Hayati Sedef (*)
Azerbaycan ve İlham Aliyev’in Değer Paradoksu
Azerbaycan Devlet Televizyonu’nda yapılan açıklamada, “Devlet, millî kimliğimize Arap-Fars değerleri katmaya yönelik her türlü girişimin önüne geçecektir. Bizim kendi millî değerlerimiz var.” ifadeleri kullanıldı.
Azerbaycan Devlet Başkanı ise ülkenin laik bir devlet olduğunu vurguluyor.
Peki, başörtüsü Arap-Fars kültürünün bir unsuru olarak görülüyorsa, sormak gerekmez mi?
Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede başörtüsü yabancı değer sayılırken laiklik nasıl oluyor da millî kimliğin vazgeçilmez bir parçası kabul ediliyor?
Başörtüsünü yabancı kültürlerin etkisi olarak görenler, laikliğin de belirli bir tarihsel ve düşünsel geçmişe sahip olduğunu bilmiyor mu?
Madem yabancı kültürlerin etkisinden korunmak isteniyor, neden bu ölçü yalnızca İslami değerlere uygulanıyor? Neden laiklik aynı sorgulamaya tabi tutulmuyor?
İslam’ın sembollerini millî kimliğe yabancı sayıp laikliği sorgulanamaz bir ilke olarak sunmak, açık bir çifte standart değil midir?
Asıl mesele şudur: Bir ülkenin millî kimliği adına o toplumun dinî değerleri dışlanırken, laiklik hangi gerekçeyle bu kimliğin merkezine yerleştiriliyor?
Başörtüsü yabancıysa laiklik neden yerli? İslami değerler sorgulanacaksa laiklik neden sorgulanmasın?
Millî değerleri savunmak, toplumun inancını ötekileştirmekle değil; o toplumun tarihine, kültürüne ve inançlarına saygı göstermekle mümkündür.
(*) Sayın Hayati Sedef’in sosyal medya hesabından alınmıştır.






















