Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi İbrahim Albi, Genel Kurul oturumu sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin “bu acının inkâr edildiği ve kurbanların çektiği ıstırabın göz ardı edildiği karanlık bir dönemden, ışığa kucak açan bir döneme geçtiğini” belirtti ve Suriye’nin bu konuyu “tamamen şeffaf bir şekilde” ele aldığını ve mağdurlara destek sağlamak için uluslararası desteği harekete geçirdiğini vurguladı.
Ayrıca, aralarında Suriyeli kadınların da bulunduğu pek çok kadının, yakın tarihin en büyük kayıp krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldığını belirtti; bu kadınların metanetini ve konuyu uluslararası platformlara taşımadaki rollerini övdü; bir dizi kadının sadece kayıpları aramakla kalmayıp, kendilerinin de kayıplar arasında yer aldığını vurguladı.
Suriye Dışişleri Bakanı Es’ad El-Şeybani ise kararın oybirliğiyle kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı ve bunun Suriye’nin yakın tarihinde Birleşmiş Milletler’e sunduğu ilk karar tasarısı olduğunu belirterek, bu durumun ülkenin uluslararası platformlarda daha etkin bir role geçişini ve ulusal bir meselenin küresel boyutlu bir insani meseleye dönüşmesini yansıttığını ifade etti.
El-Şeybani, kararın kayıp yakınlarını arama yükünü omuzlarında taşıyan ve gerçeği öğrenme hakkından vazgeçmeden uzun yıllar süren bekleyiş ve ıstırapla yüzleşen kadınları onurlandırdığını belirterek, bu kadınların mücadelesinin Suriye’nin adalet ve eşitlik yolundaki yürüyüşünün bir parçası olarak kalacağını vurguladı.
Suriye’deki Kayıp Kişiler Ulusal Kurulu da Uluslararası Günün kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı ve bu girişimin ülkedeki kayıp kişilerin ailelerinin deneyimlerinden yola çıktığını açıkladı. Kurul, BM’nin bu tanıma kararının, Kurul’un “Ather” programı kapsamında yürütülen somut adımlarla aynı zamana denk geldiğini belirtti.
Suriye’deki kayıp kişiler meselesi, ülkenin en önemli insani sorunlarından biridir; Birleşmiş Milletler’e bağlı Suriye’deki Kayıp Kişilerle İlgili Bağımsız Kurum’un başkanı Karla Kintana, daha önce ülkenin dünyadaki en fazla kayıp kişiye sahip ülkelerden biri olduğunu doğrulamış ve yüzbinlerce kişinin akıbetinin ortaya çıkarılmasının, Suriye’nin çatışma sonrası dönemde karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri olduğunu belirtmişti.
Kintana daha önce, kurumun işlediği belge sayısının 90 bini aştığını, yüzlerce toplu mezarın belgelendiğini ve yerlerinin tespit edildiğini, ayrıca devrik Başkan Beşar Esad rejimi döneminde güvenlik merkezlerinden ve gözaltı merkezlerinden geçen 500’den fazla çocuğu içeren karmaşık dosyaların takip edildiğini açıklamıştı.





















