1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Türkiye ekonomisine Çin işgali

Türkiye ekonomisine Çin işgali

Çinli şirketlerin, devlet sübvansiyonları, uzun vadeli kredi ve insan haklarına aykırı istihdam politikalarıyla ürettikleri mallar dünyayı istila ediyor. Türkiye’nin de 2025 yılındaki 92,9 milyar dolarlık dış ticaret açığının yaklaşık yarısı Çin’le yapılan ticaretten kaynaklandı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin yerli üretim gücü, Çin’in tüm dünyayı saran ticari istilasının karşısında zor durumda kalıyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarına aykırı hareket etmekle suçlanan ve sıklıkla birçok ülkede soruşturmalara uğrayan Çinli şirketlerin, küresel ekonomiyi sarsan etkisi durdurulamıyor.

Bu durum, dış ticaretimizdeki rakamlara yansıyor. Çin’in ihracatı, 2025’te ABD’yle ticaret savaşlarına rağmen artış kaydederken; ülkenin dış ticaret fazlası yıllık ilk kez 1 trilyon doları aşarak rekor kırdı. Aynı dönemdeki ihracatı ise, yıllık yüzde 5,5 artışla 3,77 trilyon dolara ulaşırken; ithalatı 2,58 trilyon dolar oldu. Pekin yönetimi, bu rakamlarla dünyanın ‘fabrikası’ ünvanını pekiştirdi. Çinli firmaların teknolojik dönüşüm ve lojistik hakimiyetiyle global çapta el atmadığı sektör kalmazken, bu devasa ekonomik genişleme, Türkiye gibi bölgesel üretim ve lojistik üssü olma vizyonuna sahip aktörler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.

İlginizi Çekebilir
thumbnail

Adrian Zenz Raporu: Çin’in Doğu Türkistan’daki Zorla Çalıştırma Sistemi Küresel Alarm Veriyor

Haberi görüntüle

DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZIN YARISI ÇİN KAYNAKLI

Ülkemizin, Uzak Doğu ile olan ticari ilişkileri, son yıllarda yerli üretici aleyhine açılan uçurumun kenarında şekilleniyor. 2024 yılı verilerine göre, Çin’e ihracatımız 3,4 milyar dolar, ithalatımız ise 44,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu rakamlar, bu ülkeye karşı verdiğimiz dış ticaret açığının 41,5 milyar dolar gibi kritik bir seviyeye ulaştığını ve ikili ticaret hacmindeki dengesizliğin 13 katın üzerine çıktığını gösteriyor. Türkiye’nin ihracatı, 2025’te bir önceki yıla göre, yüzde 4,4 yükselişte 273,36 milyar dolara, ithalatı da yüzde 6,2 artarak 365,37 milyar dolara yükseldi. Buna göre, geçen yıl dış ticaret açığımız yüzde 11,9 artarak 92,9 milyar doları buldu. 2025’te yüzde 10,3 artışla toplam ithalat artışının 5 puan üstüne çıkan Çin’den ithalatımız 49,6 milyar dolara dayandı. Dış ticaret açığımızın 50 milyarı bulan kısmı yani yarıdan fazlası Çin kaynaklı. Bu ülkeye ihracatımız ise 3 milyar dolar seviyesinde kaldı. Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi bölge ülkelere verdiğimiz dış açıkla beraber bu rakam, 65,3 milyar dolar düzeyine çıkarken; bu sene 80 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

ULUSAL SANAYİMİZİ KORUMAK İÇİN ÖNLEM ŞART

Bu devasa ticaret açığını dizginlemek ve yerli sanayiyi korumak amacıyla ithalatı caydırıcı önlemlerin yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Türkiye aleyhine oluşan ticaret dengesizliğini kırmak için içeride üretemediğimiz mallara vergi getirilmesi tartışılıyor. Demir-çelik, makine, ayakkabı, elektrikli motorlar, yedek parça, züccaciye, tekstil ve teknoloji gibi onlarca sektörde yerli üreticiyi teşvik edip, ithalatı caydırıcı önlem alınmasının gerekli olduğu söyleniyor. Çin istilasına karşı uygulanacak gümrük tarifeleri hazineye gelir sağlarken, bu ürünlerin sınırlarımızdan kolay girişini de engellemiş olacak. Yoğun devlet destekleri, vergi teşvikleri ve Afrika başta olmak üzere birçok ülkedeki ucuz iş gücünden elde edilen Çin mallarıyla rekabet etmek imkânsız hale geldi. Bu yüzden, ABD ve AB gibi güçler tarifelerle yüksek gümrük duvarları örüyor. Ulusal ekonomisini korumak isteyen birçok devlet, bu ülkeyle rekabet etmek yerine farklı ithalat kısıtlamaları uygulayıp, yerli üreticisini koruyor.

İTHALAT ARTTIKÇA ÇİN’DE YENİ FABRİKA AÇILIYOR BİZDE KAPANIYOR

Sanayici, Çin’den ithalatımızın neredeyse yüzde 90’ının Türkiye’de üretilen veya küçük ilave desteklerle geliştirilebilecek mallar olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle, ucuza ithal edilen her ürün; Çin sermayesini beslerken, yerli üreticiye zarar veriyor ve tesislerin kapanmasına neden oluyor.

Bu durumun tersine çevrilmesiyle, kapanan fabrikaların tekrar faaliyete başlayacağına dikkat çekiliyor. Yerli üretici, Türkiye’de üretilebilen ancak haksız rekabet nedeniyle ithalatı tercih edilen ürün gruplarında korumacı bir kalkan oluşturulmasının istihdamın korunması ve döviz çıkışının engellenmesi adına elzem olduğunu savunuyor. Sanayiciler, sadece bitmiş ürünlere değil, ham madde ve ara malı ithalatında da yerli alternatiflerin teşvik edilmesini bekliyor.

BYD’nin Manisa fiyaskosu

Çinli elektrikli araç üreticisi BYD’nin Manisa’da kuracağını açıkladığı fabrika yatırımından vazgeçmesi, Çin’in Türkiye pazarına bakışını ortaya koyan çarpıcı bir örnek oldu. Geçen yıl yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve yıllık 150 bin araç üretim kapasitesi vaadiyle imzalanan anlaşmaya rağmen Çin tarafı, sahada somut bir inşaat faaliyeti başlamadan yatırımdan vazgeçtiğini duyurdu. Türkiye’de yatırım ve üretim yapmaya yanaşmayan Çin’li BYD, yatırım teşvikleri kapsamında sağlanan imkânlar sayesinde bugüne kadar Türkiye’de yaklaşık 61 bin aracı avantajlı koşullarla sattı. Yatırım yapmadığı için BYD’nin sunduğu teminat mektubu devreye alındı ve şimdiye kadar oluşan vergi kaybı tahsil edildi.

MAKAS ÜLKEMİZİN ALEYHİNE AÇILIYOR

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu: “Çin ile olan ticaret dengesinde, mevcut yapısal koşullar değişmezse kısa vadede makasın daralmasını beklemek zor. Çin’in kapasite gücü ve maliyet avantajı özellikle ara mamulde baskı oluşturmaya devam ediyor. Çin ile oluşan ticaret makasını kapatmanın yolu fiyat rekabetinden değil, katma değer rekabetinden geçiyor. Bizim temel stratejimiz; ham madde ve yarı mamul yerine, işlenmiş, tasarım ve teknoloji yoğun ürün ihracatını artırmak. Demir ve demir dışı metaller sektörü, Türkiye sanayisinin temel taşıdır. Bu ülkeyle ticarette yaşanan dengesizlik önemli bir başlık olmakla birlikte, biz sektörümüzün üretim gücüne ve ihracat kabiliyetine güveniyoruz. Önümüzdeki dönemde en kritik konular; enerji maliyetleri, yeşil dönüşüm süreci ve finansmana erişim olacak. Rekabet gücümüzü kalıcı şekilde artırmak için hem ölçek hem teknoloji hem de sürdürülebilirlik alanında güçlü adımlar atmamız gerekiyor.”

 

MAHKUMLARI 1 DOLARIN ALTINDA ÇALIŞTIRIYOR

Çin’in kendi ihracatçılarına sağladığı yüzde 12-30 aralığındaki döviz desteklerine karşılık Türkiye’nin de yerli üretim kaslarını güçlendirecek adımlar atması, 2026 senesi dış ticaret açığını makul seviyelere çekmek için en kritik viraj olarak görülüyor. Ucuz iş gücü ve ham madde avantajından yararlanan Çinli şirketler, kimi zaman gelişmiş ülkelere kimi zaman da Afrika’nın fakir bölgelerindeki onlarca sektöre sızmayı başarıyor. Öte yandan, Çinli mahkumların başka ülkelerde insanlık dışı şartlarda çalıştırıldığı sıkça gündeme geliyor. Ülkenin ucuz mal üretmesinin en önemli nedeni olarak Uluslararası Çalışma Örgütü kuralları dışındaki uygulamaları gösteriliyor.

ÜRETİM ÜSSÜ MÜ OLACAĞIZ ÇİN MALLARININ GEÇİŞ KÖPRÜSÜ MÜ?

Türkiye’nin son on yılda gerçekleştirdiği devasa ulaştırma ve altyapı yatırımları, Türkiye’yi Asya ve Avrupa arasında bir ticaret köprüsü yapmayı hedefliyor. Ancak Çin menşeli ucuz ürünlerin iç pazara daha hızlı girmesi ülke ekonomisine zarar veriyor. Çin’in uyguladığı ucuz mal stratejisinin sadece bir aldatmaca olduğuna dikkat çekiliyor. Çinli şirketlerin, piyasayı ele geçirdikten sonra yeniden fiyat yükseltmeye başladığı biliniyor. Bu tehlikeli politika, Türkiye’nin pandemi sonrasında üretim üssü olma amacını bir tür ‘transit geçiş noktası’ olma riskiyle baş başa bırakıyor. Nitekim bu riski fark eden ABD, uyguladığı tarifeler sayesinde Çin karşısında verdiği ticaret açığını geçen yıl yaklaşık yüzde 32 azalışla 202,1 milyar dolara düşürmeyi başardı.

Kaynak: Yeni Şafak Gazetesi – Orhan Orhun Ünal

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir