MAZLUMDER X hesabından yaptığı açıklamada, Türkmenistan vatandaşı muhalif aktivistler Abdulla Orusov ile Alişer Sakhatov’un akıbetlerini Göç idaresine sordu.
Kuruluş, Orusov ile Sahatov’un, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında “geri gönderilemeyecek kişiler listesindeyken” hâlâ belirsiz bir statüde tutulduklarını vurguladı . Bu durum, sadece hukuki değil, insani sorumluluk boyutuyla da ele alınması gereken bir mesele olarak öne çıkıyor.
MAZLUMDER açıklamasında, “Göç idaresinin beyanlarına göre Abdulla Orusov ve Alişer Sakhatov, 24 Temmuz günü idari gözetim altında tutuldukları Edirne Geri Gönderme Merkezi’nden, Sinop’a gitmeleri kaydıyla serbest bırakılmışlardır. Ancak göç idaresinin beyanlarının aksine kendilerinden bu tarihten beri haber alınamamaktadır ve bu durum Türkmenistan’a sınır dışı edilmiş olabilecekleri yönünde güçlü şüpheler uyandırmaktadır.” denildi.
MAZLUMDER Türkmenistan’daki dikta rejiminin uygulamalarına dikkat çekerek; “Abdulla Orusov ve Alişer Sakhatov, 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında geri gönderilemeyecekler listesindedir. Türkmenistan’a yahut Türkmenistan’a iade edecek üçünçü bir ülkeye sınır dışı edilmeleri halinde hayatları ciddi risk altında olacaktır. Mevcut şartlarda Türkmenistan, yoğun insan hakkı ihlallerinin yaşandığı, işkencenin sıradan olduğu, siyasi mahkumların ortadan kaldırıldığı ve kolayca ölüm cezası verilebilen bir ülkedir. Türkiye’den daha önce sınır dışı edilen Türkmen aktivist Farhad Durdyyew gibi bazı isimlerden maalesef bir daha haber alınamamıştır.” dedi.
Uluslararası uygulamalarda da benzer vakalarda, geri gönderilmeme ilkesine uygun şekilde bireylerin statüsü belirlenmeden sürgün edilmeleri engellenmektedir.
Bu gelişme, özellikle Türkiye’deki göçmen hakları bağlamında hukukun üstünlüğü, uluslararası yükümlülükler ve bireysel adaletin nasıl sağlandığı sorusunu yeniden gündeme getirdi.

