Türkiye’nin gündemindeki fon soruşturmasına ilişkin tartışmalar sürerken, Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu’nun kaleme aldığı yazı dikkat çekti. Likoğlu, 28 Ekim 2026 tarihli “Size kim ‘Gel gel’ dedi!” başlıklı yazısında, fon kriziyle ilgili ortaya çıkan gelişmeleri değerlendirirken soruşturma kapsamında karşılaşıldığı belirtilen dikkat çekici bir ifadeyi gündeme taşıdı.
Likoğlu, yazısında, haksız kazanç elde ettiği öne sürülen bazı kişilerin paraları gönüllü olarak iade ettiğine ilişkin bilgilerin bulunduğunu aktardı. Ancak yapılan iadelerin, yatırımcıların toplam alacaklarıyla karşılaştırıldığında henüz sınırlı düzeyde kaldığını vurguladı.
“Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı”
Hüseyin Likoğlu’nun yazısında en çok dikkat çeken bölüm ise soruşturmada adı geçen bir kişiyle ilgili aktarılan sözler oldu.
Likoğlu, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım”
Söz konusu ifadelerin kulaktan kulağa dolaştığını belirten Likoğlu, meselenin yalnızca elde edilen kazançların iadesinden ibaret olmadığını kaydetti. Yazıda, bu sözleri söylediği ileri sürülen kişinin kimliği açıklanmadı.
455 bin yatırımcının alacakları gündemde
Fon krizinin ekonomik boyutuna da değinen Likoğlu, yaklaşık 455 bin yatırımcının durumuna dikkat çekti. Yazıda, yatırımcıların önemli bir bölümünün alacaklarının karşılanabilmesinin beklendiği, yüksek miktarda yatırım yapanların ise ödemeler için daha uzun süre beklemek zorunda kalabileceği ifade edildi.
Fonların tasfiyesi kapsamında yasal düzenlemenin Meclis’ten geçtiğini ve Resmî Gazete’de yayımlandığını belirten Likoğlu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde her fon için ayrı hesaplar oluşturulduğunu aktardı. Yazıya göre, tasfiye işlemlerinden elde edilecek gelirlerin yatırımcılara dağıtılması planlanırken, 1 milyon lira ve altındaki alacaklar için ödemeler de başlamış durumda.
Likoğlu, atılan adımların önemli olduğunu ancak yaşananların tüm boyutlarıyla aydınlatılması gerektiğini vurguladı.
“Hâlâ birtakım dirençler de söz konusu”
Soruşturma kapsamında bazı görevden almalar ve tutuklamaların gerçekleştiğini hatırlatan Likoğlu, sürecin kararlılıkla yürütülmesinin önemine işaret etti. Buna karşın soruşturmanın önünde bazı dirençlerin bulunduğuna ilişkin değerlendirmelere de yer verdi.
Yazıda, Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) kapsamlı bir inceleme yürüttüğü ve yargı makamlarının da titiz bir çalışma içerisinde olduğu belirtildi.
Likoğlu, fon krizinin kamuoyunda yanlış yönlendirmelerle farklı bir noktaya çekilmesinin gerçek sorumluların ortaya çıkarılmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Tüm fonların aynı şekilde değerlendirilmesine yol açabilecek genellemelerin de finans piyasalarına zarar verebileceğini ifade etti.
“Asıl mesele, bu kapanı kimin kurduğunu bulmak”
Fon krizinin yalnızca aşırı kazanç elde etme arzusuyla açıklanamayacağını savunan Likoğlu, sistemin nasıl kurulduğunun ve yatırımcıların bu sürece kimler tarafından yönlendirildiğinin araştırılması gerektiğini belirtti.
Yazar, parasını iade eden kişilerin durumunun değerlendirilmesinin yanı sıra, bu kişilerin sisteme nasıl dahil olduklarının da sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
Likoğlu, yazısını şu soruyla özetledi: “Seni bu sisteme kim davet etti?”
Fon soruşturmasının yalnızca mağdurların zararlarının karşılanmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Likoğlu, sistemin arkasındaki bağlantıların ortaya çıkarılmasının, benzer olayların gelecekte yaşanmaması açısından önem taşıdığını vurguladı.
Kaynak: Yeni Şafak – Hüseyin Likoğlu, “Size kim ‘Gel gel’ dedi!”





















