” (统领) yazıldığının açıkça beyan edilmesi, araştırma sonuçlarının bağımsızlığı konusundaki şüpheleri ortadan kaldırır: yönelim önceden belirlenmiştir; tarih, bu yönelimi doğrulamakla görevlidir. Kang ve Yeo’nun analizi, “sağlamlaştırma” (zhulao) kavramının Xi Jinping döneminin ayırt edici formülü olduğunu ve etnik azınlık politikasının “salt ekonomik kalkınmanın ötesinde Çin ulusu topluluğunun duygusunu geliştirmeye” yöneldiğini gösterir (Kang & Yeo, 2024); Golod ise bu dönüşün azınlık bölgelerinin kültürel ve dinî yaşamını yeniden şekillendiren asimilasyoncu yönetimi normalleştirdiğini belgeler (Golod, 2025).
“Doğru yönelim” (导向正确) ölçütü de aynı sorunu doğurur: doğruluk ile yönelim kavramlarının birleşimi, bilimselliğin doğruluk üzerinden değil, siyasal çizgiye uygunluk üzerinden tanımlandığı anlamına gelir. Bu, Çin resmî tarihyazımının “Çin ulusunun doğru tarihsel perspektifi” kavramıyla aykırı yaklaşımları “Batı kültürel hegemonyasının etkisi altındaki dışsal tarihyazımları” olarak damgaladığı bilinen mekanizmanın ta kendisidir (Wang, 2025). Kurumsal zemin de bellidir: yazan da, finanse eden de, yayımlayan da devlet örgütlenmesinin parçalarıdır. Devletin millet bilgi üretiminin ölçeği — Devlet Millet İşler Komisyonu’nun başkanlık ettiği “Millet Meseleler Üzerine Beş Kitap Dizisi” gibi 402 kitap ve 100 milyondan fazla kelimelik programlar (Sui et al., 2020) — bu tür eserlerin tarihyazımından çok ideolojik devlet inşasının parçası olduğunu gösterir. Bu yapı içinde “tarihin ve halkın sınaması” kavramı içeriğini yitirir: eleştirel hakemlik ve alternatif yorum imkânı olmayan bir çerçevede üretilen eser, kendi sınavını kendisi hazırlamış demektir.
B. “Tarihsel Nihilizm” Karşıtlığı: Damgalama mı, Eleştiri mi?
Metin, eserlerin “Xinjiang tarihini çarpıtan, uyduran ve tahrif eden çeşitli tarihsel nihilizm söylemlerini sert biçimde çürüttüğünü” ve “tek bir milletin tarihini, tek bir dinin gelişimini tek yanlı büyüten anlatılardan kaçındığını” ileri sürer. “Tarihsel nihilizm” etiketi, akademik literatürde kesin sınırları olan bir kavram değildir; işlevi, resmî anlatıyla çelişen yorumları kanıt tartışmasının dışına taşıyarak meşruiyetten düşürmektir. Bir bilim alanında rakip tezler arasındaki çatışmanın “zararlı söylem” kategorisine taşınması, eleştirinin epistemik değerini ortadan kaldırır; oysa tarihyazımı, rakip yorumların kanıt ve yöntem temelinde çarpıştığı bir alan olarak var olur. “Tek millet” ve “tek din” ifadelerinin hedefi de metinde belirsizdir: bu formülün, bölgenin demografik ve kültürel çoğunluğunu oluşturan Uygur-Türk ve İslami anlatılara işaret ettiği açıktır, ancak hangi somut çalışmaların “tek yanlı” sayıldığı tanımlanmamıştır.
Tarihyazımı geleneğinin kendisinin ideolojik yüklü olduğu filolojik düzeyde belgelenmiştir: Wright’ın çözümlemesine göre, Song dönemi Neokonfüçyüsçü bilgini Ouyang Xiu’nun derlediği Xin Tangshu, Türklere ve diğer göçebe halklara karşı “keskin bir anti-göçebe söylem” içerir ve Türklerle ilgili tarihsel anlatısı “oldukça şüphelidir” (Wright, 2002). Skrypnik’in Jiu Tangshu üzerindeki çalışması da Çin standart tarihlerinin Türkleri hem siyasal-idari hem de ideolojik temalar içinde — Cennetin Mandası merkezli evrenselci bir dünya görüşü çerçevesinde — anlattığını gösterir (Skrypnik, 2025). Bu durumda “kayıtları olduğu gibi aktarma, tezleri tarihten çıkarma” (据实录事、论从史出) geleneğine yapılan vurgu ile yazım sürecine propaganda kadrolarının katılması arasındaki gerilim açığa çıkar: tez, tarihten değil, önceden belirlenmiş yönelimden çıkmaktadır. “Tarihten çıkan tez” ile “yönelimin tarihe uygulanması” arasındaki farkı ayırt edecek yöntemsel gösterge, yazar kadrosunun bileşimi ve denetim mekanizmalarının varlığıdır — ve her ikisi de bu eserde resmî söylemin tarafındadır.
C. Yöntem, Kaynak ve Doğrulama İddiaları
Metin, “her cümlenin, her sözcüğün kaynağının bulunduğunu” ve “her olayın tek tek doğrulandığını” belirtir. Doğrulama iddiası, doğrulamanın yapıldığı kaynak evreni sorusunu gündeme getirir: hangi dillerdeki kaynakların geçerli sayıldığı — özellikle Uygurca, Çağatayca ve İslami kaynak geleneğinin ne ölçüde dâhil edildiği — metinde belirtilmemiştir. Seçilmiş bir kaynak evreni içinde yapılan doğrulama, bilimsel doğrulama değil, anlatının iç tutarlılık denetimidir. İki yılı aşkın bir süre ve yüzden fazla toplantı, “antik çağdan günümüze” (贯通古今) uzanan bir genel tarih için arşiv çalışmasının derinliği konusunda haklı bir şüphe doğurur; zamansal kısıt, kaçınılmaz olarak kaynak seçiminde tavizlere yol açar. Eserin “ülkenin antik çağdan günümüze uzanan ilk kapsamlı Xinjiang genel tarihi” olduğu iddiası da sınanmalıdır: 1949 öncesi ve sonrası hem Çin’de hem Batı’da hem Uygur geleneğinde üretilmiş Doğu Türkistan tarihi çalışmaları — Batı Bölgeleri’nin tarihsel sınırına ilişkin incelemeler (Shou-xin, 2004), Tang dönemi Duhufu sistemi üzerine çalışmalar (Yong-lun, 2011) ve Doğu Türkitan’ın tarihsel gelişimine dair daha önceki araştırmalar (Zreık, 2022) — bu “ilk”lik karşılaştırmasında neden görünmemektedir?
“Hikâyelerle tarih anlatma” (讲故事的方式讲历史) yönteminin seçimi ise tartışmalı konuların daha baştan uzlaşılmış gibi görünmesini sağlayan retorik bir stratejidir: hikâye, çoğul yorumu tek bir doğruya indirger ve karmaşık kaynak tartışmalarını anlatının akışında eritir. Zhang Qian’dan sınır taşına “中国” sözcüğünü kazıyan Bu Rumahan Maoleduo’ya uzanan iki bin yıllık zincir, “vatan sevgisi” kavramıyla köprülenerek çağdaş millî değerlerin tarihe geriye dönük yansıtılmasını meşrulaştırır. “Akademinin ortak kabulü” iddiası da aynı sorunu taşır: resmî kurumların kendi ürettiği esere ilişkin “ortak kabul” beyanı, bağımsız hakemlik sürecinden geçmiş bilimsel mutabakat kavramıyla karşılaştırılamaz; burada kabulü ilan eden topluluk, eserin kendisinin üretildiği kurumsal yapının ta kendisidir.
D. Etnisite, Kimlik ve “Ortak Topluluk” Çerçevesi
Metnin temel tezi — “Xinjiang kadim çağlardan beri Çin’in ayrılmaz parçasıdır” — modern ulus-devlet kategorilerinin (vatan, sınır, toprak bütünlüğü) antik dönemlere yansıtılmasının anakronizm sorununu taşır. Atwood, bu anlatının “yaklaşık mevcut sınırları içinde iki bin yıllık bir birlik tarihine sahip Çin” varsayımına dayandığını ve bunun “eşit derecede savunulamaz uydurma bir tarih” gerektirdiğini belirtir (Atwood, 2017); Millward ise hanedan periyodizasyonu, haraç sistemi ve Sinicization kavramlarının birlikte “tarihyazımında çeşitliliği silme ve sömürgeciliği örtmeceyle ifade etme” işlevi gördüğünü ortaya koyar (Millward, 2024). Van Ess’in tespiti, bu tür eserlerin işlevini özetler: hükûmet, tarihi “çok etnikli nüfus arasında Çin’in geçmişine dair olumlu bir imaj yaratmanın aracı” olarak kullanmaktadır (Ess, 2021); Rawski de “ulusal tarih”in modern ulus-devletin ürünü olduğunu ve çağdaş devletler arası antik krallık sahipliği anlaşmazlıklarının bu ulusal tarihin sonuçları olduğunu gösterir (Rawski, 2012).
“Kan bağıyla bağlı” (血脉相连) ifadesi biyolojik bir akrabalık iddiası mı yoksa mecazi bir birlik söylemi mi dile getirdiği belirsizdir; bu belirsizlik, etnisite teorisi açısından sorunludur — özellikle de Çin akademisinin minzu kavramını çevreleyen tartışmalar hatırlandığında: Ma Rong’un resmî söylemin etnik ayrımları vurgulayarak pekiştirdiği eleştirisi (Ma, 2017) ve “ikinci nesil etnik politika” tartışması (Elliott, 2014), kavramın içeriden dahi müzakereye açık olduğunu gösterir. “Temas, iletişim, kaynaşma” (交往交流交融) üçlüsü ise asimilasyonu tarif etmenin örtmeceli biçimi olarak okunabilir: bir arada yaşamanın belgelenmesi ile kimliklerin eritilmesinin teşvik edilmesi arasındaki sınır, bu söylemde muğlaklaşır. Bu söylem yapısının eğitim alanındaki karşılığı belgelenmiştir: “etnik kültürel ve dilsel çeşitlilik” ile “Han egemenliğindeki birlik” söylemlerinin iç içe geçmesi bir hegemonya biçimi olarak işler (Yang & Tsung, 2015); tarih ders kitaplarında çok etnikli kapsayıcılık iddiası ile Han milliyetçiliğinin güçlenmesi bir arada ilerler (Yan & Vickers, 2023). “Çok etniklilik” söylemi bu bağlamda çeşitliliğin gerçek bir temsili olmaktan çok, farklılığı tek bir ulusal beden içinde denetlemenin formülü olarak işler: Leibold ve Chen’in çözümlemesinde Han, “çok etnikli mozaiğin pıhtılaştırıcı çekirdeği” ve ötekileri kendine “kaynaştıran kartopu” olarak kurgulanır (Leibold & Chen, 2024). Yazarlar arasında Uygur isimlerinin yer alması da bu bağlamda değerlendirilmelidir: Han Çinlileri dışındaki millet üyelerinin resmî tarihyazımına katılımı, topluluğun kendi tarihi üzerindeki söz hakkının kanıtı olabileceği gibi, devlet anlatısına topluluk içi onay görüntüsü kazandırmanın aracı da olabilir. Tobin’in Ürümçi’deki saha çalışması, söylemin toplumsal karşılığının uyumsuzluk olduğunu gösterir: Uygurlar “etnik birlik” anlatısını propaganda olarak değerlendirmekte ve kimliklerini Çin ulusu/Zhonghua minzu’nun dışına konumlandırmaktadır (Tobin, 2020).
E. Din Politikası ve “İslam’ın Çinlileştirilmesi”
Din tarihi cildinin ana ekseni olarak ilan edilen “dinlerin Çinlileştirilmesi yönü” (宗教中国化), din tarihyazımının siyasal hedefe göre düzenlendiğinin açık beyanıdır. Bir dinin yerel kültürle ilişkisinin devlet tarafından yönlendirilmesi ile kendiliğinden yerelleşmesi arasındaki fark, bu çerçevede silinir. Mahmut’un çalışması, devletin dinî bilgi ve eğitimi kontrol altına almasının ulusal bütünleşme söyleminin parçası olduğunu belgeler; bu düzenekte “Çinlileştirme”, dinî kimliğin devlet çerçevesine uyumunun adıdır (Mahmut, 2019). Metnin Doğu Türkistan’ın çok dinli tarihini (祆教 → Zerdüştlük, 佛教 → Budizm, 道教 → Taoizm, 摩尼教 → Maniheizm, 景教 → Nesturi Hristiyanlığı, 伊斯兰教 → İslam, 基督教 → Hristiyanlık, 天主教 → Katoliklik) bir “kültürel zenginlik” olarak sunması ile güncel dinî uygulamaların kısıtlandığına dair hiçbir gönderme içermemesi arasındaki uçurum, tarihsel “hoşgörü” anlatısının bugünkü uygulamalardan bağımsız kurulamayacağını gösterir: geçmişe atfedilen çoğulculuk, bugünün politikasını açıklamak yerine örtmektedir. “Bir veya iki dinin ağırlıkta olduğu çoklu varoluş” (一教或两教为主、多教并存) formülü ise İslam’ın bölgedeki tarihsel ve demografik belirleyiciliğini küçümseyen bir çerçevelemedir; İslam’ın devletle çatıştığı dönemlerin (örneğin 19. yüzyıl isyanlarının) bu anlatıda nasıl yer aldığı sorusu, metnin tamamen sessiz kaldığı noktalardan biridir.
F. Anakronizm ve Tarihsel Süreklilik Kurgusu
Eserin anlatısal kurgusu “dünün Xinjiang’ı”ndan “bugünün Xinjiang’ı”na doğru teleolojik bir yükseliş çizer. Teleoloji, tarihyazımında çelişkileri, kırılmaları ve alternatif olasılıkları gizleyen en güçlü anlatı aygıtıdır: her şey bugüne doğru kaçınılmaz bir akış içinde göründüğünde, “kazanan” anlatının dışındaki tarihsel olasılıklar görünmez olur. “Kadim çağlardan beri ayrılmaz parça” tezini desteklemek için kullanılan örnekler kronolojik olarak yüzlerce yıl ayrık olduğunda, süreklilik ancak boşlukların örtülmesiyle kurulabilir. “Tarih yazmak, klasikler kurmak” (修史立典) geleneğinin “Çin ulusunun binlerce yıllık geleneği” olarak sunulması da aynı anakronizmi taşır: imparatorluk hanedanlıklarının resmî tarihleri ile bugünün çok etnikli ulus-devletinin tarihyazımı arasındaki fark — Rawski’nin gösterdiği gibi, “ulusal tarih”in modern bir ürün olması (Rawski, 2012) — bu kurguda ortadan kalkar. Antik topluluklar ile bugünkü milletler arasında kurulan süreklilik iddiaları ise kanıt düzeyleri ayrıştırılmadan kullanılır; oysa Lee ve Kuang’ın Çin kaynakları ile Y-DNA verilerini karşılaştıran analizi, erken ve ortaçağ Türk halklarının heterojen nüfuslardan oluştuğunu ve tek bir homojen topluluğun göçünden çok bir dil yayılımının ürünü olduklarını gösterir — yani “süreklilik” dilsel, genetik ve kültürel düzlemlerde aynı kanıt gücüne sahip değildir (Lee & Kuang, 2017).
G. Sessizlikler ve Görünmezleştirilen Dönemler
Bir genel tarih “günümüze kadar” uzandığını iddia ederken son on yıla ilişkin hiçbir şey söylememesi, bir ihmal değil, anlatının kurulmuş “kaynaşma” çerçevesiyle uyumsuzluğunun bir sonucudur. Oysa bu dönemin belgelenmiş pratikleri çerçevenin söylediğinin tersini gösterir: 2017’den beri “çoğunluk nüfusa tam asimilasyon hedefiyle” yürütülen gözaltı kampanyası (Finnegan, 2020; Petri, 2019); yatılı okulların %76,9 artması ve 2022 itibarıyla Uygurcanın eğitim sisteminde “neredeyse hiçbir ayrıcalıklı alanının kalmaması” (Anderson, 2022); 1985’ten beri uygulanan çocukları ailelerinden koparan yerinden edilmiş eğitim sistemi (Leibold & Grose, 2019) ve “rejim sadakati ve kültürel uyum üretmek” için örgütlenen sömürge tarzı yatılı okullar (Leibold & Dorjee, 2023); 2009–2023 arasında yaklaşık 630 köy adının ideolojik içerikli Çince adlarla değiştirilmesi (Eruygur, 2024); 2017 planıyla Mandarin eğitiminin anaokulundan ortaokula zorunlu kılınması (Yang et al., 2025) ve BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin “uygulamada Mandarin’in birçok okulda tek öğretim dili olduğu” endişesi (Linguistic Human Rights in Education?, 2013); Uygurcanın yazılı ve medya dilinde “Çinceden çeviri” konumuna düşmesi (Baranovitch, 2023). Metnin anlattığı “tarihsel çoğulculuk” ile Xinjiang’daki Han nüfus oranının 1953’te %7’den 2010’da %40’a yükselmesi arasındaki ilişki (Zhang et al., 2018) de anlatıda yoktur. Metnin hiç değinmediği Uygurca tarihyazımı geleneği ve 20. yüzyıl Uygur millî hareketleri ise, bir bölgenin tarihinin o bölge halkının kendi dillerindeki kaynaklarına atıf yapılmadan yazılmasının metodolojik sakıncasını somutlaştırır. “Kültürle besleme yada sulama” (文化润疆) metaforu da aynı düzeneğin parçasıdır: kültür, “sulanacak” pasif bir nesne olarak kurgulanmakta; yerel kültürlerin devlet tarafından yeniden biçimlendirilmesi, “besleme” ve “sulama” söylemiyle meşrulaştırılmaktadır. Eserlerin birincil işlevinin ” uzun vadeli yönetim ve istikrar” (长治久安) için “manevi besin” sağlamak olarak tanımlanması ise bu konumlandırmayı doğrular: kendini öncelikle yönetim aracı olarak tanımlayan bir tarih eseri, bilimsel amaçlarını ikincilleştirmiş demektir.
H. Alımlama, Adlandırma ve Söylem
Kitabın başlığı — Çin’in Sincan Bölgesi Tarih/中国新疆地区历史 — bölgenin adının önüne “Çin’in” aidiyet sıfatını ekler; bir tarih kitabının başlığındaki bu adlandırma, toprak üzerindeki siyasal iddiayı başlık düzeyinde içselleştirir ve alternatif adlandırmaları daha baştan dışlar. Eserin başkentte tanıtılması ve uzman kadrosunun ülke çapından toplanması, bu tarihyazımının bölgeye ilişkin değil, merkeze ilişkin bir inşa olduğunu gösterir: tarihi kimin yazdığı ile kimin için yazdığı arasındaki ilişki, tanıtımın mekânında bile okunur. Bu Rumahan Maoleduo örneği ise “örnek azınlık” figürlerinin temsil rejimini özetler: bir Uygur kadınının Çin devletine sadakatini taşa kazıyarak kanıtlaması, Uygurların devlete sadakatle ölçüldüğü bir görünürlük düzeninin parçasıdır. Bu temsil rejimi, devlet medyasının Uygur imgesini Çin ulusal imgesiyle bilinçli biçimde hizalama pratiğiyle uyumludur (Zhou & Zheng, 2023); beyaz kitapların Han dışı milliyetlerin topraklarını “kadim çağlardan beri Çin imparatorluğunun parçası olan bölgeler” olarak sunması (Ставров, 2022) ise aynı söylemin resmî belge düzeyindeki karşılığıdır. Son olarak, metnin “tarihsel nihilizm” karşıtlığı, “tezleri tarihten çıkarma” vurgusu ve “bilimsel açıklama” (科学阐释) iddiasını bir arada kullanması, bilimsel dil ile ideolojik dilin iç içe geçtiğini gösterir; bu iç içe geçme, okuyucunun eleştirel mesafesini zayıflatır, çünkü ideolojik önermeler bilimsel otorite kılıfıyla sunulur.
Sonuç: Bilimsellik Hangi Koşullarda Mümkün?
” Sincan’ın İki Tarihi/新疆两史”nin bilimsel olarak değerlendirilebilmesi için gereken koşullar bellidir: yazar kadrosunun propaganda görevlilerinden arındırılması; kaynak evreninin bölge halklarının kendi dillerindeki arşivleri de kapsayacak biçimde tanımlanması; “yönelim”in değil bulguların belirleyici olması; eleştirel hakemliğin bağımsız bir bilim topluluğunca yürütülmesi; tartışmalı dönemlerin — 2017 sonrası dâhil — sessizlikle değil kanıtla ele alınması. Bu koşulların hiçbirinin mevcut olmaması, eserlerin bilimsellik iddiasını zayıflatmakla kalmaz; onları 1949 sonrası Çin’in etnik bilgi üretiminin kurumsal geleneğinin en güncel halkası olan ideolojik devlet inşasından ayırt edilemez kılar: Çin devleti, bu eserlerde tarihsel bilgiyi üretmekle kalmaz, onun hangi kaynaklardan, hangi dillerden, hangi sorularla ve hangi sonuçlarla üretileceğini de belirler. Bir tarih eserinin birincil amacının “uzun vadeli yönetim ve istikrar” için “manevi besin” sağlamak olduğunun açıkça beyan edilmesi, bu konumlandırmayı doğrular. Sonuç olarak ” Sincan’ın İki Tarihi/新疆两史”, tarihsel bilginin üretiminin devlet iktidarından bağımsızlaştığı yerde değil, devlet iktidarına hizmet ettiği yerde konumlanmıştır; onun eleştirel okuması, bu konumlanmanın görünür kılınmasıdır. Tarihin kimin için yazıldığı sorusu, bu eserler özelinde açık bir yanıta sahiptir: tarih, onu yazan devlet için — ve yalnızca onun anlatısını doğrulayan biçimde — yazılmıştır.
Dipnot
1..千淘万漉始到金——记“新疆两史”编纂工作, https://www.ts.cn/xwzx/szxw/202609/t20260904_36223186.shtml
Kaynakça
1. Anderson, E. (2022). Coerced Kinship: The Pomegranate Flower Plan and the Forced Assimilation of Uyghur Children.
2. Atwood, C. P. (2017). THE UYGHURS FROM MODULAR COMMUNITY TO PARTISAN NATION. https://doi.org/10.1017/jch.2016.37
3. Baranovitch, N. (2023). ‘Farewell, My Uyghur Language’: Linguistic anxiety and resistance in Uyghur poetry and songs, 1990s–2010s. Modern Asian Studies, 57(6), 2022–2066. https://doi.org/10.1017/s0026749x23000185
4. Elliott, M. (2014). The Case of the Missing Indigene: Debate Over a “Second-Generation” Ethnic Policy. The China Journal, 73, 186–213. https://doi.org/10.1086/679274
5. Eruygur, A. (2024). Doğu Türkistan’daki Köy Adlarının Değiştirilmesinin Toplumdilbilim Açısından İncelenmesi. Dil Araştırmaları, 18(35), 221–241. https://doi.org/10.54316/dilarastirmalari.1507981
6. Ess, H. van. (2021). Chinese National History. https://doi.org/10.4324/9781003056119-18
7. Finnegan, C. (2020). The Uyghur Minority in China: A Case Study of Cultural Genocide, Minority Rights and the Insufficiency of the International Legal Framework in Preventing State-Imposed Extinction. Laws, 9(1), 1. https://doi.org/10.3390/laws9010001
8. Golod, V. (2025). The Dual Dimensions of Chinese Nationalism: Civilizational Rhetoric and the Practice of Control. Journal of Cultural and Religious Studies, 13(11), 632. https://doi.org/10.17265/2328-2177/2025.11.003
9. Kang, M., & Yeo, Y.-J. (2024). The “Firm Establishment( Zhulao)” of a Sense of the Chinese National Community : Rhetorical and Substantive Characteristics of Ethnic Minority Policies in the Xi Jinping Era. The Journal of Asiatic Studies, 67(4), 245–272. https://doi.org/10.31930/jas.2024.12.67.4.245
10. Lee, J., & Kuang, S. (2017). A Comparative Analysis of Chinese Historical Sources and y-dna Studies with Regard to the Early and Medieval Turkic Peoples. https://doi.org/10.1163/22105018-12340089
11. Leibold, J., & Chen, Y.-W. (2024). Han-Centrism and Multiethnic Nation-Building in China and Taiwan: A Comparative Study since 1911. https://doi.org/10.1017/nps.2024.86
12. Leibold, J., & Dorjee, T. (2023). Learning to be Chinese: colonial-style boarding schools on the Tibetan plateau. Comparative Education, 60(1), 118–137. https://doi.org/10.1080/03050068.2023.2250969
13. Leibold, J., & Grose, T. (2019). Cultural and Political Disciplining inside China’s Dislocated Minority Schooling System. Asian Studies Review, 43(1), 16–35. https://doi.org/10.1080/10357823.2018.1548571
14. Linguistic Human Rights in Education? (2013). https://doi.org/10.4324/9781410605191-16
15. Ma, R. (2017). Reconstructing “nation” (minzu) discourses in China. International Journal of Anthropology and Ethnology, 1(1). https://doi.org/10.1186/s41257-017-0003-x
16. Mahmut, D. (2019). Controlling Religious Knowledge and Education for Countering Religious Extremism – Case study of the Uyghur Muslims in China. FIRE Forum for International Research in Education, 5(1), 22–43. https://doi.org/10.32865/fire201951142
17. Millward, J. A. (2024). How ‘Chinese Dynasties’ Periodization Works with the ‘Tribute System’ and ‘Sinicization’ to Erase Diversity and Euphemize Colonialism in Historiography of China. https://doi.org/10.1017/s0018246x2300050x
18. Petri, R. J. (2019). The Death of a Culture – A Critical Analysis of the Concept of Cultural Genocide in International Law. https://lup.lub.lu.se/student-papers/record/8999721/file/9003465.pdf
19. Rawski, E. S. (2012). Beyond National History: Seeking the Ethnic in China’s History. 5, 45–62. https://www.eacrh.net/ojs/index.php/crossroads/article/view/26
20. Shou-xin, G. (2004). A Historical Review on the Geographical Boundary of the Western Region. Shinjang Dashösi Ilmiy Jurnili. http://en.cnki.com.cn/Article_en/CJFDTOTAL-XJDB200401018.htm
21. Skrypnik, E. S. (2025). History of the Turkic People (tujue) in 630–682 according to the Old Book of Tang (Jiu Tang shu) Normative History. Problems of Archaeology Ethnography Anthropology of Siberia and Neighboring Territories, 31, 873–877. https://doi.org/10.17746/2658-6193.2025.31.0873-0877
22. Sui, Q., Li, Z., Sun, S., Shi-qiang, L., & Chen, D. (2020). Chinese practices of The Initiative on Promoting Inter-ethnic Unity and Common Progress. International Journal of Anthropology and Ethnology, 4(1). https://doi.org/10.1186/s41257-020-0028-4
23. Tobin, D. (2020). Han and Uyghur Narratives on Ethnic and National Identity. https://doi.org/10.1017/9781108770408.007
24. Wang, Y. (2025). The historical perspective of the Chinese Nation: An analytical framework grounded in the critique of exogenous historiographies. https://doi.org/10.1186/s41257-025-00140-y
25. Wright, D. (2002). The Screed of a Humbled Empire: TheXinTangshu’s Prolegomena on the Türks. Acta Orientalia, 55(4), 379–389. https://doi.org/10.1556/aorient.55.2002.4.8
26. Yan, F., & Vickers, E. (2023). Balancing unity and diversity? Shifting state policies and the curricular portrayal of China’s minority nationalities. Comparative Education, 60(1), 39–58. https://doi.org/10.1080/03050068.2023.2213139
27. Yang, B., & Tsung, L. (2015). The discourse of unity in diversity in Contemporary China. In Studies in Chinese language and discourse (pp. 201–220). John Benjamins Publishing Company. https://doi.org/10.1075/scld.4.12yan
28. Yang, L., Liu, Y., & Zhuang, Z. (2025). Chinese ethnic minorities and learner identity in non-autonomous schools: a systematic review. https://doi.org/10.3389/feduc.2025.1529927
29. Yong-lun, Z. (2011). On the Duhufu System of the Tang Dynasty in the Western Region. Journal of Kaili University. http://en.cnki.com.cn/Article_en/CJFDTOTAL-QDNS201102012.htm
30. Zhang, X., Brown, M. S., & O’Brien, D. (2018). “No CCP, No New China”: Pastoral Power in Official Narratives in China. The China Quarterly, 235, 784–803. https://doi.org/10.1017/s0305741018000954
31. Zhou, X., & Zheng, J. (2023). The Construction of Muslim Minorities Image and the Communication of National Image through Media Discourse – A Case Study of China CGTNs Documentary on Xinjiang Uyghurs. SHS Web of Conferences, 159, 2020. https://doi.org/10.1051/shsconf/202315902020
32. Zreık, M. (2022). Historical Developments of China’s Xinjiang Province or Western Region. Indikator Jurnal Ilmiah Manajemen Dan Bisnis, 6(2), 54. https://doi.org/10.22441/indikator.v6i2.15069
33. Ставров, И. В. (2022). “We are One People”: White Papers as a Tool to Promote National Unity in the PRC. Russian and Chinese Studies, 6(4), 231–240. https://doi.org/10.17150/2587-7445.2022.6(4).231-240
