Fransız Le Monde gazetesine göre AfD bu sözlerden faydalanmakta gecikmedi ve Meretz’in etrafı asık suratlı gençlerle çevrili kompozit bir fotoğrafını “Meretz sizi Ukrayna’ya göndermek mi istiyor? “Meretz sizi Ukrayna’ya göndermek mi istiyor? Biz istemiyoruz!”.
Bu doğrudan mesaj, özellikle de zorunlu askerliğin geri getirilmesine ilişkin artan tartışmalar ışığında, geniş bir kesim arasında endişeye sebeb oldu.
Gazete, tartışmanın muhalefetle sınırlı kalmadığını, iktidar koalisyonu içinde de yayıldığını belirtti. Meretz’in asker gönderme ihtimalini kategorik olarak dışlamasını talep eden sesler, savaşa doğrudan müdahil olmanın tehlikeleri konusunda uyarıda bulundu. Diğerleri ise Almanya’nın tek taraflı bir hareketinin söz konusu olamayacağını savunarak konuyu açıkça ABD’nin katılımıyla ilişkilendirdi.
Gözlemciler, “güvenlik” ya da “barış şemsiyesi” misyonları altında bile olsa Alman birliklerinin olası konuşlandırılması tartışmalarının hızla ağır bir tarihsel hafızayla karşı karşıya kaldığına inanıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya siyasi kimliğini askeri müdahalelerden kaçınarak şekillendirdi ve o dönemi hatırlatan her tartışma toplumda özel hassasiyetler oluşturuyor.
Ukrayna tartışmalarına Federal Ordu’da yaşanan bir iç kriz eşlik ediyor.
Resmi raporlar, teçhizat ve ekipman eksikliğinin yanı sıra, hükümetin önümüzdeki yıllarda asker sayısını 203.000’e çıkarmayı hedeflediği, ancak mevcut rakamın sadece 180.000 olduğu açık bir işe alım krizi olduğunu doğruladı. Bu boşluk yeni bir dış angajmanın gerçekçiliği konusunda soru işaretleri oluşturuyor.
Federal Meclis’in askeri işler sorumlusu (CDU) Henning Otti Çarşamba günü DLF TV’de uyarıda bulundu: “Kaçınılması gereken bir şey var: Daha fazla görev kabul etmek ve personel kadrosunu güçlendirmemek.”
Bundeswehr, mevcut 180.000 olan asker sayısını 203.000’e çıkarmayı hedefliyor. Askerlik hizmetinin kademeli olarak yeniden başlatılmasını öngören bir yasa tasarısının da sonbaharda görüşülmesi bekleniyor.
Uzmanlar asker gönderme tartışmasının 2011’den bu yana askıda olan zorunlu askerlik konusunu da yeniden gündeme getirdiğini söylüyor. Sonbaharda sunulması beklenen yeni bir yasa tasarısı, çocuklarının kendilerini olası bir gerilimin ön saflarında bulmasından korkan Alman aileleri endişelendiriyor.
Merz ise net bir plan sunmadı; farklı senaryoların değerlendirilmesi gerektiğinden bahsetti ancak satır aralarında kalan sözleri Berlin’in politikasında olası bir değişikliğin işareti olarak yorumlandı.
Öfkeli tepkiler, kamuoyunun herhangi bir doğrudan askeri müdahale konusunda hala çok temkinli olduğunu ortaya koydu.

