1. Haberler
  2. Türk Dünyası
  3. ABD-Çin hattında Gülşen Abbas dosyası: Uygur doktorun serbest bırakılması için Washington’a çağrı

ABD-Çin hattında Gülşen Abbas dosyası: Uygur doktorun serbest bırakılması için Washington’a çağrı

ABD merkezli Hudson Institute, Çin’de yaklaşık sekiz yıldır tutuklu bulunan Uygur doktor Gülşen Abbas’ın serbest bırakılmasını Trump yönetiminin Çin politikasında öncelikli konulardan biri haline getirmesi çağrısında bulundu. Enstitünün kıdemli araştırmacısı Olivia Enos, Abbas dosyasının yalnızca bir insan hakları meselesi olmadığını; ifade özgürlüğü, sınır aşan baskı, zorla çalıştırma ve ABD vatandaşlarının korunması açısından da Washington için önemli bir sınav olduğunu söyledi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
AI Özet, NİDAİ’ın yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu.
Hudson Institute, 20 Ağustos 2026 tarihli raporunda Çin’de hapsedilen Uygur doktor Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması için ABD Başkanı Donald Trump’a diplomatik ağırlığını koyması çağrısında bulundu. 2018 yılından beri tutuklu olan ve terör suçlamasıyla 20 yıl hapse mahkum edilen…

ABD merkezli düşünce kuruluşu Hudson Institute, Uygur doktor Gülşen Abbas’ın Çin’deki tutukluluğunu konu alan yeni bir rapor yayımladı. 20 Ağustos 2026 tarihli raporda, Abbas’ın serbest bırakılması için ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yürüttüğü diplomatik temasları kullanması gerektiği söylendi.

Hudson Institute kıdemli araştırmacısı Olivia Enos tarafından kaleme alınan raporun başlığı, “ABD’nin kararlılığı için bir test: Uygur doktor Gülşen Abbas’ın serbest bırakılmasının sağlanması” olarak belirlendi. Raporda Abbas’ın dosyası, Washington’ın Çin karşısında insan hakları ve siyasi tutuklular konusunda ne ölçüde sonuç alabileceğinin göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Gülşen Abbas kimdir?

İlgili Haber
thumbnail
ABD Kongresi’nden Çin’e Gülşen Abbas Mesajı: Serbest Bırakılması İçin Oybirliğiyle Çağrı
Haberi görüntüle

64 yaşındaki Gülşen Abbas, Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de yaşayan emekli bir doktordu. Hudson Institute’un aktardığına göre Abbas, Eylül 2018’de herhangi bir siyasi aktivizm geçmişi olmamasına rağmen ortadan kayboldu. Bu gelişme, kız kardeşi Ruşen Abbas’ın Washington’da Uygurların durumuna ilişkin yaptığı açıklamalardan yalnızca birkaç gün sonra yaşandı.

Ruşen Abbas, ABD’de Uygur hakları konusunda faaliyet gösteren bir aktivist. Kardeşinin tutuklanmasının kendi siyasi faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu uzun süredir söylüyor.

ABD Kongresi kayıtlarında da Gülşen Abbas’ın 11 Eylül 2018’de Doğu Türkistan’da gözaltına alındığı ve kız kardeşinin Uygur insan hakları konusundaki faaliyetlerine misilleme olarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ifade ediliyor.

Çin makamları ise Abbas’ı terörle bağlantılı suçlamalar kapsamında mahkûm ettiğini iddia ediyor. Hudson Institute raporunda, Abbas’ın sözde “terör örgütüne katılmak”, “terör faaliyetlerine yardım etmek” ve “toplumsal düzeni bozmak amacıyla kalabalık toplamak” suçlamalarıyla 20 yıl hapse mahkûm edildiği belirtiliyor.

ABD kaynakları: Tutukluluk keyfi

Gülşen Abbas’ın durumuyla ilgili yalnızca siyasi açıklamalar değil, ABD hükümetinin insan hakları raporlarında da değerlendirmeler bulunuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Çin’e ilişkin insan hakları raporunda, BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu’nun Gülşen Abbas’ın yanı sıra Uygur isimler Kurban Mamut ve Ekpar Asat’ın özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını keyfi olarak değerlendirdiği aktarılıyor. Raporda ayrıca Doğu Türkistan’da geniş çaplı keyfi gözaltılar ve ailelerin birbirinden ayrılması konusunda BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin tespitlerine yer veriliyor.

İlgili Haber
thumbnail
Kanada Senatosu’ndan Dr. Gülşen Abbas İçin Acil Serbest Bırakma Çağrısı
Haberi görüntüle

ABD Kongresi’nde de Abbas’ın serbest bırakılması yönünde çağrılar gündeme gelmiş durumda. 2025-2026 Kongre dönemindeki Uyghur Policy Act of 2025 metninde, Çin hükümetine Doğu Türkistan’daki etnik, kültürel, dini veya siyasi kimlikleri nedeniyle tutuklanan kişilerin serbest bırakılması çağrılırken Gülşen Abbas da isim verilerek sıralandı.

Dosyanın merkezinde “sınır aşan baskı” var

Hudson Institute raporunun temel argümanlarından biri, Abbas’ın tutuklanmasının Çin yönetiminin ülke dışındaki Uygur aktivistlere yönelik “transnational repression”, yani sınır aşan baskı politikalarının bir örneği olduğu yönünde.

Rapora göre Gülşen Abbas’ın tutuklanması, kız kardeşi Ruşen Abbas’ın ABD’de Çin yönetiminin Uygurlara yönelik politikalarını eleştirmesinin hemen ardından gerçekleşti. Bu nedenle Hudson Institute, Abbas dosyasını yalnızca Çin’deki bir siyasi tutukluluk vakası değil, ABD topraklarında ifade özgürlüğünü kullanan bir kişinin ailesinin Çin’de baskı altına alınması olarak değerlendiriyor.

ABD Senatosu da Çin’in sınır aşan baskı faaliyetlerini ayrı bir politika başlığı olarak ele almış durumda. Senato kayıtlarında Çin yönetiminin ABD’de yaşayan muhalifleri, insan hakları savunucularını ve etnik-dini toplulukları hedef alan baskı faaliyetlerinin yanı sıra, Çin’de kalan aile üyelerine yönelik gözaltı, tehdit ve tacizleri de bu politikanın parçası olarak tanımlanıyor.

İlgili Haber
thumbnail
ABD’de Sembol Davet: Dr. Gülşen Abbas’ın Kızı Birlik Konuşması’na Katılıyor
Haberi görüntüle

Abbas’ın 24 ABD vatandaşı aile üyesi bulunuyor

Hudson Institute’a göre Gülşen Abbas’ın ABD vatandaşı 24 aile üyesi bulunuyor. Bunlar arasında kardeşleri, kızları ve torunları yer alıyor.

Enstitü, bu nedenle Abbas’ın tutukluluğunun doğrudan Amerikan vatandaşlarını etkilediğini söyleniyor. Raporda, Abbas’ın bazı torunlarının büyükanneleriyle hiç fiziksel olarak bir araya gelemediğine dikkat çekiliyor.

Bu durum Washington açısından dosyaya farklı bir boyut kazandırıyor. Hudson Institute, ABD hükümetinin yurtdışında tutuklanan veya haksız yere gözaltına alınan kişilerin durumunda Amerikan vatandaşlarının aile bağlarını önemli bir diplomatik unsur olarak değerlendirdiğini hatırlatıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da daha önce Senato’daki değerlendirmelerinde Gülşen Abbas dosyasına değinmişti. Rubio, dışişleri bakanlığına adaylığı sırasında Abbas’ın Çin tarafından kız kardeşinin ABD’deki Uygur hakları savunuculuğu nedeniyle haksız şekilde gözaltında tutulduğunu belirterek, Çin’in Amerikalıları susturmak amacıyla sınır aşan baskı yöntemlerine karşı koyacağını ifade etmişti.

Sağlık durumu da endişe kaynağı

Gülşen Abbas’ın yaklaşık sekiz yıldır cezaevinde tutulması, sağlık durumuyla ilgili kaygıları da artırıyor.

Hudson Institute raporunda Abbas’ın yüksek tansiyon, ciddi osteoporoz ve düzenli takip gerektiren bir göz rahatsızlığı bulunduğu aktarılıyor. Göz hastalığının düzenli olarak izlenmemesi halinde kalıcı görme kaybına yol açabileceği belirtiliyor.

İlgili Haber
thumbnail
ABD’li milletvekillerinden Şi Cinping görüşmesi öncesi Trump’a Gülşen Abbas çağrısı
Haberi görüntüle

Enstitüye göre Abbas, 20 yıllık cezasının yaklaşık yarısını tamamlamış durumda. Raporda yaşı ve sağlık sorunları nedeniyle Çin yönetiminin Abbas’ı insani gerekçelerle serbest bırakabileceği söyleniyor.

Washington için yeni diplomatik fırsat

Hudson Institute’un raporundaki en dikkat çekici önerilerden biri, Gülşen Abbas dosyasının Trump ile Şi arasındaki diplomatik görüşmelerin doğrudan gündemine alınması.

Rapora göre ABD yönetimi, Çin liderinin Washington ziyareti gibi önemli diplomatik temasları siyasi tutukluların serbest bırakılması konusunda kaldıraç olarak kullanmalı. Enos, Abbas’ın yanı sıra Çin’de tutuklu bulunan başka yüksek öncelikli siyasi mahkûmların da serbest bırakılması için Pekin üzerinde baskı kurulmasını öneriyor.

Bu yaklaşımın arkasındaki fikir, insan hakları taleplerinin ABD-Çin ilişkilerindeki ekonomik ve stratejik müzakerelerden ayrı tutulmaması.

Hudson Institute, ABD’nin Çin ile ekonomik ilişkilerde belirli avantajlara sahip olduğunu ve Washington’ın bu avantajı siyasi tutukluların serbest bırakılması konusunda kullanabileceğini savunuyor.

“Ezra Jin örneği yeni bir fırsat oluşturuyor ”

Raporda Çin’de tutuklu bulunan Hristiyan din adamı Ezra Jin Mingri’nin Temmuz 2026’da serbest bırakılarak ABD’ye ulaşması da önemli bir emsal olarak gösteriliyor.

Hudson Institute, Trump yönetiminin Jin’in serbest bırakılmasını sağlamasını, Çin’in siyasi tutuklular konusunda diplomatik baskı sonucunda adım atabileceğini gösteren bir örnek olarak değerlendiriyor. Enstitüye göre bu gelişme, Gülşen Abbas ve diğer siyasi mahkûmların serbest bırakılması için Washington’ın elini güçlendirebilir.

Raporda, Abbas’ın yanı sıra Çin’de tutuklu bulunan bazı Zion Church mensupları ile Hong Konglu demokrasi aktivisti Jimmy Lai’nin de ABD tarafından öncelikli dosyalar arasında ele alınması öneriliyor.

ABD Kongresi de Abbas’ın serbest bırakılmasını istiyor

Gülşen Abbas dosyası 2026’da ABD Kongresi’nin gündeminde de yer aldı.

Hudson Institute, Mayıs 2026’da Kongre’de Abbas’ın serbest bırakılmasını öncelikli siyasi tutuklular arasında değerlendiren iki partili ve iki kanatlı bir girişim bulunduğunu aktarıyor. Raporda Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da Abbas’ın kızı Ziba Murat’ı 2026’daki Birliğin Durumu konuşmasına özel konuk olarak davet ettiği belirtiliyor.

Kongre’deki daha geniş Uygur politikası çerçevesinde de Gülşen Abbas’ın adı açık biçimde yer alıyor. Senato’daki Uyghur Policy Act metni, Abbas’ın 2018’de gözaltına alınmasını ve 20 yıllık hapis cezasını Uygur insan hakları savunuculuğuyla bağlantılı bir vaka olarak tanımlıyor.

Hudson Institute’tan dikkat çeken öneri: Siyasi Mahkûmlar Savunma Ofisi

Olivia Enos’un raporu yalnızca Gülşen Abbas’ın serbest bırakılmasını istemekle sınırlı değil. Washington’ın dünya genelindeki siyasi mahkûmlar için daha sistematik bir mekanizma oluşturması da öneriliyor.

Bunun için Office of Political Prisoner Advocacy (OPPA) adlı yeni bir federal yapı kurulması ve büyükelçi seviyesinde bir özel temsilcinin atanması öneriliyor. Bu birimin siyasi mahkûmların durumunu takip etmesi, ailelerle koordinasyon kurması, Kongre ve sivil toplumla birlikte çalışması ve ABD’nin diplomatik girişimlerini merkezi biçimde yönetmesi planlanıyor.

Raporda ayrıca siyasi mahkûmlar için resmi bir “keyfi olarak gözaltında tutuluyor” statüsü oluşturulması öneriliyor. Böylece siyasi tutuklular için, ABD’nin haksız yere gözaltına alınmış Amerikan vatandaşlarının serbest bırakılması süreçlerinde kullandığı mekanizmalara benzer daha güçlü bir diplomatik araç oluşturulması amaçlanıyor.

“Abbas’ın serbest bırakılması ABD’nin kararlılık testi olabilir”

Hudson Institute’un değerlendirmesine göre Gülşen Abbas dosyası, Washington’ın Çin’e yönelik insan hakları politikasının sembol vakalarından biri haline gelebilir.

Enstitü, Abbas’ın serbest bırakılmasının yalnızca 64 yaşındaki bir doktorun ailesine kavuşması anlamına gelmeyeceğini; ABD’nin ifade özgürlüğü, dini özgürlük, zorla çalıştırmayla mücadele ve Amerikan vatandaşlarının yurtdışındaki haklarının korunması konularındaki yaklaşımını da göstereceğini ifade ediliyor.

ABD daha önce Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik uygulamalar konusunda “soykırım ve insanlığa karşı suçlar” tespiti yapmıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ocak 2021 tarihli kararında Çin’in işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da Uygurlara ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik uygulamalarına ilişkin bu nitelendirme kullanılmıştı.

Bu nedenle Abbas dosyası, Washington’ın geçmişteki insan hakları değerlendirmelerini somut bir diplomatik girişime dönüştürüp dönüştüremeyeceği açısından da önem taşıyor.

Sonuç: Gözler Washington-Pekin görüşmelerinde

Gülşen Abbas, 2018’den bu yana Çin’de cezaevinde bulunuyor. ABD’deki ailesi ve insan hakları kuruluşları serbest bırakılması için yıllardır kampanya yürütürken, konu ABD Kongresi ve yönetiminin de gündeminde yer alıyor.

Hudson Institute’un 20 Ağustos 2026 tarihli raporu ise dosyayı yeni bir aşamaya taşıyarak Trump yönetimine doğrudan diplomatik baskı öneriyor: Çin ile yapılacak üst düzey görüşmelerde Gülşen Abbas’ın adı açık biçimde gündeme getirilmeli ve serbest bırakılması, Washington’ın öncelikli taleplerinden biri haline getirilmeli.

Raporun ortaya koyduğu temel soru ise şu: ABD, Çin ile stratejik ve ekonomik rekabet yürütürken insan hakları ve siyasi mahkûmlar konusunda sahip olduğu diplomatik ve ekonomik araçları ne ölçüde kullanacak?

Gülşen Abbas’ın dosyası, bu sorunun en somut sınavlarından biri olarak Washington’ın önünde duruyor.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir