Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin tarihî kökenlerine ilişkin resmî söylemiyle çelişen dikkat çekici bir belge gündeme geldi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mao Zedong’un, 7 Haziran 1960 tarihinde Arnavut komünist heyetiyle yaptığı görüşmeye ait tutanakta yer alan ifadeler, Uygurların Türk dünyasıyla tarihî ve etnik bağlarını tartışmaya açtı.
Prof. Dr. Mehmet Akif Okur’un X hesabında paylaştığı arşiv belgesine ilişkin bilgiler, Çin yönetiminin bugün savunduğu tarih anlatısıyla Mao döneminde kayda geçirilen değerlendirmeler arasındaki farklılığa işaret ediyor.
Karşıma çıkan bir arşiv belgesine göre ÇKP’nin kurucu önderi Mao Zedong, Uygurlarla Türkiye Türklerinin aynı milliyetten olduğunu kabul etmiş, Han Çinlilerinin ise kan bakımından saf olmadığını, pek çok milliyetin karışımı olduğunu söylemiş.
Belgeyi güncel kılan nokta, ÇHC’nin… pic.twitter.com/1cMAfi5izU— Mehmet Akif Okur (@MehmetAkifOkur) October 24, 2026
Mao’dan dikkat çeken sözler: “Aynı milliyettendirler”
Arnavutluk Merkez Devlet Arşivleri’nde muhafaza edilen ve Wilson Center’ın dijital arşiv koleksiyonunda da kaydının bulunduğu belirtilen görüşme tutanağı, Mao Zedong’un Türklerin tarihî hareketlerine ve Uygur lider Seyfeddin Azizi’ye ilişkin değerlendirmelerini içeriyor.
7 Haziran 1960 tarihli görüşmede Mao’nun, Türkiye Türkleri ile Seyfeddin Azizi’nin temsil ettiği topluluk arasında milliyet bağı kurduğu aktarılıyor. Tutanakta Mao’ya atfedilen ifadelerden biri şöyle:
“Onlar Doğu’dan geldiler ve Yoldaş Seyfeddin ile aynı milliyettendirler.”
Mao’nun konuşmasının devamında Türk topluluklarının geçmişte bugünkü Çin topraklarından batıya doğru hareket ettiğini, bölgede kalan topluluklardan birinin de Seyfeddin Azizi tarafından temsil edildiğini söylediği belirtiliyor.
Bu ifadeler, Çin Komünist Partisi’nin kurucu liderinin 1960 yılındaki değerlendirmelerinde Uygur lider ile Türkiye Türkleri arasında ortak bir milliyet bağı kurduğunu gösteriyor.
Pekin’in 2019 tarihli raporu ne diyor?
Mao’nun arşivdeki sözlerini daha da dikkat çekici hâle getiren gelişme, Çin yönetiminin Uygurların kökenine ilişkin günümüzdeki resmî yaklaşımı.
Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi tarafından Temmuz 2019’da yayımlanan “Sincan’a İlişkin Tarihî Meseleler” başlıklı beyaz kitapta, Uygur etnik grubunun uzun bir göç ve bütünleşme süreci sonucunda oluştuğu ileri sürülüyor.
Belgenin Uygurların kökenini ele alan bölümünde, Uygurların başlıca atalarının Sui ve Tang hanedanları döneminde Moğol Platosu’nda yaşayan eski Uygur toplulukları olduğu savunuluyor. Aynı metinde, günümüz Uygurlarının Türklerin torunları olduğu yönündeki görüş reddediliyor.
Çin yönetimi, Türk dilleri ailesine mensup halklarla Türk etnik kimliği arasında ayrım yaparak Uygurların doğrudan Türklerin soyundan geldiği iddiasına karşı çıkıyor.
Böylece Mao’ya atfedilen 1960 tarihli sözlerle Pekin’in 2019’da yayımladığı resmî metin arasında belirgin bir yaklaşım farkı ortaya çıkıyor. Bir tarafta Uygur lider Seyfeddin Azizi ile Türkiye Türkleri arasında ortak milliyet bağı kuran bir ifade, diğer tarafta ise günümüz Uygurlarının Türklerin torunları olmadığını savunan resmî bir tarih anlatısı bulunuyor.
Uygurca, Türk dilleri ailesinin Karluk kolunda yer alıyor. Uygurların dili, kültürel mirası ve Orta Asya tarihiyle ilişkileri, Türk dünyasıyla bağlarının değerlendirilmesinde önemli bir yere sahip. Bununla birlikte, tarihî toplulukların oluşumu ve farklı halkların birbirleriyle ilişkileri, yalnızca tek bir liderin açıklamasıyla değil, dilbilimsel, arkeolojik ve tarihî kaynakların birlikte incelenmesiyle değerlendirilmesi gereken konular arasında bulunuyor.
Çin yönetiminin 2019 tarihli beyaz kitabı ise Uygurların tarihini Çin ulusal kimliği çerçevesinde ele alıyor ve Uygurların Türklerle soy bağı bulunduğu görüşünü reddediyor. Bu yaklaşım, Uygur kimliğini Türk dünyasının tarihî ve kültürel bütünlüğü içinde değerlendiren görüşlerle açık biçimde ayrışıyor.
Mao’nun arşiv kaydı, bu farklılığın geçmişteki Çin liderliğinin ifadeleri üzerinden de incelenmesine imkân veriyor.
Mao, Han Çinlilerinin kökenlerine de değiniyor
Görüşme tutanağında Mao’nun yalnızca Türkler ve Uygurlar hakkında değil, Han Çinlilerinin etnik oluşumu hakkında da değerlendirmelerde bulunduğu aktarılıyor.
Mao’ya atfedilen bir başka ifadede, Han topluluğunun farklı küçük grupların kaynaşmasıyla oluştuğu belirtiliyor. Bu sözler, Çin toplumunun tarihî oluşumuna ilişkin Mao’nun kendi değerlendirmelerini yansıtıyor.
Arşiv belgesi neden önemli?
Söz konusu görüşmenin arşiv künyesi, Arnavutluk Merkez Devlet Arşivleri’nde 14/AP fonu, 1960 yılı, 3 numaralı dosya, 1-9. varaklar olarak belirtiliyor. Görüşmenin 7 Haziran 1960’ta gerçekleştirildiği ve Arnavut heyetinden Lira Belishova, Haxhi Lleshi ile Vasil Nathanaili’nin toplantıda yer aldığı aktarılıyor.
Belgenin önemi, Mao’nun sözlerinin günümüzde Çin yönetiminin benimsediği resmî tarih anlatısıyla karşılaştırılabilmesinden kaynaklanıyor. Arşiv kaydı, Pekin’in bugünkü yaklaşımının geçmişteki Çin liderliğinin değerlendirmeleriyle ne ölçüde örtüştüğü sorusunu gündeme getiriyor.
Mao’nun 1960 yılında kayda geçirilen sözleri ile Şi Cinping dönemindeki resmî tarih anlatısı arasındaki bu farklılık, Uygur Türklerinin tarihî kimliği üzerindeki tartışmanın yalnızca günümüz siyasi söylemiyle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Uygurların Türk dünyasıyla tarihî bağları, dilsel yakınlıkları ve kültürel mirasları çerçevesinde tartışılmaya devam ederken, Mao’ya atfedilen bu sözler Çin’in resmî anlatısının tarihî kaynaklar ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor.




















