Başkurt, Tatar ve Saha halklarının bağımsızlık yanlısı hareketlerini temsil eden isimler, Rusya’nın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile yakınlaşma girişimine tepki gösterdi. Özgür Milletler Birliği (League of Free Nations) bünyesindeki temsilciler tarafından 31 Ekim’de yayımlanan ortak açıklamada, TDT üyesi ülkelere Rusya’nın gözlemci statüsüyle teşkilata kabul edilmemesi ve “TDT+” formatına dahil edilmemesi çağrısı yapıldı.
Açıklamaya Çuvaş, Tuva ve Hakas hareketlerinin temsilcileri de destek verdi.
Tepkinin merkezinde, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in 30 Ekim’de Ankara’da düzenlenen 13. TDT Zirvesi’nde gündeme getirdiği öneri bulunuyor. Tokayev, Rusya’nın gözlemci statüsüyle veya “TDT+” formatında teşkilatla ilişkilendirilmesini önermiş, bu girişimine gerekçe olarak Rusya sınırları içerisinde yaşayan Türk halklarının varlığını göstermişti.
Ancak ortak açıklamayı imzalayan temsilciler, Rusya yönetiminin ülkedeki Türk halklarını bağımsız biçimde temsil etmediğini belirterek bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Rusya’daki Türk halklarının bağımsız bir sese sahip olma hakkı, Moskova’nın onların adına konuşma hakkıyla ikame edilemez” ifadelerine yer verildi.
“Kremlin’in nüfuzunu genişletme aracına dönüşebilir”
Açıklamada, Rusya Federasyonu bünyesindeki Türk cumhuriyetlerinin yöneticilerinin gerçek anlamda siyasi özerkliğe sahip olmadığına dikkat çekildi. Moskova’nın TDT ile kurumsal bir yakınlaşma sağlamasının, bağımsız Türk devletleri üzerinde Kremlin’in siyasi nüfuzunu artırmak için kullanılabileceği belirtildi.
Temsilciler, Rusya’nın teşkilatla yakınlaşmasının Türk dünyasının birliğine katkı sunmak yerine, tarihî ve kültürel bağların Rus dış politikasının çıkarları doğrultusunda kullanılmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Türk halklarının uluslararası bağlarına müdahale hatırlatıldı
Ortak açıklamada, Rusya yönetiminin Türk halklarının uluslararası kültürel ilişkilerini sınırlandıran geçmiş uygulamaları da gündeme getirildi.
Aralık 2015’te Rusya Kültür Bakanlığının Altay, Başkurdistan, Saha (Yakutistan), Tataristan, Tuva ve Hakasya’dan TURKSOY Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı ile ilişkilerini kesmelerini talep ettiği hatırlatıldı.
Bu gelişmenin, Rusya bünyesindeki Türk halklarının Türk dünyasıyla bağımsız ilişkiler geliştirmesinin Moskova tarafından engellendiğinin önemli göstergelerinden biri olduğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca millî aktivistlere yönelik baskılar, VTOC ve Başkurt millî kuruluşlarının yasaklanması, Baymak davası kapsamında yaşanan tutuklamalar ve ana dillerde eğitim imkânlarının daraltılması gibi konulara dikkat çekildi.
Altaylı aktivist Aruna Arna’nın Haziran 2026’da Telegram kanalında iki şarkı yayımlaması nedeniyle “terörizmi meşrulaştırma” suçlamasıyla beş yıl hapis cezasına çarptırılması da örnek olarak gösterildi.
Türk halklarının Ukrayna savaşına katılımı da gündemde
Açıklamanın önemli başlıklarından biri de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta Türk halklarının mensuplarının yer alması oldu.
Temsilciler, Türk halklarının yaşadığı bölgelerde askerî ve idari baskı uygulandığını, vatandaşların savaşa katılmaya zorlandığına ilişkin iddiaları ve Rus ordusuna asker alımında aldatma ve baskı yöntemlerinin kullanıldığına dair bildirimleri gündeme taşıdı.
Rusya yönetimine altı maddelik çağrı
Açıklamayı imzalayan temsilciler, Rusya yönetimine yönelik altı temel talep de sıraladı:
- Türk halklarının uluslararası kültürel ve siyasi ilişkilerine yönelik kısıtlamalara son verilmesi.
- Millî aktivistlere, insan hakları savunucularına ve kamu kuruluşlarına yönelik baskıların durdurulması.
- Türk dillerinde tam kapsamlı eğitim imkânlarının yeniden sağlanması.
- Savaşa katılım konusunda zorlamaya ve asker alımındaki aldatma yöntemlerine son verilmesi.
- Türk cumhuriyetlerinde yaşayan halkların kendi doğal kaynaklarını yönetme konusunda gerçek hakka sahip olması.
- Halkların millî gelişim, özyönetim ve geleceklerini bağımsız biçimde belirleme haklarının güvence altına alınması.
Açıklamada, bu talepler karşılanmadan Rusya’nın TDT ile yakınlaşmasının Türk dünyasının birliği olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Böyle bir girişimin, Kremlin’in bağımsız Türk devletleri üzerindeki siyasi etkisini genişletme ve tarihî-kültürel bağları Rusya’nın dış politika hedefleri doğrultusunda kullanma girişimine dönüşebileceği belirtildi.
Açıklamayı kimler imzaladı?
31 Ekim tarihli ortak açıklamayı Başkurt hareketinden Ruslan Gabbasov; Tatar kuruluşlarından Ruslan Aysin, Sergey Ismagilov ve Aida Abdrakhmanova; Saha’nın Bağımsızlığı Hareketi’nden Raisa Zubareva imzaladı.
Açıklamaya ayrıca Çuvaş hareketinden Rodion Evdokimov (İlmar Yankas), Tuva hareketinden Eres Kara-Sal ve Hakas hareketinden Amina Akhpasheva destek verdi.
Temsilcilerin ortak mesajı ise açık: Rusya sınırları içerisinde yaşayan Türk halklarının hakları ve iradesi, Moskova yönetiminin temsil iddiasına indirgenemez. Türk dünyasının birliği, bu halkların kendi kimliklerini, siyasi iradelerini ve bağımsız ilişkilerini özgürce geliştirebildiği bir zeminde mümkün olabilir.






















