Gazeteci Shen Qiija’nın X hesabından paylaştığı bilgilere göre, Çin’de rejim karşıtı açıklamaları nedeniyle iki yıl hapis cezasına çarptırılan ve 3 Ekim 2024 tarihinde tahliye edilen Wang, cezaevinden çıktıktan sonra da özgürlüğüne kavuşamadı.
🚀🔥我的天呐!新疆的教培集中营仍然存在。维吾尔族人也仍在受到中共当局严酷的迫害!
一个因发表反共言论获刑2年刚刚刑满释放不久,又面临再次被关进监狱被迫逃亡德国的汉族人王先生说:… pic.twitter.com/SUVnEdu7Gr
— 沈启家-惊雷 (@ShenShen18978) November 3, 2026
Wang, tahliyesinin ardından Çin güvenlik birimlerinin sürekli gözetim ve tehditlerine maruz kaldığını, Doğu Türkistan’daki toplama kampları ve cezaevlerinde yaşananları dış dünyaya anlatmaması yönünde uyarıldığını ifade etti.
“Uygurlar hâlâ toplama kamplarında tutuluyor”
Wang’ın aktardığına göre, Doğu Türkistan’daki sözde “mesleki eğitim ve öğretim merkezleri” varlığını sürdürüyor. Çok sayıda Uygur Türkü bu merkezlerde zorla tutuluyor ve Çince öğrenmeye mecbur bırakılıyor.
Bazı Uygurların üç-dört yıl boyunca bu merkezlerde tutulduğunu belirten Wang, siyasi incelemeden geçebilenlerin evlerine gönderildiğini, bu incelemeyi geçemeyenlerin ise mahkemeye sevk edilerek hapis cezalarına çarptırıldığını söyledi.
Wang, cezaevinde bulunduğu dönemde yaklaşık 6 bin mahkûmun bulunduğu bir hapishanede kaldığını ve bunların yaklaşık yüzde 90’ının Uygur Türklerinden oluştuğunu ifade etti. Mahkûmların önemli bir bölümünün 10 yılın üzerinde hapis cezalarına çarptırıldığını da sözlerine ekledi.
Uygur Türkçesi konuşmak için izin almak zorundalar
Wang’ın açıklamalarında en dikkat çekici iddialardan biri de cezaevlerinde Uygur Türkçesinin kullanımına yönelik baskılar oldu.
Wang, Uygur mahkûmların kendi ana dillerinde konuşabilmek için önceden idareden izin almak zorunda bırakıldığını, izinsiz konuşmaları hâlinde elektrikli coplarla işkenceye veya fiziksel şiddete maruz kalabildiklerini söyledi.
Mahkûmların gündelik davranışlarının ve konuşmalarının sürekli kayıt altına alındığını belirten Wang, gece uykusunda bağıran mahkûmların dahi nöbetçi görevliler tarafından uyandırılarak neden bağırdıklarına ilişkin açıklama yapmak zorunda bırakıldığını anlattı.
Wang, bu uygulamaların Uygur Türklerini kendi ana dillerinden uzaklaştırmayı ve zorla Çince konuşmaya mecbur bırakmayı amaçladığını söyledi.
İki yıl hapis cezasına çarptırıldı
Paylaşılan bilgilere göre Wang, Çin makamları tarafından “kamu düzenini bozma” olarak tercüme edilebilecek 寻衅滋事罪 (kavga çıkarma ve kargaşaya neden olma) suçlamasıyla iki yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Savcılık iddianamesinde, Wang’ın Ağustos-Eylül 2022 döneminde WeChat üzerinden üyesi olduğu 10 ayrı grupta Çin’in salgın politikaları, etnik politikaları, Tayvan politikası ve ülke liderlerine yönelik ifadeler paylaştığı belirtildi. Söz konusu grupların toplam üye sayısının 3 bin 220 olduğu kaydedildi.
Wang, 4 Ekim 2022’de Aletay Şehir Kamu Güvenliği Bürosu tarafından gözaltına alındı. Hakkındaki tutuklama kararı 15 Ekim 2022’de uygulandı. Aletay Şehir Halk Savcılığı 10 Ocak 2023 tarihinde davayı mahkemeye taşıdı.
Mahkeme sürecinin, gizlilik gerekçesiyle kamuya kapalı gerçekleştirildiği aktarıldı.
“Cezaevinden çıktım ama özgür olamadım”
3 Ekim 2024’te tahliye edilen Wang, cezaevinden çıkmasının ardından da Çin güvenlik güçlerinin baskısının devam ettiğini söyledi.
Wang’ın anlatımına göre, devlet güvenlik birimleri ve polis kendisini sık sık karakola çağırarak Doğu Türkistan’daki toplama kampları ve cezaevlerinde yaşananlar hakkında konuşmaması yönünde tehdit etti.
Sürekli gözetim altında tutulduğunu belirten Wang, evinden ayrıldığı zamanlarda güvenlik güçlerinin kendisini telefonla arayarak konum bilgisi göndermesini istediğini, zaman zaman evine giderek ailesine baskı yaptığını ileri sürdü.
Wang, yaşadıklarını şu sözlerle özetledi:
“Normal bir insan gibi yaşayamıyoruz. Ben hâlâ bir mahkûmum.”
Çin’den kaçarak Almanya’ya sığındı
Üzerindeki baskıların ve tehditlerin giderek ağırlaşması üzerine Çin’den kaçmaya karar veren Wang, 10 Eylül tarihinde ülkeyi terk etmeyi başardığını ve yakın zamanda Almanya’ya ulaştığını belirtti. Wang’ın Almanya’da siyasi sığınma başvurusunda bulunduğu bildirildi.
Çin yönetiminin Uygur Türklerine yönelik politikalarına karşı çıkan bir Han Çinlisi olduğunu vurgulayan Wang, kendisinin de bu nedenle hedef alındığını ifade etti.
Wang, uluslararası topluma çağrıda bulunarak Çin’deki insan hakları ihlallerine, özellikle de Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik baskılara daha fazla dikkat edilmesini istedi.
Almanya’ya ulaştıktan sonra kamuoyu önünde konuşmaya ve medya kuruluşlarına röportaj vermeye devam edeceğini belirten Wang’ın açıklamaları, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.





















